İzmir'de spora gönül vermiş insanların özlemleri vardır...
İstemleri vardır; bugüne dek ötelenmiş, bireysel hırslar, çıkarlar uğruna görülmemiş sorunların çözümü için!..
Her gelenin kendince 'ilkeler' belirlediği spor kulüplerinin, işin doğasına uygun yönetilmesine ilişkin beklentileri vardır!..
Camiasını kucaklayan; yandaş kitlesini gruplara ayırmayan!..
Gelmiş-geçmiş yöneticilerini dışlamayan; her daim ve her yerde gerektiğinde saygısını gösteren yönetimlere gereksinimi vardır kulüplerin!..
Ve ne olursa olsun...
Sporun barış, dostluk, kardeşlik ve sevgi gibi evrensel değerler taşıdığının bilinciyle...
Tüm spor kulüpleri, yöneticileri ve taraftarlarına saygıyı önde tutan; kitleleri 'spor adamlığı' erdemliliğiyle kucaklayan insanlara gereksinimi vardır bu kentin olduğu kadar ulusun!..
X
İçinde insan sevgisi olan herkesin yapması gereken şey karşısındakine saygı duymaksa eğer...
İzmir, özlemini duyduğu bir tablonun ilk örneğini gördü!..
Tarihleri boyunca yaşadıkları 'ezeli rekabet' ortamı içerisinde 'düşman kardeşler' olarak anılan Göztepe ve Karşıyaka, körfezde 'barış köprüsü'nü kurdu...
Göztepe AŞ Başkanı Hüseyin Altınbaş'ın, Karşıyaka Başkanı Fatih Diniz'i kulüpte ziyaret etmesi bir 'saygı' göstergesidir!..
Neresinden baksanız yirmi yılı bulan bir süre sonra gerçekleşen bu ziyareti 'dostça yaşanılası bir birlekteliğin' yeniden oluşumu için ilk adım olarak da adlandırabiliriz...
Kulüplerin tarihi kimliklerine yakışır bir olgunlukla ve aynı kentin bileşenleri olarak her ne kadar 'dost' oldukları söylense de; birbirleriyle belki de ilk kez karşılaşan insanların bu saygın ziyareti sadece bir 'adım' olsa gerek!..
Adına ne derseniz deyin...
Sonuçta, tarihe olumlu izler bırakması istenen bir buluşma gerçekleşmiştir ve bunun sahalara yansıması en büyük dilek olarak ortadadır!..
Yıllardır taraftar kitlelerini birbirine düşüren; insanları bir savaş alanında karşı karşıya gelmişler gibi kışkırtan yönetici profillerinin ortadan çekilip, 'spor yöneticisi' kimliği edinmişlerin görevde olmasıdır doğru olan!..
İkincil dileğimiz de bu tür kişiliklerin kulüplerde etkin kılınmasıdır!..
X
Bir ziyaret, bir etkin davranış neler yaratıyor bakınız!..
Aslında spor alanlarında da artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını bize Gezi Direnişi'ndeki taraftar birlikteliği gösteriyordu!..
Birlikte maç izleme özlemlerini...
Sorunlarını ortak dillendirme istemlerini...
Sevdalı oldukları kulüplerini 'kendilerini anlayan' kişilerin yönetmesini...
Tribünlere emniyet güçlerinin baskısından doğan yakınmalarına 'kulak verilmesini' isteyen taraftar kitlelerinin en büyük dileklerinden biri de...
'Kavgayı körükleyen' değil, 'barışı kucaklayan'; 'şikeci değil', 'yarışmacı ruhu' taşıyan yöneticilerdi...
X
Hüseyin Altınbaş bir 'adım' attı...
Kentin kulüplere ve yönetici profiline bakış açısında değişik bir ışık yaktı...
Bu ışık geleceği nasıl aydınlatacak?..
İzmir'in tüm kulüpleriyle böylesi bir 'dostluk' ortamına katılımı nasıl olacak?..
Spor alanlarında barışçıl görüntüleri, sevgiyi ve saygıyı önde görmek isteyen taraftarlara yansıması ne olacak hep birlikte göreceğiz!..
O adımı ve anlamını, anlayan anladı zaten!..