Futbolda yeni sezon uzun bir aradan sonra hafta sonunda Süper Lig maçlarıyla start alacak...
İzmir'in bir Süper Lig takımı olmaması nedeniyle kentin futbol dinamiklerini heyecanlandıran bir durum yok ortada. Ne var ki, sürpriz konuk ayrı bir renk katacak hafta sonuna, hepsi o kadar!..
Süper Lig'in yeni takımı Elazığspor, sahasının kapalı olması nedeniyle Fenerbahçe maçını İzmir Atatürk Stadı'nda oynayacağını açıklayınca tüm Ege'yi bir sevinç dalgası sardı...
Galatasaray'ın özel maçta Lazio karşısında tribün şovuyla gösteri yapmasının ardından; İzmir şimdi Fenerbahçe'yi ağırlayacak...
Böylece 'büyük takım özlemi' giderilmiş olacak!
İzmir takımları yalnızlar rıhtımında salınmayı sürdürecek!..
Ne güzel değil mi?
X
Fenerbahçe-Galatasaray Süper Kupa mücadelesini izlerken, sarı-kırmızılıların 1-0 öne geçmesinin ardından tribünler bir anda alev topuna döndü; futbol alanını duman sardı; futbolcular, trbünler soluk alamaz duruma geldi...
Maçı anlatan spiker kardeşimiz, 'Görüldüğü gibi sevinmesini de bilmiyoruz' sözleriyle durumu kısaca özetlemiş oldu!..
Peki Türk futbol seyircisi salt sevinmeyi mi bilmiyor?
Şöyle bir düşünelim; maç öncelerine, sonralarına da bir bakalım!..
Çok uzak değil, geçtiğimiz sezon gözümüzün önünde bir canlasın; salt Süper Lig değil, diğer tüm lig maçlarında özellikle de şike soruşturması başladıktan sonra yaşananlar film şeridi gibi geçsin, bu statlar ne yangınlar yaşadı; tribünler küfür edebiyatıyla yoğruldu; maç çıkışları cehenneme döndü, öyle değil mi?
Yine uzağa gitmeyelim; önceki gün İzmir'de, Göztepe Altay TSYD Kıupası maçı öncesinde Alsancak'ta iki takım taraftarlarının kapışmasına ne demeli?
Kentin göbeğinde, elinde büyük bir 'pala' ile dolaşan o delikanlının amacı maça gitmek mi? Arkadaşlarını korumak mı yoksa karşısındakini ürkütmek mi? Nedir o kendini bilmezin beynindeki gerçek?
Bir bilen varsa beri gelsin!..
Öncelikle futbol sevdalısı olmadığı bir gerçek...
Gözü dönmüş, içini kin ve nefret sarmış, çevresini göremeyecek kadar kendini, benliğini yitirmiş böyleleri için ülkemizde yasa çıkarıldı!..
Çıkarıldı ve sonrasında 'çok ağır olmuş, haberimiz olmadı yoksa bunu kabul etmezdik' diyen kulüp yöneticilerinin ısrarı ile bir hafta içinde 'hafifleştirilmiş' olarak yeniden yasalaştırıldı!..
Sporla, futbol taraftarlığıyla hiçbir ilgisi olmayan bu tiplerin uzantıları Alsancak Stadı'nda da görev başındaydı!..
90 dakika boyunca tribünlerde küfür bitmek bilmedi!.. Yetmedi, Göztepeli iki taraftar grubu sonunda birbirlerine girdi, koltuklar söküldü ve atıldı, yumruklar konuştu!..
Kime yaradı? Kimseye!..
Zararı kime? Kendilerine ve gönül verdiklerini savundukları takımlarına...
Şimdi oturup 'Futbolda Şiddet'i kırk gün kırk gece anlatsanız bu arkadaşlara, bir yerlerden girer ve çıkar!..
Yalan mı?
X
Karamsar tabloyu biraz dağıtalım...
İzmir takımları uzunca bir süredir İzmir Büyükşehir Bdelediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun kendilerine ilgi göstermemesinden, destek vermemesinden ve kendileriyle görüşmemesinden yakınıyorlardı...
Kocaoğlu, önceki gün olumlu bir adım atarak Altay, Altınordu, Bucaspor, Göztepe, İzmirspor ve Karşıyaka'nın başkan ve yöneticileriyle Şato Konukevi'nde biraraya geldi...
Yöneticilerin beklentisi ilk bakışta ekonomik destek olarak görünüyordu. Ancak, Kocaoğlu bu konuda yasaların kendilerine engel olduğunu vurgulayarak, konuyu kapattı...
Bu toplantıda önemli olan Kocaoğlu'nun kulüplerin altyapı çalışmalarında her türlü desteği vereceklerini söylemesiydi...
Ayrıca, tesisleşme konusunda 'olabilecek gerçekçi projelerin' ortaya çıkmasından yana bir tavır konuldu ki, İzmir açısından boş söylemler yerine, doğru olan da budur!.. Tabi anlayana!.. Çünkü, bu kentte boş söylemler ve gazlamalarla gündemi değiştiren öyle bir yapı var ki, insan bu düşselliğe inanamıyor!..
Görüşmenin ardından kulüp yönetimleri olaya umutsuz bakabilir. Böyle düşünülmemesinde yarar var!..
Sorunları görüşmeye başlamak, somıutlaştırmak, çözümün nerede olduğunu saptamak ve projle ortaya çıkmak önemlidir...
Bu bir başlangıç olsun. Olumlu yorumlayın siz kazanın...
Boş sözlerle zaman harcamayın yeter ki!