Ben geldim yine…
Çok heyecanlıyım. Çünkü paylaşmak istediğim, dertlendiğim konularım var.
Hangisini önce yazacağımı bilmiyorum henüz. Akışına bırakmak istiyorum. Bugün olmasa da, ( bir gün) hepsini yazmayı planlıyorum.
Konu başlıklarımı ufak ufak vereyim isterseniz...
- Biz eczane eczacılarının ve eczanemizin karşıdan görünüşü acaba nasıl? Nasıl olmalı?
- Biz eczacılar soluğu bir dilekçe ile niye SGK da alırız?
- Eczacı, eczacının yanında durur mu?
- Eczacılar eczanelerinden ne bekliyor? Bunun için ne yapıyor?
- Eczacı Odaları gerçekten eczacının yanında mı? Yetkileri yeterli mi? Eczacılar odalarından memnun mu?
- Bizler 'özeleştiri ' yapmaktan kaçıyor muyuz? Niye?
- Eczacı soruşturmalarında neler doğru, neler yanlış? Suistimal var mı, yok mu?
Aklımdan hızlıca bunlar geçti.
Bütün yazdıklarım ' kimseye özel değil, genel ve bende sorumluyum' diyerek başlamak istiyorum. Ve cümlelerimde de ' biz ' demeyi tercih ediyorum.
Bazılarına göre yazılarım, biraz patavatsızca, biraz dobra, biraz fazla eleştirel, biraz doğru, biraz beklenmeyen, belki biraz yanlış... (Yani benim bireysel düşüncelerimdeki farklılıklarım ya da bazılarınca yanlışlarım diyelim...)
Kabul… Hepsi kabul…
Belki duymak istemediklerimiz, belki 'sadece içimizde konuşulsun' dediklerimiz, belki de zorunlu olup yapmadıklarımız...
Bence kesin zorunluluklarımız ya, neyse... Ben ' bazılarınca suçlu olayım.'
Azıcık tırstım mı ne?
Yumuşatayım, üstüme alayım dedim… Kabul, her şey kabul…))): Bendensiniz…
VİTRİNDEKİ ECZACI VE ECZANE nasıl olmalı?
Çok doluyum yazacaklarımda... Dayanamıyorum gördüklerime, duyduklarıma diyebilirim.
- Kalktığı gibi eczanesine gelmiş, saça bir topuz veya saç sakal birbirine karışmış, gözler şiş, ne bulduysa sırtında, apar topar eczanede soluğu almış, işine saygısız, bir karış surat, (varsa) evdeki kötü durumun, eczanedeki yardımcı personele ve hastaya yansıtıldığı bariz bir ortam.
- Ya da sanki zorla getirtilmiş, o bölgenin tek eczacısı, herkes ona muhtaç gibi estirilen bir hava... Ve ya, büyük dağları ben yarattım, otururum masamda, ne selam ne sabah, eczacıyım ya, alırım çayımı, kahvemi, çoğu yerde (yasak olan) sigaramı, ilaç satış temsilcileriyle kahkahalar, pastalar, internette sörfler, yerinden kalkmaya bin bir kaprisler…
Gitsem mi, gitmesem mi diye düşünüp, zorla gelmiş bir eczacı yani…
Hasta psikolojisi ise;
- Sabahtan beri sağlık ocağında veya hastanede, zorunlu sıra beklemiş, kucağında çocuklusu, yaşlısı, kronik hastası, ne derseniz deyin buraya…
- Sonrası; otobüs, dolmuş, yaya, arabalı, bu kısımda da çeşide müsait hasta profili… Gelinen son nokta neresi? Eczane... Seçerek, bilerek geliyor bize…
- Eee… Dolayısıyla istekleri, beklentileri var.
Buraya 'nokta' koyuyorum.
Dahası;
Yıllardır boyası yapılmamış, her şey eski, duvarlarda sıvası görünen, doğru düzgün oturma yeri olmayan, ilaçlar bir karış toz içinde, raflar yok gibi, eskimiş, paslı paslı, eczane- eczacı ismi yazmayan, ilaçların yarısı olmayan, takipsizlikten dolayı getirtiriz, akşama ilacını gel al, bugün git yarın gel, hiç çalışmak istemiyorum, açmayın beni diyen bir eczane…
Tam tabiriyse bu, açılayım mı bugün, açılmayayım mı diye düşünen, sahibinden dolayı kendinden utanan bir eczane?
