Sular bir türlü durulmuyor!..
İçeriğinde 'suçlama', birbirini 'karalama' türünden hangi haberleri okurlarsa okusunlar, bir sonraki gün bakıyorsunuz, adı geçen diğerleri karşı atağa geçmiş!..
Söylemler, sanki kulüp 'değerleri korunuyormuş' izlenimi yaratılarak ya da öylesi bir hava verilerek, daha çok kişilerin karşılıklı hesaplaşması; geçmişi günümüze taşımasından ibaret!..
'Geçmiş sorgulanıyor' denilemez...
Öyle olsa, ne böylesi bir 'efeliğe' soyunan olur ne de 'sorgulamayı' diline dolayan!..
Bildik hikayelerdir bunlar...
Geçmişteki kin ve nefretin dışa vurumu!..
Ve böylece yüz yıllık tarihinde 'büyük' olarak anılan koca bir çınarı masaya yatırmışlardır aslında...
Söz konusu olan Altay'dır...

X

Kurtuluş Savaşı'nda Ege'deki güçleri örgütleyen yiğitlerin biraraya gelerek kurdukları; Büyük Önder Atatürk'ün ziyaret ettiği, silah arkadaşlarının destek verdiği, kuruluşu ve geçmişi görkemli...
İçinden büyük devlet adamları çıkarmış...
Türkiye Futbol Federasyonu'nun en zor dönemlerinde başına geçmiş değerleri yaratmış...
Futbol piyasasına sürdüğü değerlerle her daim önde olmuş; üç büyüklere her dönem verebildiği futbolcuların ilk durağı olmuş...
İçindeki ayrılıklar sonrası Göztepe, Altınordu ve İzmirspor'un doğuşunda da bir anlamda etken (!) olan...
O 'Büyük Altay', şimdilerde gazete manşetlerini 'yolsuzluk' iddialarıyla birbirini suçlayan eski ve yeni yöneticilerinin kısır çekişmeleriyle süslüyor!..
Yerel televizyonların ekranlarında birbirini 'acımasızca' eleştiren; yolsuzlukla ve hatta usulsüzlükle suçlayan yöneticiler ve eskiler, çeşitli kurullarda ve hatta disiplin kurullarında görev yapmış insanlar...
Hiç düşünmüyorlar mı 'Büyük Altay'a ne denli zarar verdiklerini?

X

'Büyük Altay' 2. Lig sarmalında ikinci yılını geçirecek bu sezon ne yazık ki!..
Bir dönem Süper Lig'de üç büyükletrden sonra en uzun süreli bulunan takım olma özelliğini taşıyan o büyük takım, yine 'büyük camia' olma özelliğini yitirmeye başladığı günlerden sonra çözülmeye ve için için erimeye başlamıştı!..
Geçmişim simge isimleri her ne kadar oğullarına 'Altay'a sahip çıkın, yalnız bırakmayın' gibi öğütler vermiş olsalar da, süreç içinde oğullar kendi yollarında, düşündükleriyle hareket etmeyi yeğ tuttular!..
Altay'da yönetimlerden 'sonradan olma' da diyebileceğiniz çok isim gelip geçiyor uzun yıllardır!..
Talihsiz açıklamalar; kulübü borçlandıranlar; alacağına 'şahin' kesilip borcunu unutanlar; kulübü kullananlar vs...
Hep alıp, vermeyi hiç sevmeyenler!..
Ve Altay'ın büyüklüğüyle büyüdüğünü sananlar!..
Neler geldi geçti o çatı altından neler!..

X

Şimdi bir iç hesaplaşma tutturmuşlar gidiyor!..
İki-üç yıl önceki istifa mektuplarını tozlu raflardan karıştırıp bularak gündeme koymalar; birbirlerini savcılığa göndermeler ne ararsanız var!..
Sütten çıkmış ak kaşık örneği, herkes kendini aklayıp karşısındakini suçluyor, saldırıyor!..
Bugün 20 milyon liraya dayanmış borç batağının içindeki 'Büyük Altay'ın 'yolunmuş tavuğa' döndürülüşündeki isimleri bulup çıkarın ortaya; kongrelerdeki 'senin-benim adamım' çekişmelerini bitirin; herkes kendi kimliğiyle, açık yüreklilikle döksün içindekileri...
Geçmiş kongrelerde 'ibra' ettiğiniz yönetimlerin yarattığı tüm borçları açıklayın ve sorumlulara yükleyin o borçları...
İşte o zaman 'Büyük Altay'lı olursunuz!..
Ama biliniz ki, o hesapları istediğinizde, borçluları ortaya koyduğunuzda, onlar yok olurlar!..
'Büyük Altaylı' olarak kalamazlar!..
Hani 'herkes affeder, tarih affetmez' derler ya!..
İşte o hesap!..

X

Durum böyle olunca bazı dostların, 'Ah Rıdvan Abi ah, sen olsaydın bunların hiç birini yaşamazdı Altay; ne yapar eder bir hal yolu bulurdun da konuşturmazdın kulübe zarar verenleri!' diyerek 'Lejyoner Başkan' Rıdvan Burteçin'i anmalarını, 'Büyük Altaylılık' adına anlamlı buluyorum...
Şimdikiler gidilen yolun 'yol olmadığını' ne zaman anlayacaklar acaba?