Yumurta son günlerin gözdesi! Eder olarak pek değişiklik göstermese de, kullanım amacındaki değişim dikkat çekici. İsminin anılmadığı gün yok. Tam anlamıyla altın çağını yaşıyor. Gündemde başrol olmanın keyfiyle manşetlerde sörf yapıyor adeta’… Birbirlerine ’“medyatik olduk’” cakası sattıklarını görür gibiyim!
Bir bakıyorsun memurların sokak ortasına kurdukları piknik tüpü üzerinde, bir bakıyorsun öğrencilerin ellerinde, ceplerinde... Bir gün Maliye Bakanının dilinde, bir gün ünlü olmanın bedelini ödüyor mahkemelerde! Neredeyse adının anılmadığı gün geçmiyor ülkede’… Öylesine revaçta yani!
Bizler de yumurtayı, Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Burhan Kuzu gibi kafaları çalıştıran besin deposu olarak bilirdik. Bunca yıldan sonra salt protein deposu olmadığını öğretti bizlere’… Düne kadar yumurta sözü ne çağrışım yapardı zihinlerde?Omlet, menemen, sucuk, rafadan vs. Bugün neyi çağrıştırmakta?Şemsiye’… Havanın yağmur durumuna bakılmaksızın üstelik! Bilgilerimiz, bildiklerimiz ters düz oldu vesselam.
Sağlıklı ile cılk olanı ayırt etmek için ışığa tutarken madara oluyormuşuz da haberimiz yokmuş zatıalilerine! Meğer o minik cüsse ne büyük özellikleri saklıyormuş. Kel çıplak görüntüsü altında labirentler, labirentlerinde müthiş sırlar ve o sırlarda tarihi bir gizem saklıymış.
İçkiye halkın sağlığını düşündükleri için zam yaptıklarını açıklayan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye ekonomisinin performansını milletvekillerine bu kez de sağlık deposu ’“yumurta’” ile anlattı. Doğal olarak matematik dünyasında durum karıştı. Asal sayılar, ardışık sayılar, basamaklar, bileşik kesirler ve bilumum matematiksel simge, yumurta ile neler anlatılabildiğini gördüklerinde bunalıma girdiler.
Daha yaşadıkları şoku atlatmadan garipler, Maliye Bakanı; ’‘Asgari ücretin alım gücünü 8 yılda 1329 yumurta artırdık’’ diyerek yumurtayı yine başköşeye koymaz mı?Durumları oldukça vahim anlayacağınız’…
Bukalemunların halini ise hiç sormayın! Yumurtanın değişkenliğini öğrendiklerinde öylesine kıskanmışlar ki, yuvalarından çıkmaz olmuşlar. Bulunduğu yere göre değil de, tutulduğu ele göre değişim gösterdikleri bilgisi kendilerine ulaştığında, biraz olsun rahatlamışlar. Hatta ’“özellikleri kendilerinde değil, tutan elde’” diyerek tempo tutarak göbek attıklarına şahit olanlar da varmış!
Bazen de kirli ve bulaşık! İşte o zaman affedilmez oluyorlar. Siyah ceketlerin sol omuzlarından uzak tutulması gereken önemli bir nesneye dönüşüyorlar. Hakkında davalar açılıp, 1 yıldan 2 yıl 4 aya kadar mahkûmiyetler isteniyor. Her ne kadar öğrenciler karizma çizmek için kullandıklarını söyleseler de, hakkında kocaman kocaman yıllar mahkûmiyet istenecek kadar tehlikeli bir silahmış aslında!
Demek ki, market raflarında zararsız gibi durduklarına bakıp aldanmamak gerek! Annelerin elinde çocukları besleyen eşsiz proteinken, çocukların elinde korkunç bir silaha dönüşebildiği bilgisine sahibiz’… Ne mutlu bizlere! Rafları arasında dolaşırken bundan böyle salavat getirmeyi ihmal etmeyin, benden söylemesi.
Anlayacağınız öyle bir şey ki zat-ı muhterem, bazen övünç kaynağı oluyor, bazen utanç! Bazen göğüs kabarmış hava bin beş yüz, burun Kaf dağında, bazen suçluluk psikolojisiyle omuzlar çökmüş, yer yarılsa da içine girsem edasında’…
Hepimizin malumu bir de yüzsüz ki, öyle böyle değil hani. Kurulduğu gündemden kaldırabilene aşk olsun. Bir nargilesi eksik! Nasılsa bir yolunu bulup yazdırıyor adını manşetlere. Bakalım manşet serüveni daha ne kadar sürecek yumurtanın! Sağlıcakla kalın.