Altınordu, Alanyaspor'a da puan kaptırdı.
Şeytan, kendi evinde öyle cömert ki...
İki hafta önce Tepecik'e son 9 dakikada yediği üç golle bir puan armağan etmişti.
Alanya maçı başlamadan önce başlayan yağmur, zeminde birikiyordu.
Öyle bir zamanda yağmur durdu ki, Altınordu için piyangoydu.
Hava da zemin de futbol oynamaya uygundu.
Tek sorun, balçık değildi ama zeminin kaygan oluşuydu.
Alsancak Stadı, yenilenen zeminiyle artık öyle kolay kolay balçık hale gelmiyor.
Her iki takımın da kontrollü oynadığı bir ilk yarı seyrettik.
Orta alanda geçti ilk yarının tamamı...
Zeminin kaygan olması, iki takım için de ana problemdi.
Bol bol pas hatası yapıldı.
Bu nedenle takımlar geriye, daha çok koşmak zorunda kaldılar.
Bu durum da erken yorulmalarına sebep oldu.
Bolca yapılan fauller maçın temposunu düşürdü.
Altınordulu oyuncular, kararlar sonrası hakemle çok uğraştılar.
Oyunu bırakıp hakemle uğraşmak, takımlarına zarar verir.
İkinci yarıda her iki takım da zaman zaman risk alarak oynadı.
Gol pozisyonlarına da girdiler.
Ama iki takım da yoruldu.
Yorgunluk yüzünden takım boyları, 50-60 metrelere çıktı.
Birbirlerinin kalelerine rahatça gittiler.
Hatta belli zamanlarda takım bütünlükleri de bozuldu.
Orta alanda 10 kişi, ceza alanında 10 kişi vardı.
Ortada büyük boşluklar oluştu.
Altınordu, böyle bir maçtan galip ayrılmalıydı.
Penaltıda oldukça şanslıydılar.
İç sahada gol atma becerisi göstermeliydiler.
Altınordu takımının içeride en büyük eksiği, önde topu tutacak oyuncusunun olmaması.
Önde oynayan dört oyuncusu süratli ama sürekli duvara tosluyorlar.
Geri dönüşleri de problemli.
Taha top tutacak bir santrfor görüntüsü çizmedi.
Sergilediği performansta yeterli değildi.
70 dakika sabredilmemesi gerekirdi.
Halil İbrahim çok yetenekli bir oyuncu.
Ama doğaçlama oynuyor.
Takım öyle ya da böyle, maçı gol yemeden tamamladı.
Altı kişilik savunma görevini yaptı, denebilir.
Genç oyunculardan kurulu olduğu için zaten koşuyorlar.
Sorun hücum yapmada ve hücum oyuncularında.
İç saha başarısı hücum ve hücum oyuncuları ile gelir.
Altınordu'nun olumsuz yönde gelişen kimlik değişimine dur demek lazım.
Yoksa bu kayıplar, hayra alamet değil.