’‘yalanın olmadığı bir dünya ne güzel olurdu, değil mi?’’ gibi, bir yalanla başlamayacağım haftaya!..’¶
doğru söyleyenin dokuz köyden kovulduğu bu ülkede, yalan olmasaydı; dünyamız nasıl olurdu?.. onuncu köy, nasıl doğmazdı!..
...
para çekmek için bankaya gitseniz...
bankadaki hesabınıza, sistem kapalı olduğu için ulaşılamasa!..
her nasılsa, yardımcı olabileceklerini söyleseler...
ve verdiğiniz bilgi, o an açılan sistemle uyuşmasa!..
kendinizden emin bir şekilde, aynı şeyi tekrar etseniz...
sizce, bankacı ne yapardı?
a) ’‘üzgünüm, hesabınızda bu kadar para yok’’ derdi...
b) ’‘üzgünüm, hesapları incelemem gerekiyor, biraz bekler misiniz’’ derdi...
c) güvenlik görevlisini çağırırdı...
d) diğer...
bu dünyadaki pek çok insanın cevabı, %99.9 tahmin ettiğiniz gibi olurdu. ama yanıldık!!!
çünkü, cevap d şıkkı, yani hiçbiri idi!.. cevap, genetiğimizde artık olmayan şeydi!.. banka görevlisi: ’‘- özür dilerim efendim... anlaşılan sistem bir hata yapmış... bütün mü vereyim, bozuk mu?’’ diyerek, makinaya değil de insana güvenmişti!..
...
bugüne kadar hiç yazmamış olsam da, nasıl desem... bir takıntımdan... tutkumdan, hiç bahsetmemiş olduğumu farkettim. sinemadan!.. sinemalarımdan, yönetmenlerimden, beni ve hayatı bana anlatan filmlerimden... farketmeksizin, özel olarak hiç bahsetmemişim...
bugünün konusu; film...
filmin adı: yalancı*
şimdiye kadar hiç düşünmediğim bir konu üzerinde düşünmeme neden olurken, yüzümde hınzır bir gülümseme bırakabilen’… günlük hayatta neredeyse her konuşmada, en az bir kere yalan söylediğimizi farkettiren’… tüketim toplumu, sanat ve din üzerine ağır eleştiriler barındıran’… insanların bazen doğrudan çok, onları iyi hissettirecek şeyler duyma ihtiyacını hatırlatan’… dünyada bildiğimiz tüm kavramların aslında belli ihtiyaçlara cevap vermesi için icat edilmiş uygulamalar olduğunu anlatan ve konuk oyuncuları* ile de dikkat çeken, yeni keşfettiğim bir film yalancı’…
film klasik bir hollywood yapımı görünümünde olmasına rağmen, yakalanan fikir (roman yazarı, kutsal kitaplar ve dinlerin doğuşu arasındaki korelasyon, yalanın hayatın kalitesini arttırmasındaki rolü ve hayatın birbiri ardına eklenmiş uzun sıkıntılar arasında beliren mutluluklardan ibaret olduğu) darwin’’in zihninden üretilmişçesine, muhteşem!..
’…
film, insanların yalan söyleme yeteneğini geliştiremedikleri günümüzün modern dünyasında geçiyor. herkes mutlak gerçeği söylüyor. yalan, iltifat veya kurgu diye birşey yok, bu dünyada!!! herkes, geçmişe, o ana ve geleceğe dair ne düşünüyorsa onu söylüyor... ama bu konuda seçim şansları da yok!.. çünkü, bu onların doğaları...
yaratıcı fikri, zekası ve kesintisiz gülme hissi gereksinmeyecek kadar, mizahın ciddi bir şey olduğunu düşünen bir adamın; ricky gervais’’in, ilk yönetmenlik denemesi karşında müthiş heyecan ve haz duyuyorum!.. yazdığı... başrol oyuncusu olduğu... bir de üstüne üstlük yönettiği bu filmle, ingiliz aktör gervais, yalanın olmadığı bir dünyayı, şaka gibi (bazen hiç de komik olmayan, ki sürekli olması da gerekmiyor) gözler önüne seriyor!..
