Bir büyüğümden dinlediğim gerçek olayı sizinle paylaşmak istiyorum.
Anadolu’’yu ve Anadolu köylüsünü biraz biliyorsanız, böyle binlerce olay yaşandığına sizler de şahit olmuşsunuzdur.’¶
Gariban köylü, Ziraat Bankasından üç kuruş kredi alır. Bu kredi ile hem mahsulünü eker, hem de ailesinin karnını doyurur. Ama genellikle tarımdan anlamayan kişilerin, Tarım Bakanı yapıldığı ülkemizde, uygulanan yanlış politikalar sonucu Cargill korunur, GDO’’lu ürün üretenler korunur, yabancı ülke çiftçisi korunur da, bizim çiftçi-köylü korunmaz.
Köylü ürününü hasat eder, satar, eline geçen para banka borcuna bile yetmez. Daha geride, mazot borcu, bakkal, fırıncı borcu vardır. Çaresiz banka borcu en sona bırakılır ve genellikle ödenemez. Banka, ihtar çeker sonra icraya verir. Köylünün mal bildiriminde bulunması gerekmektedir. Bilmediğinden umursamaz ve sonunda ’“mal bildiriminde bulunmadığından’” hapis cezasına çarptırılır.
Jandarma köye geldiğinde esas tiyatro başlar; borçlu olan köylüyü Jandarmaya vermemek için hazırlanan senaryo hemen uygulamaya konur. Önde çocuklar, arkalarında hamile kadınlar, onların arkalarında diğer kadınlar, en arkada da erkekler. Başlarlar Jandarmaya taş atmaya. Jandarmanın da canına minnet, döner ilçe’’ye, Komutan’’a rapor eder, bu tiyatro da böyle sürer gider.
Şimdi diyeceksiniz ki, bu olayların koskocaman, bastığı yeri titreten, Türkiye’’nin en güçlü sivil toplum örgütü TÜSİAD ile ne alakası var?

Biliyorsunuz, TÜSİAD kendine başkan bulamıyor. Kendilerine başkanlık teklif edilenler görev kabul etmekten kaçıyorlar. Anlaşılan AKP iktidarının estirdiği terör ve korku havası, iş aleminin tepelerine kadar ulaşmış.

Gerek bizim tarihimizde, gerekse dünya tarihinde Devlet gücünü, kanunsuz olarak kullanan ve kendi insanlarına korku salıp, toplumları diktatör gibi yöneten, idarecileri çok gördük, okuduk. Bunların sonu, hangi rejimde olursa olsun, feci olmuştur. Böyle zamanlarda, zorbalığa direnen, özgürlükleri savunan, kendisine saygısı olan insanlar geçici olarak sıkıntı çekmişlerdir ama isimleri verdikleri mücadeleleri hiç unutulmamışlardır. Zorbalığa, hukuksuzluğa göz yuman, kendi maddi çıkarları uğruna toplumun çıkarlarını göz ardı edenler ise, unutulup gitmişlerdir. Mezarlıklar unutulmuş insanlarla doludur.

Unutulmayacak, hep hatırlanacak yeni bir isim de, TÜSİAD’’IN Başkanlığına bu ortamda cesurca ve mertçe talip olan Sayın Ümit Boyner’’dir.
Benim inancıma göre, Atatürk’’ün kurduğu Laik Cumhuriyeti, Sosyal ve Hukuk Devleti’’ni en iyi koruyacak olanlar kadınlarımızdır.
Hiçbir parti, tarikat, grup kadınlarımızı, tekrar ortaçağ karanlığına, kölelik düzenine götürmeye ikna edemez.
Yapılan sinsi planları da, en iyi ve en çabuk olarak kadınlarımız hisseder ve bu oyunu bozarlar.

Sayın Ümit Boyner’’i kutluyor ve başarılar diliyorum.
Laik Cumhuriyetin damarlarına her gün baltalarla saldırılırken, devletin kadroları tarikat ve cemaatler tarafından işgal edilirken, yolsuzluk kurumsal hale, sosyal barış patlama noktasına gelirken, ülkenin kurumları birbirine girmiş, ülke bölünme noktasına getirilirken elbette ki Türk Kadını görevden kaçamazdı.
Herkesin kendisine yardımcı olması gerekir.
Sayın Ümit Boyner sadece TÜSİAD’’IN değil, aynı zamanda tüm Türk Kadını’’nın sesi olmalıdır.

Türkiye zor günlerden geçiyor. Tarih ve Türk Milleti herkesi izliyor. Kim vatanı için görevini yapıyor, kim üç paralık menfaati için tarikat artıklarının ellerini öpüyor, hepsi izleniyor ve biliniyor.
Bugün sahte, çakma bir delikanlının kanunsuz uygulamalarından korkup sinenler, yarın gerçek vatanseverlerin iktidarında ne yapacaklar, çok merak ediyorum.