İnsanlar bir gün mutlaka geçmişte yaptıklarıyla-yapmadıklarıyla
Kalben yüzleşirler. Kendi kendini öyle bir yargılarsın veya sevindirirsin ki,
Seni senden başkası ne bu kadar mutlu edebilir ya da
Seni senin hukukun kurtarsa bile vicdanın rahat bırakmayabilir.
İyilikler iyilikle, kötülükler haliyle kötülükle...
Nereden çıktı bunlar? Niye yazıyorum? Ne alaka şimdi?
Bakın anlatayım...
Basında her gün, ilaç indirimleri arttı, halk daha ucuza ilaç alacak, hasta katılım payını az ödeyecek, her yerde muayene olabilecek, sınırsız sağlık hizmeti alacak, sağlıkta reform, vb... Günlerce, aylarca anlatıldı ve halen anlatılıyor. Küçücük bir örnekle halka indirimin yansımasını anlatmak istiyorum. Bu örnek tamamen 'hasta' ile ilgili.
Hep birlikte bakalım...
İlaç ucuzladı da, vatandaş ne verdiğini biliyor mu?
Augmentin isimli ilacı neredeyse hepimiz biliriz.
Sizler;
augmentin 1 gr. fiyatı 20 tl. iken, eczaneye 4 tl. veriyordunuz,
augmentin 1 gr. fiyatı 15 tl. iken, eczaneye
3 tl. yüzdesi ve 2 tl. muayene ücreti ile toplam 5 tl. veriyordunuz,
augmentin 1 gr. fiyatı 10 tl. iken, 2 tl. yüzdesi, 2 tl. ilaç farkı, 2 tl. muayene ücreti ile toplam 6 tl. ödemeye başladınız,
augmentin 1 gr. fiyatı 8 tl. iken, 1.16 tl. ilacın yüzdesi,
4.4 tl. ilacın farkı, toplam 6.1 tl. ödemeye başladınız,
augmentin 1 gr. 6 tl. iken de, 1.5 tl. ilacın yüzdesi, 3 tl. ilacın farkı, ( ocak 2012) muayene 3 tl. den 7.5 tl. ödemeye hazırsınız.
Bu denklemle devam edersek ilaç 1 tl. ye düşerse, siz yaklaşık 14 tl. gibi bir rakamı ödersiniz.
Hal böyleyken, halk için yapılan ne var ?
İşte bu durumda;
ilgili kurumların, bizlere aylarca anlattıkları, duyduğumuz vaatlerle kalben yüzleşmesi gerekmez mi?
İnsan önce kendi yaptıklarından sorumludur. Kim olursa olsun, hangi mevkiide olursa olsun, hangi güçte olursa olsun, akşam yastığa başını koyduğundaki huzuru önemlidir. Kendine, vicdanına bu hesabı verir. Eğer kendisiyle hesaplaşmayı başarabiliyorsa, sonra etrafına dönüp açıklamasını yapar. Açıklamanın yapılıp-yapılmadığı nokta da, 'kime, niçin, gerekli mi, doğru mu, adil mi? ' gibi soruların cevabını bulma-bulamama noktasıdır bence…
Eczacı arkadaşlarım ' konuyu hangi noktaya getirdin, nereden bakıyorsun, sorunlarımıza bu açıdan mı bakıyorsun? ' diye kızabilirler, söylenebilirler.
Evet… Bu açıdan bakıyorum.
Çünkü o kadar çok, o kadar hızlı, o kadar inanılmazı yaşıyoruz ki, bunu ancak ' kalp sızısı, vicdan, kişilerin kendisiyle bugün, yarın, daha sonraki yarınlarda yüzleşmesi ' olarak derinleştiriyorum.
Çünkü, bir tarafta insan sağlığı, diğer tarafta eczacılığın geleceği…
Nereye sığar bu ikili…
Sonrası biz eczacılarla ilgili;
TEB ( Türk Eczacıları Birliği ) yönetim kurulu seçimleri geçtiğimiz günlerde Ankara' da yapıldı.
Çalışma Bakanımızın biz eczacılara da güzel vaatleri olmuş eczacılık kongresinde... Allah razı olsun...
Neymiş bunlar?
Eczanelerimizde hastaya ait rapor, küpür dediğimiz borç ilaç, sağlık karnesi, TC numarası, nüfus cüzdanı bulunması suçtu. Olamazdı, hasta unutamazdı. Unutsa bile 'sakla, eczanede olmamalı ' vardı. Af yoktu ' yakar geçerim ' derdi sevgili
SGK' mız...
Yukarıda saydıklarımdan bazıları yeni sözleşmemizde (2012) 'suç ' kapsamından çıkartılacakmış.
Raporlar ve borç ilaç küpürleri gibi bazıları...
İyi de artık RAPOR YOK ki... Hastaneler raporları sisteme işliyor. Biz eczacılar sistemden rapor dökümü alıyoruz.
Ya da diğer bakışla, eczanelerdeki bilgisayarların tamamı raporla dolu...
Küpür de suç değilmiş, artık küpür kesilmiyor ki...
Neyi suç olsun... Küpürler halkın kendi elinde...
Birileri biz eczacıları ne zannediyor, herkesin bir ' aklı ' olduğu unutuluyor mu ?
Yoksa, biz eczacıların sakinliği, nezaketi, halk sağlığı için çabalaması, ' herşeyi kabul ederler, yuttururuz ' mantığı ile mi algılanıyor?
Sağlık sisteminde çalışan herkes çok tedirgin ve mutsuz…
Belirsizlik her geçen gün daha da artıyor. Eczanelerimiz
Kapanma noktasında…
Tüm sağlık çalışanları 21 ARALIK ta yavaşlatma eylemine başlıyor.
Sadece biz eczacılar, 'siz hastalarımız' için doğru olur mu, olmaz mı diye düşünmekteyiz.
Bizler eczacılık örgütü olarak geleceğimizden şüpheliyiz.
Öyleyse niye halen yeni Eczacılık Fakülteleri açılıyor?
Bu sorunun cevabını, gelecek nesillere mantıklı bir şekilde açıklayabilirler umarım!..
Bir Rus atasözü aklıma geldi.
'Çirkin kadın yoktur, az votka vardır' diyor. Bende,
'Yanlış söylem yoktur, az adalet vardır ' ile bitirmek istiyorum.
Sevgilerimle hoşça kalın…