Wikileaks’’in ABD’’nin dış temsilciliklerinden merkeze yollanan belgeleri açıklamasıyla uluslararası siyaseti toz bulutu sardı. Tabiri caizse 243 belgenin yayımlanmasıyla dünya siyasetinin organları yer değiştirdi.
’“Dünyayı sarsan Wikileaks depremi!’” Bu şekilde manşet atıyor gazeteler. Artçılar bekleniyormuş. 251 bin 287 belgeden 243’’ünün yayımlanması deprem diye tanımlanıyorsa, gerisini varın siz düşünün.
Resmin tamamını görmek adına elbette 243 belge yeterli değil ancak yayımlanan belgeler ana hatlar hakkında epeyce şey söylüyor.
Açıklanmayı bekleyen belgeleri düşünmek ise başlı başına bir heyecan! Geride kalan on binlerce belgeye ’“artçı sarsıntı’” muamelesi yapmanın haksızlık olacağını da belgelerin varlığını kabul eden ABD yönetimi söylüyor. Yayımlanmayı bekleyen her belgenin kendine has kudreti olduğu kesin. Deprem etkisi yaratacağı bugünden söylenebilir.
Depremler yıkıcıdır. Peki, siz siyaset dünyasındaki depremin de yıkıcı olacağını mı sanıyorsunuz?Hükümetler yıkılacak, liderler istifa edecek öyle mi?
Daha çok beklersiniz!
Tarihin tozlu rafları ABD’’nin hükümetlerden ve liderlerden kurtulma yöntemleriyle dolu.
Hangi birinde böyle toptancı mantık var?ABD’’nin toptancı mantığı sadece mazlumların üzerine bomba yağdırıp şehirleri yıkarken, çoluk çocuk, genç yaşlı demeden insanları katlederken çalışır.
Şahsa yönelik komplolar, bitirme planları derseniz amenna! Örnek bol! Ama yaşananlar neredeyse tüm dünya liderlerini ve yöneticilerini kapsıyor. ABD’’li diplomatlarca 274 farklı ülkeden Washington’’a kriptolar yollanmış. Bunu bilmek dahi yelpazenin korkunç çapı hakkında fikir sahibi olmamıza yeter.
Bunun içersinde Ankara da var. Ankara-Washington hattında 7 bin 918 kripto mevcutmuş ve Wikileaks sadece 27 belgeyi açıklamış.
Wikileaks’’in belgelerine göre, Ankara’’daki ABD Büyükelçiliğinden Eric Edelman imzalı yollanan bilgi notlarında sert yorumlar yer alıyormuş.
ABD’’nin bilgisi ve izni olmadan bu belgelerin yayımlanmasının mümkün olduğunu düşüneniniz var mı bilmiyorum ama ben böyle bir olasılığa ihtimal vermiyorum.
ABD’’nin bilgisi olmadan dünyada kuş uçmazken, kendi sınırları içindeki kuşları neden serbest bıraksın? İleri demokrasi anlayışı, basın özgürlüğü mü?Demokrasi ve ABD! Yazarken dahi iki kelime yan yana yakışmıyor.
Parmak izinden diş röntgenine, doktorundan ayakkabı numarasına kadar doğumundan itibaren her yurttaşını fişleyen demokrasi anlayışı olur mu?
Mao Tse-tung ABD’’yi her ne kadar kartondan aslana benzetse de, istihbaratın kitabı ABD’’de yazılmıştır. Güçlü bürokrasisi, gelişmiş teknolojisi ile istihbaratın ağlarını örmüştür ülkenin her karışına. Nakış nakış ve boşluk bırakılmadan donatmıştır bir baştan bir başa tüm ülkeyi.
Üç bin insanın hayatına mal olan 11 Eylül saldırısının hala tartışılıyor olması da bu yüzdendir. Çünkü kimse böylesine büyük bir saldırının Amerikan istihbaratının ağına takılmadan planlanabileceğine ihtimal vermiyor. Uçan sinekten dahi haberdar ABD istihbaratının havada bomba konumuna getirilmiş uçakları takip edememesi düşünülebilir mi?Üstelik uçaklardan biri savunmanın kalbi Pentagonu vurdu!
Wikileaks’’in ABD’’nin bilgisi dışında hareket etmesi kesinlikle mümkün değildir. Yazışmaların sorumlusu Amerikalı diplomatların, yazışmalar sonrası ve bugün ki mevkilerinin araştırılmasını şiddetle öneriyorum.
Yazışmaların nasıl sızdırıldığı değil de, neden deşifre edildiği tartışılmalıdır. Ancak ’“Neden’” sorusuna verilecek objektif yanıt konu üzerindeki sis perdesini aralayabilir. Sağlıcakla kalın.