Bu ifadeyi, Nuri Bilge Ceylan'ın ''Üç Maymun'' isimli filmiyle en iyi yönetmen ödülünü aldığı 61'inci Cannes Film Festivali'nde yaptığı teşekkür konuşmasından anımsayacaksınız...’¶ Ünlü yönetmen teşekkür konuşmasında, ''Bu ödülü, tutkuyla sevdiğim, yalnız ve güzel ülkeme armağan ediyorum'' demişti...
Gönül Soyoğul'un İstanbul'da medya dünyasının İzmirli duayen gazetecileri ile yaptığı nefis ropörtajlar serisinin bazı bölümleri de bende bu duyguları uyandırdı. İnternet dünyasında yayın hayatına başladığı günden beri İzmir ve Ege Bölgesi’’nde "anında ve doğru habercilik" ilkesiyle yola devam eden ve kısa sürede İzmirli’’nin sahiplendiği bir internet gazetesi olarak gücünü ispat eden egedesonsoz.com adlı internet gazeteniz ropörtaj alanında da farkını ortaya koydu. Yaklaşık bir haftadan beri İzmirli’’nin nefes nefese okuduğu, özlediği şeker tadında bir o kadar da acı söyleşiler ile uzaklardan 'mesaj' alınmıştı aslında...
Yılmaz Özdil, Ergun Babahan, Erdal Şafak ve Dinç Bilgin... Hepsi İzmirli ve bu kentte uzun yıllar gazetecilik yapmış bu kentin ekmeğini yemiş, havasını solumuş, bir bakıma bugünkü konumlarını ve başarılarını bu kente borçlu olarak İstanbul'a göçmüş çok sayıda başarılı çalışmaya imza atmış değerli isimler... Özellikle Erdal Şafak ve Ergun Babahan'ın ropörtajlarında okuyucuyu hayretler içerisinde bırakan ifadeler göze çarpıyor. Burada İzmirli işadamlarından, yerel yöneticilere, sivil toplum örgütlerinden, İzmir Barosu ve derneklere kadar kentin dinamik oluşumlarının eleştiri oklarına hedef olduğuna şahit oluyoruz. İstanbul'da yaşayan İzmirliler, bu şehirde yerel yöneticiler arasında genel anlamda bir güç mücadelesi olduğunu, sen-ben kavgası yüzünden şehrin köy olmaktan kurtulamadığını ifade ediyorlar.... Aslında haksız da değiller. Hepimizin zaman zaman kızdığımızda dile getirdiğimz söylemlerdir bunlar... Ancak okuyucu yorumlarına baktığımızda en az bu doğrultuda düşünenler kadar aksi fikirde yorumların varlığı da göze çarpıyor.
İstanbul'dan ortaya koyulan tablonun bu kadar karamsar olmadığı kanaatindeyim...Bu şehirde öne çıkan bunca olumsuz durumun yanı sıra gurur ve heyecan verici gelişmeleri de unutmamak gerek...Aklıma ilk gelen sevindirici örnek ise öncülüğünü İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun yaptığı İzmir Ekonomik Kalkınma Koordinasyon Kurulu'nun İzmir için hemen her alanda hizmet üretme çabası... Bunun yanı sıra İzmir Kalkınma Kurulu'nun (İZKA) faaliyetleri ve bunun gibi oluşumların var olduğunu biliyoruz. Bu oluşumlarda yer alan çoğu ismin de yine bu kentin iş ve siyasi hayatında yer alan önemli aktörlerden oluşması...
Yine bu kenti kendilerince haklı gerekçeler ile arkalarına bile bakmadan terk eden çoğu İzmirli’’nin aksine burada başarılı çalışmalara imza atan sanatçılar da mevcut’… Bunlardan birisi geçtiğimiz haftalarda Bornova-Bornova isimli film ile 46. Altın Portakal Film Festivali'nde en iyi film, en iyi erkek oyuncu, en iyi kurgu ödüllerini alan İzmirli yönetmen İnan Temelkuran... Hemşehrilerinin genel anlamda bu tür başarılı çalışmaları daha çok İzmir dışında icra ettklerini vurgulayan başarılı sanatçı, "Ben bu filmi insanlarını iyi tanıdığım memleketimde yapmayı tercih ettim" diyordu.
Ben ki daha üniversite öğrencilik yıllarında gece muhabiri olarak başladığım gazetecilik hayatımın ilerleyen yıllarında medyanın başkenti olarak tarif edilen İstanbul'dan o yıllarda değişik gazete ve televizyonlardan iş teklifi almama rağmen 'İzmir' sevdası yüzünden oralara gitmemiştim.... Şimdi düşünüyorum acaba yanlış mı yaptım?Gitseydim daha mı iyi olur du?Ama hayır bu kentin havasını soluyup biraz düşününce isabetli bir karar vermenin gururunu yaşıyorum...
Herkesin gemiyi terk ettiği bu dönemde hala İzmir'e olan inancını ve güvenini yitirmeyen çok sayıda bu kent sevdalısının olduğunu görüyorum. İşte bunun için, ’“Yalnız ve güzel şehir İZMİR...’”