O, güzel devrimci halk adamını hepimiz yakından tanırız.
CHP'de iz bırakan ve CHP'nin İzmir'de gelmiş geçmiş belki de en sevilen isimlerinden biridir…
Hiç adamcı olmadı.
Hep halkının sesi olmaya emek verdi.
Kibirsiz bir gönül...
Halkının iyi gününde de kötü gününde de yanında olan dost bir yürek…
Sorunların çözümüne dair fikir üreten güçlü bir beyin…
İzmir'in ve İzmirlinin temsilciliğini hak eden keskin bir zeka…
Ayak oyunlarına karşı kudretli bir kişilik ve irade…
Çileli ve fırtınalı geçen günlerde ilkelerinden asla ödün vermeyen bilge bir insan…
Adam gibi adam…
İnsan şerefini hiç kaybetmeyen, pazarlıkların adamı olmayan…
Çağdaşlığın yoldaşı…
İşçinin, emekçinin, köylünün kadim dostu, onların kısılmayan sesi, soluğu…
Yiğit devrimci…
Atatürkçü…
Gerçek bir sosyal demokrat…
O, Torbalı'nın, Menderes'in, Buca'nın, Konak'ın, Urla'nın, Gaziemir'in, Balçova'nın, Narlıdere'nin olduğu gibi Bayındır'ın, Ödemiş'in, Tire'nin, Kiraz'ın yani İzmir tüm merkezinin olduğu kadar çeperlerinin de unutmadığı, özlemini duyduğu siyasetçidir.
CHP'de düşünülmesi bile imkansız olanı başarandır.
O, İzmir'de dayatma siyasete karşı çıkan ilk isimdir.
CHP'nin tarihinde ender rastlanan bir duruş sergilemiş, çıkarcıları, kralcıları, siyaset şakşakçılarını yerin dibine geçirmişti.
Tek amacı vardı hep…
CHP'nin tabanıyla, üyeleriyle, tavanının bütünleşip iktidara yürümesini istiyordu.
Partisine bağlılığından hiç şaşmadı.
CHP'de sade üye iken de, milletvekili iken de, MYK üyeliği görevini yaparken de hep aynı çizgi de yürüdü.
Partisine ihanete bulaşmadan dimdik yürüdü...
Başka partilere hiç gitmedi.
Gizli ittifaklar yapmadı.
Partisi için tek bir olumsuz söz söylemedi.
Namusluydu, onurlu bir Cumhuriyetçiydi.
Samimi ve halk adamında bulunması gereken tüm özellikleri sahipti.
Parti içi kutuplaşmaya, ayak oyunlarına, adamcılığa, fesatlığa, çıkarcılığa, ihale takipçiliğine sonsuz muhalifti.
O, alçakgönüllülüğün tarifiydi…
Öyle güzel bir yüreği vardı ki; Halkının ve partisinin güzel yarınları için koltuğunu, siyasi geleceğini feda etmeyi bile göze aldı…
Ve feda etti de…
Evet, 'O' isim herkesin yakından tanıdığı yiğit siyasetçi Sedat Uzunbay'dır.
CHP'ye gönül vermiş herkes hatırlar…
Takvim yaprağı 4 Eylül 2005'i gösteriyordu.
CHP İzmir İl Kongre yapılıyordu…
Dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile CHP Genel Sekreteri Önder Sav, gönderdikleri emirle-dayatmayla, CHP İzmir İl Başkanlığı için Ekrem Bulgun'a herkesin sorgusuz, sualsiz destek vermesini istiyorlardı.
Yine o dönem CHP MYK Üyesi olan Uzunbay, bu dayatmaya yani Ekrem Bulgun'un adaylığına karşı çıkıyor ve Bulgun'un CHP tabanının sesi olmadığını, bu girişimin CHP'nin bütünleşmesine değil, ayrışmasına sebep olacağını belirterek, korkusuzca yeni bir liste çıkartıyor ve bu liste seçimi kazanıyordu.
