Kayserililerin geleneksel brunchı için iki günlüğüne İstanbul'a davet edildik. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yanı sıra ülkenin siyasi ve idari kadroları (yaklaşık 400 kişi) bu etkinlikte buluştu. Emirgan Korusu Beyaz Köşk'teki bize ayrılan İzmir masası siyasilerle dolup taştı.
Ak Parti İzmir Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Tekelioğlu, İzmir kongresini bitirmenin huzuruyla Kayseri mantısının tadını çıkardı.
Kayseri eski Belediye Başkanı Ünlü Siyasetçi Prof. Dr. Şükrü Karatepe, bana Ak Parti İzmir İl Kongresini sordu. 'Ömer Cihat Akay bu süreci tamamlayamaz' dedim.
İzmir'deki bölünmüşlüğün nedenlerini sıraladım.
Karatepe hocamız benim gibi düşünenlerden 'Ecevit hayatının en büyük oyunu tek bir il başkanı, tek bir il teşkilatı olmadığı dönemde almıştır. İl ve ilçe teşkilatları siyasi kirlenmeye ve halkı siyasetten soğutmaya neden oluyorlar ' dedi.
Benzer sözleri ben yıllardır, TV ekranlarında, köşe yazılarımda yazıyorum, ve diyorum ki; 'İl ve İlçe teşkilatları Ankara ile halk arasında birer barikat görevi üstleniyorlar köprü değil, hem siyaseti kirletiyor birer rant aracı haline getiriyorlar hem de siyasete yetenekli, birikimli, donanımlı beyinlerin, gerçekten kaliteli isimlerin geçmesini, orada kendilerini ifade etmelerini engelliyorlar, Ankara'nın istediği de bu zaten…'Kullan at 'yöntemini en iyi bir şekilde uyguluyorlar. Ankara,siyasetteki bu çürümeden besleniyor ' diye yazıyorum.
Ak Parti eski il başkanı Akay, zaten görevlendirildiği andan itibaren ilk hatayı yönetimi oluştururken baz aldığı kriterlerde yaptı. Para ve güç odaklı bir yönetim kadrosu oluşturdu. Oysa siyaset orantısız hiçbir şeyi sindiremez. Oluşan kırılma da bu öngörüsüzlükten meydana geldi.Karadeniz lobisi haline gelen Ak Parti İzmir Teşkilatı toplumun önemli bir kesimini,özellikle Doğu ve Güneydoğuluları; gerek genel seçimlerde gerekse bunun devamında dışladı. Şu anda resmen İzmir İl Başkanı olan Abdullah Tekbaş ise bu yanlış başlayan sürecin devamıdır.
Ak Parti İzmir İl Teşkilatında yer almak, il yönetim kurulu üyesi olmak için 150 bin TL ödeyenlerin, bunun için çırpınanların 'hayır işleri adına' bunu yapmadıklarını sanıyorum. Edinilmek istenen siyasi mevziinin asıl amacı; kamu ihaleleri, belediyeler ve taşeronlaştırılan kamu işleridir.
Ömer Cihat Akay'ın gümrük kaçakçılığından hüküm giymesini, bir drama dönüştüren, dezenformasyon yaratıp siyaset mühendisliğine soyunan Ak Parti'yi dizayn etmeye çalışan kimi meslektaşlarıma şunu hatırlatmak istiyorum.
Kendimize örnek aldığımız illeri demokrasimize şöyle bir bakalım;
Hakkında vergi kaçakçılığı tutanağı düzenlenmiş (yargı kararı değil) birisinin ülke siyasetinin en dipteki fotoğrafında yer alma şansı var mı?
Ak Parti İzmir eski il başkanı Ömer Cihat Akay'ın kaçakçılıktan sabıkası olduğunu ihbar eden Abdullah Tekbaş'ı linç edenler aslında şunu istiyorlar;
'Siyaset zaten yeterince kirli, basit bir kaçakçılığın ne önemi var ki…'
Oysa aynı kaçakçılığı yapan, Uludere sınırından gümrüksüz, izinsiz mal sokma hazırlığında olan 35 köylünün öldürülmesine İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin:
'Sağ yakalansalar kaçakçılıktan yargılanacaklardı,' dedi.
Kısacası devletimiz kaçakçılık konusunda oldukça duyarlı demek istiyorum…!
Hadi… Kaçakçılığı o günkü ekonomik ve sosyal koşullara göre tolere edelim. Ak Parti İzmir Koordinatörü Mehmet Erdem'in internet medyasına sızan raporu için ne yazacağız?..
O raporu başbakandan gizleyenler içinde 'teşkilatı harika yönetiyorsunuz?' dememizi mi bekliyorsunuz?
Ak Parti İzmir Eski İl Başkanı Ömer Cihat Akay'ın ve onun ekibinin yapacağı tek şey vardır: Toptan istifa etmek…
'Ben il yönetiminde yer almak için şu kadar para bastırdım' diyenlere gelince; birazcık da kaybetmesini bilecekseniz…
Günün sözü;
'Kendi nefsine hakim olan, dünyaya hükmedebilir.'
Voltaire