Ak Parti 14 Ağustos 2001'de kuruldu.
10 yaşındaki bir siyasi parti yaşamının neredeyse tamamını iktidarda geçirdi.
Cumhuriyet Halk Partisi 9 Eylül 1923`te Mustafa Kemal Atatürk tarafından ilan edildi.
Tek partili dönemi (1923- 1950) yıllarını hesaba katmazsak Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk siyasi partisi (CHP) 88 yıllık siyasi hayatında (tam anlamıyla) iktidar yüzü göremedi.
Böyle giderse, 100 yıllık Ana Muhalefet Partisi unvanı ile dünya rekorlar kitabında yerini alacak.
CHP, merkez sağ partiler karşısında neden tutunamıyor ?.
Bana göre tek cevabı var.
Halkın partisi olamadı, onun değerleriyle, yaşam biçimiyle bütünleşemedi. Anadolu'yu anlayamadı.
Sistemden geçinen, sistemden beslenenlere ve onu koruyanlara daha yakın durdu.
Örneğin, 1950 yılında Demokrat Parti rüzgarı CHP'yi bir kenara savurdu. DP, 10 yıllık iktidarlarından ancak askeri darbeyle düşürüldü.
CHP'nin katkı ve kışkırtmalarıyla gerçekleşen bu ilk askeri darbe sonucu, Başbakan Adnan Menderes ve Hükümet üyelerinden Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan idam edildi.
Demokrat Parti'nin devamı olarak nitelenen Adalet Partisi de yine CHP'ye fark attı.
AP, 15 Ekim 1961 seçimlerinde %34,8 oy topladı. 450 kişilik mecliste 158 milletvekilini, Senatoda ise 150 senatörün 70'ini aldı.
CHP, 1973 seçimlerinde Bülent Evecit'le ayaklandı, Çünkü 'Halkçı Ecevit' Anadolu'ya inmeyi başarabilmişti.
Benim Gençlik yıllarıma denk gelen bu hareket, sadece Türkiye'yi değil, bütün Ortadoğu'yu ezilen halkları heyecanlandırmıştı.
Buna rağmen, Ecevit'in oyu CHP'yi tek başına hükümet olmaya yetmedi. Sadece 10 ay iktidarda kalabildi.
Örnekleri çoğaltabiliriz..
12 Eylül 1980 Askeri darbesiyle demokrasiye yine ara verildi.
Bu kez Turgut Özal'ın Ana Vatan Partisi zafer kazandı.
6 Kasım 1983 seçimleri sonucunda ANAP tek başına iktidara geldi. 1987 Genel seçimlerini yine ANAP aldı.
Türk demokrasi tarihinde kısa bir gezinti yapmadan, geçmişi sorgulamadan geleceği doğru yorumlayamayacağımı düşündüm.
2011 Genel seçimlerine sayılı günler kaldı. CHP Farklı bir lider farklı bir söylemle sokağa indi.
Küçümsenmeyecek bir heyecan, o heyecanı besleyen sosyal söylemler,konuşulan,tartışılan projeler..
Ancak yine tarihi, stratejik bir hata yaparak…
Ergenekon sanıklarını, bazı darbeci paşaları, halen yargılanan kimi tutukluları milletvekili adayı yapacağını duyurdu.
Deniz Baykal'ın Genel Başkanlığında böyle bir karar verilseydi, şaşırmaz, yazma gereği bile duymazdım. Çünkü 'ben Ergenekon'un avukatıyım' diyen bir sahiplenme politikası vardı.
CHP'nin siyasi sicilinde, her dönemde darbecilerin izlerine rastlamak mümkün..
Oysa Kemal Kılıçdaroğlu, Anadolu'ya inip, Kürtlerden, darbelerden zarar görenlerden oy istedi. Şimdi sağ tarafınıza Ergenekon sanıklarını, darbeci, emekli yargıçları, paşaları, sol tarafınıza Kürtleri alıp Diyarbakır'a Şanlıurfa'ya Mersin'e gidemezsiniz.
Türkiye'nin Doğu'sunda Ergenekon, tamamen Kürtlere karşı oluşturulan, Kürt varlığını tehdit unsuru kabul eden, askeri ve siyasi bir yapılanma olarak algılanıyor. Bu organizasyonun sanıklarına dokunulmazlık sağlamak ' Yeni CHP' için ayrı bir çelişki..
Hem Milletvekili dokunulmazlığına karşı kampanyalar yürüteceksiniz, hem de aynı imtiyazı kullanarak ceza evlerindekini milletvekili seçtireceksin.
Sayın Kılıçdaroğlu.
25 yıl Güneydoğu'nun her noktasında gazetecilik yaptım.. Siz bu kararınızı İzmir'e belki.. Ancak Anadolu'ya anlatmakta zorlanablirsiniz..