Bir önceki yazımda iletişim ve halkla ilişkiler dalında en büyük propaganda ustası olarak kabul edilen Hitler döneminin Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanı Goebbels'i sizlere tanıtmaya çalışmış ve onun iki ayrı propaganda önermesini sizlere aktarmıştım.
Goebels'in kalan on yedi ilkesi içerisinde de insanı bir an düşündüren, belli zaman dilimleri arasında yolculuğa çıkaran ilginç olanlar fazlasıyla var.
'Bir eylemin propaganda sonuçları bu eylemi planlarken belirlenmelidir'
'Propaganda düşmanın politikasını ve eylemini etkilemelidir'
'Propaganda dikkatlice zamanlanmış olmalıdır'
'Propaganda tek bir otorite tarafından planlanmalı ve uygulanmalıdır'
'Düşmanın prestijini azaltmak, kendi propaganda ve propagandacına destek ve yardımcı olur'
'Uygun durumlarda tekrar tekrar kullanılan olmalıdır'
'Propaganda da yenilgi sonuçlarıyla ilgili kaygıları pekiştirmek gerekir'
'Kaçınılmaz hayal kırıklıkları hesaba katılmalıdır'
'Propaganda da nefret için hedefler belirleyerek saldırı ortamını kolaylaştırmak gerekir'
'Siyah yerine beyaz propaganda. İkincisi daha az güvenilir ve istenmeyen etkilere yol açabilir'
Gibi temel propaganda ilkeleri sıralanır gider.
İşte bu kirli siyasetin, siyah propagandanın günümüzde en sıkı takipçisi ABD dir.
Diğer ülke yöneticileri de geride kalır mı? Türkiye dahil bir çok ülke bu yolun sıkça takipçisidir.
ABD bunu kendi halkına karşı kullandığı gibi dünya halkları üzerinde de sıkça kullanır.
Gün olur bu Goebbesl vari yöntemlerle savaş çıkartır.
Irak'a saldırır.
Gerekçe ve ortam hazırdır; 'Kimyasal silah'
İran'ı hedefe koyar.
Gerekçe ve ortam hazırdır; 'Nükleer Silah'.
Gün olur gözünü kestirdiği ülkelerde 'renkli devrimler' gerçekleştirir.
Gün olur bazı ülkelerde siyasi parti liderleri, askerler, kanaat önderleri, gazeteciler bir gece sabaha karşı gözaltına alınıp, tutuklattırılır.
Ardından yandaş medyada 'Bunlar darbeciydi' 'Bunlar demokrasi ve özgürlük düşmanıydı'
'Bunlar statükocuydu' manşetleri için düğmeye basılır.
Tabi sadece rakipleri karalamakla yetinmez kara propagandacılar.
Onlar kendi ülkelerini ve kendi yönetimlerini de allayıp pullamaktan geri durmazlar.
'Biz, en büyük ileri demokrasi aşığıyız'.
'Biz, özgürlükler ülkesiyiz'.
'Biz, İnsan haklarına saygının kalesiyiz'.
' Biz, statükoya, darbe ve darbecilere karşıyız'.
' Biz, değişimin öncüsüyüz'.
' Biz, insanların yaşam biçimlerine karışmayız'.
'Biz, millet iradesini temel alırız'.
'Biz, kimsenin etnik kimliğine ve dini inancına müdahale etmeyiz, tersine saygı gösteririz'.
Kısaca Biz, 'Bir ak kaşığız' tanımlarını sık sık duyarsınız bu Goebels taklitçilerinden.