Anayasa mahkemesi, odalar yönetimlerinin sadece iki defa üst üste seçilebilme kanununu iptal etti. AYM diyor ki,bu kişiler serbest seçimle işbaşına geliyor,oy aldığı müddetçe tekrar seçilebilirler.
AYM temel bir hata yapıyor, o da odaların birere Sivil Toplum Kuruluşu (STK) olmadığı gerçeğidir.
Odalar kanunu tanımlanan bütün mesleklerde insanlara zorunlu kayıt getiriyor. Gelişmiş ülkelerde zorunlu olarak kayıt edilen meslek kurumları yok. Örneğin ziraat yapıyorsun, ziraat odasına kayıt olacaksın. Odanın seninle ilgilenmesi, sana hizmet üretmesine gerek yok. Neden? Çiftçi zaten zorunlu olarak kayıt olacak. Çiftçi odaya her yıl bir aidat verecek, sonra da her bir tasdik için ayrıca para ödeyecek.
Tarım Bakanlığının verdiği ürün ve mazot desteği için odaya kayıt belgesi aranıyor. Çiftçi de devletin tapusu ile tarım yaptığını bağlı olduğu köyün muhtar ve ihtiyar heyetine beyan ediyor. Tarım yapıyorsa beyanı tasdik ediliyor. Devlet kendi tapusuna ve muhtarına güvenmiyor bir de ziraat odası mühürlesin diyor. Hal böyle olunca oda hem aidatı tahsil ediyor, hem de tasdik parası alıyor.
Üyeler odaya kerhen zorunlu olarak yazıldığından, seçimlerine ilgi duymuyor, yönetim de kendi arkadaşları ile seçim yapıyor. Böylece ayni ekip 20-30 yıldır oda yönetimindeler. Bazı oda yöneticileri astronomik maaşlar alabilmektedirler.
Doğru olan odaya ihtiyari kayıttır. Tıpkı işçi ve işveren sendikalarında ihtiyari kayıt olduğu gibi. Zorunlu kayıt odaları Devletin bir yan kuruluşu haline getirir. Sivil Toplum Kuruluşu olması söz konusu olamaz. Odalar STK olduğu takdirde yönetime tekrar tekrar seçilme imkanına sınırlama koymak yanlış olur.
Odaların bu yapısı ile yönetimlere müteaddit defalar seçilme imkanı vermek fevkalade yanlıştır. Anayasa Mahkemesi, odaların Sivil Toplum Kuruluşu olduğu gerekçesi ile kanun maddesini iptal etmiştir, bu iptali hatalıdır. Bu hatanın düzeltilmesi yeni anayasa ya kalmış görünmektedir.