EBSO’da ‘orkinos’ ölümleri tartışması... Meclis üyesinden 'foseptik' çıkışı!
EBSO’da ‘orkinos’ ölümleri tartışması... Meclis üyesinden 'foseptik' çıkışı!
İçeriği Görüntüle

Buse AÇIKALIN/EGEDESONSÖZ- Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Ağustos ayı meclis toplantısı meclis başkanı İbrahim Gökçüoğlu yönetiminde gerçekleşti. Toplantıya TÜSİAD Başkanı Ozan Diren, EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar ve meclis üyeleri katıldı.

Diren, yaptığı konuşmasında Türkiye'nin ekonomik parametreleri hakkında tespitlerde bulundu.

"YARININ ÜRETİM KAPASİTESİNİ TÜKETEMEYİZ"
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, yaptığı konuşmasında Türkiye'nin sanayisini ayakta tutması için yapılması gerekenler ile ilgili bir değerlendirmede bulundu. Diren, "Ege Bölgesi yalnızca güçlü bir sanayi havzası değil, Türkiye’nin Avrupa’ya açılan üretim kapılarından biri. Türkiye enflasyonu kalıcı bir biçimde düşürürken sanayisini nasıl ayakta tutacak? Ana mesajım: Bugünün baskısını yürütürken yarının üretim kapasitesini tüketemeyiz. Belirsizlikle yaşamayı, belirsizliği yönetmeyi öğrenmeliyiz. Ticaret kuralları değişiyor, teknoloji çok hızlı ilerliyor. Ekonomi politikası ve dış politika artık aynı masanın konuları. Koşullar sürekli değişirken bir kez yazılıp rafa kaldırılan planlarla sonuç alamayız" dedi.

Reformları eksik bırakmamanın öneminden bahseden Diren, "Yapay zekânın uzun vadede üretimi artırması bekleniyor. Bu teknolojiyi bütün olarak ele almak zorundayız. Çin’deki üretim fazlası, kritik ihracat pazarları üzerinde baskı oluşturuyor. Bu yeni dünyada en önemli şey güven. Ülkeler en ucuz tedarikçiyi değil, en güvenilir ortağı arıyor. Türkiye bu döneme önemli avantajlarla giriyor. Parasal sıkılık beklenenden uzun sürdü, sanayi üzerindeki baskı arttı. Daha önce başardık, şimdi de başaramayacağımız diye bir neden yok. Temel ayağı reformları eksik bırakmamalıyız. Enflasyon yalnızca fiyatların artması değil; ücretlerin satın alma gücünü azaltır, gelir dağılımını bozar, ekonomiye ve kurumlara duyulan güveni azaltır. Kur önemlidir, faiz önemlidir; fakat bunların hiçbiri durumun kapsamlı bir teşhisi değildir" şeklinde konuştu.

"2023 İTİBARİYLE YÜZDE 2'NİN ALTINA DÜŞTÜ"
Sanayinin büyüme hızının 2023 itibariyle yüzde 2'nin altına düştüğünü aktaran Diren, "Türkiye’de hangi pazarlarda yürüyeceğiz? Yatırımcı 5 ve 10 yıllık planını nasıl yürütecek? Yalnızca kısa vadede rahatlatmak doğru olmaz. Kısa vadede rahatlama sağlayan araçların uzun vadede dönüşümlerine bağlanmalıyız. Asgari ücrette iki gerçeği aynı anda görmeliyiz: çalışanın geçim sıkıntısı ve şirketlerin mali baskısı. Haziran itibarıyla sanayinin büyüme hızı yüzde 1,8’e kadar geliyor. 2023 itibarıyla bu yüzde 2’nin altına indi. İhracatta arzu ettiğimiz ivmeyi yakalamadık. Aynı dönemde dış ticaret açığı yüzde 8,2 genişledi. İhracatımız hacim bazında daralıyor. Endeks sonuçları, ihracat pazarlarındaki ciddi rekabetçiliği gösteriyor. Son 5 yılda tüm sektörler rekabet gücünü kaybetti.Mevcut dönüşümün bir başka boyutu da teknoloji yoğunluğu. Bugün sanayiden yeşil dönüşüm, AR-GE gibi yetkinlikler bekliyoruz. Sanayinin kısa vadede nefes almasını, uzun vadede ise kamu ile aynı ihtiyaçlarımız olan çerçevenin seçici ve şeffaf olmasını sağlamalıyız. Süresi belli olmalı. İhracat siparişleri finanse edilmeli, kayıtlı istihdam korunmalı. Otomasyon ve dijitalleşme hızlanmalı. Şirketleri ve sektörü bir sonraki rekabet gücüne taşımalı" açıklamasında bulundu.

"İHTİYACIMIZ OLAN KAMU VE ÖZEL SEKTÖRÜN BİR ARADA ÇALIŞTIĞI BİR SİSTEM"
"Kayıt dışılıkla mücadele kritik önemde" diyen Diren, "Haksız rekabetle yıpranmayan bir zemine ihtiyaç var. Amaç, değer yaratımını sağlayabilmek. Hangi pazarlarda rekabet edeceğiz? İhtiyacımız olan, kamu ve özel sektörün bir arada çalıştığı, şeffaf ve ölçülebilir bir sistem. Vazgeçilmez bir ayağı da yatırım ortamı. Hukuk güvenliğinin, rekabetin ve şeffaflığın olduğu bir yatırım ortamı olmalıdır. Çünkü daha kapsayıcı kurumlar, daha güçlü ekonomi demektir. Türkiye’nin AB ile ilişkisi yalnızca dış politika başlığı değil. Avrupa’nın önündeki esas rekabet küresel rekabet. Türkiye ise Avrupa değer zincirlerinin vazgeçilmez bir parçası. Hızlı ve somut ilerleme sağlayacağımız alanlar var. Türkiye’nin NATO içindeki konumu, gelişmiş savunma sanayii kapasitesi Avrupa için önemli bir kapasite sunuyor" şeklinde konuştu.

"EBSO'DAN ÇIKACAK SES TÜRKİYE'NİN ÜRETİM GELECEĞİ İÇİN BİR ÇAĞRI"
EBSO'dan çıkacak sesin Türkiye'nin üretim geleceği için bir çağrı olduğunu ifade eden Diren, "İzmir ve Ege limanları, lojistik, enerji altyapısı ve Avrupa ile ilişkilerle bağlantısının önemli damarlarından biri. Ege’nin tarım-sanayi birleşmesi büyük bir avantaj. Bu avantajı birçok alanda yürütmeliyiz. Bugün ekonomik programın ölçüsü de sanayinin nabzı kaçta atıyor, üreticinin durumu ne durumda, ihracatımız küresel pazarlarda hangi katma değerde rekabet ediyor gibi soruların cevapları en az makro göstergeler kadar önemli.Türkiye’nin sanayicisi zor dönemlerden geçmesini bilir ama girişimciliği kurumsal kapasite ile birleştirmeliyiz. EBSO’dan çıkacak ses, yalnızca bölgesel bir talep değil, Türkiye’nin üretim geleceği için bir çağrıdır" dedi.