Seçimin hemen ardından da yaptığı açıklamasında 'Görev ve anlayış değişikliğinin daha uygun olacağını düşündük. CHP için doğru olan buydu' diyordu.
Delegelerde Sedat Uzunbay'ın başlattığı değişim hareketine destek vererek, değişimin kazanmasını sağlıyorlardı.
Şimdinin CHP Genel Başkan Yardımcısı Alaaatin Yüksel'de bu girişime açık açık destek veriyor ve bu hareketin zafer kazanmasının ardından büyük sevinç yaşıyor ve tepkisini şöyle dile getiriyordu:
'Örgütümüz baskıya tepki göstermiştir. Bu mesajı genel merkezin alması gerekir. Örgüt, Genel Merkez talimatına tepki gösterdi. İzmir'in 24 milletvekilinden 16'sı seçtiği halkına hizmeti amaç edinmiyor. Amaçları, Genel Merkez'deki patronlara yaranarak, 'sana İzmir'i teslim ettim' demek. CHP`de bu anlayışın değişmesi lazım' diyordu.
Evet, İzmir'de değişim sağlanmıştı…
Değişimin mimarı da Sedat Uzunbay'dı…
Bu değişimin 1,5 yıl sonrasında genel seçimler vardı.
Değişimin mimarı siyasi linçe uğruyordu.
Önce MYK üyeliği, ardından milletvekili görevini kaybediyordu…
Halkının sesi olduğu ve halkının hakkını savunduğu için dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve yine dönemin CHP Genel Sekreteri Önder Sav'ın ortak kararıyla isminin üzerine kalın bir çizgi çekiliyordu.
23. Dönem Milletvekili aday listelerine alınmıyordu.
İzmir'in geleceği için, CHP'nin iktidarı için proje üreten, sorun çözen, köylünün, çiftçinin, emeklinin, işçinin, gençlerin sesi olan, onların sorunların çözümü için canla başla çalışan bu güzel insanın mükafatı siyasi linçe uğramak olmuştu.
CHP tabanı onu hiç unutmadı.
Unutulmayacakta…
Nasıl unutsunlar…
Başkaları kahve köşelerinde taş dizerken, halkına sırtını dönerken…
O, sırtını hiç dönmedi halkına…
Onunla aynı dönemlerde haksızlığa uğrayan, Alaattin Yüksel ve arkadaşları, Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Başkanı olmasıyla geç de olsa, iade-i itibarlarına kavuştular.
Aynı iade-i itibar Sedat Uzunbay için de gerçekleşmelidir.
Sedat Uzunbay'a iade-i itibar verilmesi için, en büyük mücadeleyi onun yaşadıklarını en iyi anlayacak eskinin yasaklısı-şimdinin CHP Genel Başkan Yardımcısı Alaattin Yüksel tarafından verilmelidir.
Doğru olanda budur.
İkisi de; CHP'deki kapıkulu anlayışın değişmesi için büyük mücadele veren isimdi.
İkisi de; İzmir'i, İzmir insanını seven, ilerici, çağdaş, halk adamlarıydı.
Soruyorum…
A.Yüksel'e ve arkadaşlarına iade-i itibar verip, Sedat Uzunbay'ı görmezden gelmek ne kadar doğrudur?
Haydi, Sedat Uzunbay gibi zor bulduğumuz bilge birinin kolay harcanmasına izin vermeyelim…
Haydi, O'na hak ettiği, hakkı olan itibarını geri verelim…
Haydi, Sayın Alaattin Yüksel…
Haydi, Sayın Gürsel Tekin…
CHP'nin yeni yönetiminin kolay adam harcamayacağını, dosta düşmana ispat edin…
Bu umudun gerçek olacağına ben inanmak istiyorum...
Eminim ki; CHP'nin vefakar üyeleri de…
Çünkü istenirse olur…
Yeter ki istensin…