Yaşamın her alanı bir ustalık gerektiriyor...
Sinemadan televizyona, el işlemeli oyadan ayakkabıya, inşaattan betonarmeye vs...
Say sayabildiğince...
Kaçınız unutursunuz ilk öğretmeninizi; kaçınız yaşamın ilk adımlarındaki bakış açınızı, el becerinizi ya da düşüncenizi geliştiren beyin takımını?..
Ve anımsadığınızda kimbilir neler söyler, hangi tümcelerle dönersiniz yeniden hayata?
Yaşam bir bilmece değil, gerçek olduğuna göre, her alanda bir usta vardır gerçeğinizde...
Kimi düşünce, kimi el emeğinde..
Ama en önemlisi sizi yaşam ustalığına taşıyan ustaların ustası olmalı!..
Bir gün bisiklete binip evinizden sabah karanlığında yol aldığınızda ve bu yaşamınızı belirleyecek yol olduğunda, hr ne kadar sonradan öğrenmiş olsanız da size geleceğinizi sunuyorsa kişi, ustalığını çok sonra öğrenmiş oluyorsunuz...
Bir tür öykü gibi geliyor yaşam size; 'eti senin kemiği benim' diye bırakıldığınız ustaların (!) varlığından uzaklaşıyor, düşün insanlarının yanında buluyorsunuz kendinizi er ya da geç...
Ama bilen biliyor ya, 'usta'nın emeğibüyük!..
Oturup şu kısa yazıya değil de, belki kitaplara sığmayacak denli öykülerin dillendirileceği nice yaşam ustalarının, nice yaratıcı ve belirleyicilerin anılar dizini vardır usunuzda? Bilirsiniz ki, o simge ustaların belleğinizde yer tıutan zenginliğiyle yaşam nasıl da farklı gelişir önünüzde!..
Nasıl aydınlatırsınız geleceği ve nasıl kurarsınız çocuklarınıza, torunlarınıza hiç düşündüğünüz oldu mu?
Bir gün uyandığında, çocuklarının ve torunlarının nasıl gelişeceğini hiç düşündün mü usta?
Yaşam insanı bir yerlere götürüyor işte...
Kimi olumlu, kimi olumsuz; kimse istemiyor kötülükleri, içini karartan sorumsuzlukları hiç istemiyor!..
Ustalık belgesine ulaşmak da öyle kolay olmuyor!..
Her nedense bir gün inanamadığınız yaşam güçlükleriyle karşı karşıya kalıyorsunuz. Dileğiniz hep iyiden yana olsa da, öyle bir sarmalın içine giriyorsunuz ki, koşullar zorluyor!..
Sağlık zorluyor; tutsak kalıyorsunuz kimi usta ellere...
Ve ustalığınız gelip takılıyor usunuza!..
Hani siz ehil ellerin yetiştirmesiydiniz ya; Hani o çakır gözlerindeki bakışlardan çok yaşam dersi almışlığınız vardı ya; Hani yemeden içmeye çok şey öğrenmişliğiniz, yaşam edebiyatı yapmayı da edinmiştiniz ya!..
İşte o usta size artık yaşada farklı bir dil kullanmayı da öğretiyor...
Önce sağlık diyorsunuz...
Sonra, 'ne çok şey öğrettiler bize' deyip önlerinde saygı duyuyorsunuz...
Dahası işimiz spor olduğundan kendi dalımızın ustalarını anıyoruz...
Ama çok daha önemlisi bizi bu noktalara getiren; O elleriyle ayağınıza giydiğiniz ayakkabıyı bile ilmik ilmik ören hayat ustaları yok mu?
İşte ben orada duruyorum...
Çünkü benim yaşam ustam, çakır gözlerinden hayatı içtiğim adam!..