- Şimdi de müşteriyim ve bakıyorum vitrine;
Ben seçiyorum, ayaklarımla gidiyorum, zaten hastayım, asık suratlı, kendinden bezmiş, benden beter bir eczacı ile moralimi iyice bozacağıma, ne sorsam bin bir naz ile cevaplayan, ilacı da yok satan, dökülen bir eczane ile uğraşacağıma, içimi daha da daraltacağıma,
'paşa keyfim bilir, her yer eczane..! Pırıl pırıl, güler yüzlü, ilgili, ilacımı beklerken çayımı içtiğim, çeşidi bol, gözümün gönlümün açıldığı, ferah bir eczane istiyorum' diyor.
Bir 'hoşgeldiniz' çok olmasa gerek bana... Zaten hastayım, paramla değil mi canım… Kime ne?
Şimdi de ben, eczacı olarak yorumluyorum. Yani en çok tepki alacağım kısmını yazıyorum.
- Hasta kesinlikle haklı. Hizmet sektörüyüz ve tercih edileniz...
'Kendi içimizde halledelim, halka açık bir gazetede bunları anlatmasın' diyen arkadaşlarıma rağmen, ısrarla herkese sesleniyorum.
Lütfen ilgilenilmediğiniz eczaneye gitmeyiniz, temiz olmayan eczaneden alışveriş yapmayınız, sürekli demoralize durumlardan uzaklaşınız, eczacısı sürekli olmayan eczaneye gitmeyiniz, sorularınızı istediğiniz kadar sık ve rahatça sorabilirsiniz, bu 'biz' eczacıların temel görevidir. Ayrıca,
Bizim Türk halkımız (çoğunluğu) özel durumları bilir, anlar, sevdiğini hemen harcamaz, alışkanlıklarından da çabuk vazgeçmez. Bundan da eminim. 'İstisna-i durumlar varsa da, bu durum genel kaideyi bozmaz' diye ekler.
Biz eczacılara ekliyorum;
_ SGK bir tuşla reçete secereni çıkartıyor, SGK bir tuşla senin bile bilmediğin akrabalarını bulabilir, SGK bir tuşla rafında olmayan ilacını çıkartır, 'bu yokun' der, finansı bol kurumlar bir tuşla patır patır eczane üretir. Ve sen, hala gölgenden kork… Emi … Şimdi de bunları yazıyorum diye fellik fellik elinde dilekçenle kurumlara koş. Beni şikayet et. Hiç işin yok ya…
Çalışmak istemiyorsan, sana zor geliyorsa eczane eczacılığı ( ki gerçekten zor) açma o zaman. Layikıyle yapabilecek arkadaşlarım yapsın bu işi diyorum.
Bazı eczacı arkadaşlarım da, kendi yaptıklarına-yapmadıklarına bakmaz, empati yapmaz, özeleştiri diye bir kelimeyi kabul etmez, raf çeşidini korumaz, elini hiçbir taşın altına koymaz, sonra da ' Eee... Ne zamandır buradayım, işler hala düzelmedi' der durur. Sonra da mutlaka bir suçlu bulur ve o suçlu da en yakınındaki eczanedir. Yılların emeği, çalışma şekli, itinası, ilgisi, hizmeti, vs. bakmadan der ki:
'Daha dün açtı ama' ile başlayan serzenişler, kötülemeler veya yılların iyi hizmetini görmezden gelip 'bu işte bir iş var, herkes niye oraya gidiyor' der ve patlatır SGK, Sağlık Müdürlüğüne, Eczacı Odası'na dilekçeyi. Bu olmaz…
Hepimiz önce kendimize bakalım, niye olmuyor-u sorgulayalım, yine olmuyorsa, eczacı- eczacı dayanışmasını deneyelim. Soralım, o nasıl yapıyor diye bakalım, gidip bir çayını içelim, yardım isteyelim, öldürmez ya... Çevremizdeki k eczacılarla ilişkimizi koruyalım. Ya da ne kadar iyi-kötü olduğunu bir biz bilelim. Hastalarımızla asıl bu konuyu paylaşmayalım derken , çok yakında;
'ECZANE ŞİKAYETLERİNDEKİ BAZI GERÇEKLER (BİZCE) NELERDİR? ' ile dönmek üzere hoşçakalın…