Her toplumda her gün bazı nezaket kaidelerinin dışında tepki çeken olaylar olabiliyor. Bunları genellememek lazım.
İki gündür basında Telaviv’’de Türk Büyükelçiliği’’ne yapılan nezaketsizlik yazılıyor.
Eski (merkezde) büyükelçi olarak ben de fikrimi sizinle paylaşmak istiyorum.’¶
Öncelikle büyükelçimizin muhatapları, bakan yardımcılarıdır. Bizim idare sistemimizdeki genel müdür yardımcısı olup meslekte kıdemleri varsa genel müdürdür. Yani bu nezaket dışı davranışı yapan bizim büyükelçiden kıdemsiz olan bir kişi.
Kıdemsiz bir kişinin kendinden daha kıdemli bir kimseye yapacağı nezaketsizlik, bir ciddiyet taşımaz sadece kendini küçük düşürür.
Telaviv’’de büyükelçimize yapılan bu nezaket dışı muamele, anlaşıldığı kadar, bir kasıt taşımakta.
Onlar da bazı davranışlarımızdan şikayetçi. Şikayetlerini dile getiriyorlar.
Kendi açılarından haklı olabilirler. Ama unutulmamalıdır ki ülkemiz de bir hukuk devleti olma yolunda.
Kurtlar Vadisi dizisine müdahale, getirisinden fazla götürüsü olacak bir konu.
Davos’’ta olan hadisede aslında oturumu yönetenin yanlış tutumundan kaynaklandığı anlaşılmıştır. Bu durumu İsrail Cumhurbaşkanı da gördüğü içindir ki, kendisi Sayın Başbakan Erdoğan’’ı arayarak özür dilemiştir.
İsrail, unutmamalıdır ki, vaktiyle kendileri İspanya’’da inançlarından dolayı boğazlanırken, Osmanlı Devleti onlara yurt vermiş ve kendi toprakları içinde yüksek standartta bir hayat kurma olanağını sağlamıştır.
O gün için hiçbir Avrupa ülkesinin kendilerini kabul etmemesine rağmen Osmanlı bu alicenaplığı göstermiştir.
Günümüzde İsrail toplumsal gücünün dışında diasporasının etkinliği ile aşırı davranabiliyor. Birleşmiş Milletler kararlarını uygulamıyor. Orta Doğu’’da taraf olduğu ihtilaflar serisi altmış yılını doldurdu. İsrail de çevresi ile ilişkilerini düzeltme durumundadır.
Arap ülkeleri de bilmelidir ki Musevileri yok etmek gibi bir paranoyayı ortadan kaldırmalıdır. Filistin meselesini bir çözüme kavuşturmadan Orta Doğu’’nun rahat bir nefes alması düşünülemez.
Filistin bir insanlık trajedisi. Osmanlı döneminde Müslümanlar ile Museviler beraber nasıl yaşayabildilerse, bugün de bunu yapabilmeleri gerekir.
Yoksa Osmanlı’’nın bir başka türü gelir ve onları beraber yaşamaya ikna(!) eder.
Saygılarımla.