Ergenekon davasında verilen cezalar artık kamuoyunun da yakından tanıdığı isim olan Avukat Eşber Yağmurdereli ile yaptığım bir sohbeti anımsattı. Davanın seyriyle ilgili yapılan yorumları sessizce dinlemiş ve iş ceza alıp almama konusuna geldiğinde 'Boşuna hukuk aramayın. Siyasi davaların siyasi sonuçları olur. Mutlaka ceza çıkacak' demişti; yanılmadığını görmemiz uzun sürmedi…
Ülke yaşayanlarının bir kısmı Ergenekon davasından çıkan kararı hukuki değil siyasi buluyor ve adalet içermediğini düşünüyor. Pek haksız da sayılmazlar… Ülke tarihi mahkemelerin verdiği siyasi kararların örnekleriyle dolu!
Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan'a verilen idam cezaları veya Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın hayatlarının baharında idam sehpalarına yollanmaları gibi… Maalesef hukukun olmadığı yerde adalet terazisi de şaşıyor. Şayet adalet terazisi doğru tartsaydı Erdal Eren'in işlemediği bir suçtan dolayı henüz 17'sinde yaşamı elinden alınır mıydı?
Ülke tarihi mahkemelerin verdiği siyasi kararlardan ibaret değil elbette… Darbeler, darbe teşebbüsleri ve muhtıralar da tarihimizde oldukça çok yer işgal ediyor. 1957-58'lerden bu yana TSK içinden birileri iktidara yön verme isteğiyle ortaya çıkmış. Dokuz subay olayı, 22 Şubat 1962 ve 20 Mayıs 1963 ayaklanması. 20 Mayıs 1969 ve 9 Mart 1971darbe teşebbüsü. 12 Mart 1971 muhtırası, 12 Eylül darbesi, post-modern darbe olarak nitelendirilen 1997'deki 28 Şubat süreci ve 2007'deki 27 Nisan e-muhtırası derken Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz, Balyoz, Eldiven vs. gibi darbe planları girdi hayatımıza…
İlginç bir ülkede yaşıyoruz vesselam… Öyle bir ülke ki Türkiye; hükümetlerin muhtıralarla istifaya zorlanması olağan karşılanabiliyor. Demokrasiye tank ve zırhlı araçların paletleriyle balans ayarı yapılabiliyor. Toprağından çiçek yerine insan kemikleri fışkırdı bu ülkenin ancak binlerce yıla varan hapis cezaları dahi bir tek faili meçhul cinayetin üzerindeki sır perdesini aralamaya yetmedi…
İdam sehpasına yolladığı gencinin ölüsünden dahi korktu bu ülke. Son arzuları yan yana gömülmekti oysa Deniz, Yusuf ve Hüseyin'in… 12 Eylül faşist cuntasının haksız yere idam ettiği Veysel Güney'in gömüldüğü yer ise belli değil. Babası Ali Güney'e teslim edilmek üzere, Yüzbaşı Burhan Erdem'e verilen cenazeyi ailesi geçen 32 yıla rağmen hala bekliyor.
Süleyman Demirel Ergenekon davasıyla ilgili; 'Bu çok büyük bir hadise. Umalım ki buradan milleti ve adaleti incitici kararlar çıkmaz' demiş. İlginçliğe bir örnek daha… Deniz, Yusuf ve Hüseyin'in idamlarına 'evet' derken acaba milletin ve adaletin incinebileceğini biraz olsun düşündü mü? Hiç sanmıyorum… Şayet düşünmüş olsaydı, idam kararını veren mahkeme başkanı Ali Elverdi'yi ve cezaları isteyen savcı Baki Tuğ'u başında olduğu AP saflarına alıp meclise taşımazdı.
Ergenekon davasının ve çıkan kararın hukuki değil siyasi olduğunu düşünmek bakın hafızaları nerelere taşıdı!