bu film bence; sesli değil... düşünce balonlarının eşlik ettiği, sessiz kahkahaların filmidir. belki kesintisiz gülmeyecek ama kesintisiz düşüneceksiniz!.. gervais, yalansız dünyaya çevirdiği kamerasıyla, sanki, bizim yalan dünyamızı çırılçıplak bırakmak istiyor!..
filme dair en sevdiklerim...
yalanın olmadığı bu dünyadaki, coca-cola reklam filmini ve pepsi’’nin araçüstü reklamını izleyince, düşünce dolu kahkahalar attım. huzurlarınızda; beyaz yalansız, abartısız ve kurgusuz reklamlar.
...
yaşamına sürekli son vermek isteyen adamla, asansör-önü konuşması...
...
yoğun bakımdaki anne-oğul dialoğu: önce :( sonra :)) en sonra :(
...
mark'ın yoldan geçen sarışın kadına "sevişmezsek dünyanın sonu gelecek" demesi üzerine gelişenler ve otelin adı’…
...
ölümden sonrasına ve gökteki adama dair, fazlasıyla yaratıcı tabletler eşliğinde söyledikleri ve bunlara halkın gösterdiği tepki:)))))
...
HİÇBİR ARKA BAHÇE, BENİ BU KADAR GÜLDÜRMEMİŞ VE AYNI ZAMANDA DA DÜŞÜN(DÜRT)MEMİŞTİ!..
dvd’’lerdeki bonusları... filmin arka planlarını izler misiniz, bilmem?ben, hiç kaçırmam doğrusu. filmi yeniden izleme ihtiyacı hissettiren, sürprizlerle karşılaştığım ’‘bonus zamanlarım’’ oldu!.. filmin arka bahçesinde, bonus’’larda öyle bir sürpriz hazırlamış ki gervais, kısa filmini görmezden gelerek, belki de en lezzetli parçayı tatmayarak filmi yarım bırakmayın lütfen!..
film günümüzde geçerken, ’“preguel: the dawn of lying / yalanın doğuşu’”adlı bonus’’la, dünyada yalanın ilk keşfedildiği zamanlara gidiyoruz; yani, yontma taş devrine:)) gervais, filmden bağımsız bütün oyuncularıyla yepyeni bir bonus prodüksiyonu gerçekleştirmiş. olağanüstü komik ve yaratıcı!.. ve bu bölümde dış ses, bize öyle bir şey söylüyor ki:
yalanı ilk keşfeden mağara adamı, çiftleştiği mağara kadınları vasıtasıyla, yalan genini yeni doğan düzinelerce mağara bebeğine aktardı. zamanla yalan dünyanın dört bir yanına yayıldı, hayal gücünün ve hikaye anlatımının doğumuna vesile oldu. aynı zamanda beyaz yalanları da beraberinde getirdi, örneğin; ’“-kilo mu verdin?harika görünüyorsun’” gibi. kısacası, günümüz dünyasını buna borçluyuz.
ya o mağara adamı, bu eşsiz genetik özelliği hiç keşfetmeseydi?
yalansız bir dünya;
hayal gücünden,
rüyalardan,
varsayımlardan,
kurmacadan
ve yağcılıktan yoksun olurdu.
kısacası, yaşadığımız dünyadan çok farklı olurdu.
...
’“ne yazarsanız yazın kurgudur. biyografik bir çalışma bile olsa, yine de kurgudur. çünkü doğada cümleler yoktur. bu noktada ne yazarsanız bir tarafıyla yalandır’” diyen, bana ait olmayan cümleyi hatırlayarak, gülümsüyorum...
* the invention of lying / yalancı / 2009 / yazan ve yöneten: ricky gervais / matthew robinson oyuncular: ricky gervais, jennifer garner, rob lowe konuk oyuncular: edward norton, philip seymour hoffman