Türkiye 15 Temmuz akşamı büyük bir badire atlatarak adeta uçurum kenarından döndü. Darbe başarılıyla tamamlansaydı olacakları kestirmek zor olmasa gerek. Darbe sırasında halka silah sıkan ve 1987'den beri devletin bırakın ana arterlerini kılcal damarlarına kadar sızan FETÖ/PDY'nın neler yapacaklarını düşünemiyorum.

Bu arada günler geçtikçe, darbe girişiminin şifreleri de belli olmaya başlıyor. Bugün Prof. Dr. Ata Atun tarafından kaleme alınan bir yazı okudum. Yazı darbe girişiminin arka planıyla ilgili çok enteresan bilgiler içeriyor.

Prof. Atun, yazının Fransızca yazıldığını, yazarının Hannibal Genseric, Türkçe çevirisinin başlığının da 'Obama'nın Türkiye'de yaptırdığı darbeyi Putin nasıl Şah-Mat etti' olduğunu belirtiyor.

Yazının içeriği çok ilginç. Ancak burada uzun uzadıya bahsetmeyeceğim. Bu yazıyı okuyan mutlaka http://www.tv5haber.com/yazar_11016_631_ABD,-Rusya-ve-Turkiye%92deki-darbe.html adresinden yazıya ulaşmalı.

Yazıda 15 Temmuz Darbesi'nin Amerikan Ordusu ve NATO tarafından organize edildiğini, planlayıcılarının da CIA, MI6 ve Mossad olduğu belirtiliyor. Amaç da Türkiye'yi Atlantik Eksen'inde tutmak.

Ancak darbe başarılı olamayıp sadece girişimde kalınca, ayni çevreler Türkiye'nin ekseninin Şanghay İşbirliği Organizasyonu'na veya Gelişmekte Olan Ülkeler Grubu olarak tanımlanan BRICS'e (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika) kayacağı konusunda endişeliler.

Nasıl endişe etmesinler ki? Bugün Türkiye'de siyaset kurumu ve halk, olaylar açığa çıktıkça ve İncirlik üssünün darbe girişimindeki rolü belirginleştikçe, Batının (ABD-AB) seçimle işbaşına gelmiş olan Türk Hükümeti ile Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ı indirmeye çalıştığını, Türkiye'yi bu cendereden de Rusya'nın kurtardığını düşünmeye başlıyor.

Bu bağlamda da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın haftaya yapacağı Rusya gezisi son derece önem taşıyor. 15 Temmuz darbe girişimi olmasaydı konuşulanlar muhtemelen Rusya'nın uyguladığı vizenin kalkması ve daha fazla ticari işbirliği olacaktı.

Ancak şimdi bunların yanı sıra masaya enerji ve siyasi işbirliği de gelecek. Geçen hafta Milliyet Ege'deki köşe yazımda belirttiğim gibi Türkiye-Rusya ilişkilerinin iyi olması her iki ülkenin de hem bölgesel hem de küresel çıkarları açısından son derece önem taşıyor.

Diğer taraftan son olaylardan sonra yeni barışan Türkiye- İsrail ilişkileri ne olacak? Yeniden dondurucuya konacak mı? Eğer yazılanlar doğruysa ve Mossad işin içerisindeyse, Türkiye tereddüt etmeden ilişkileri en alt düzeye indirebilir.

Çünkü doğalgazını Avrupa'ya taşıması için İsrail'in, Türkiye'ye daha fazla gereksinimi bulunuyor. Ancak yine de bu badireyi atlatmasına ve dostu-düşmanı daha iyi kavramasına rağmen hükümetinin daha diplomatik bir dil kullanacağını düşünüyorum.

Yine darbe girişimi, zaten soğuk olan Türkiye-ABD ve Türkiye-AB ilişkilerinde dereceyi sıfıra doğru yaklaştırabilir. Brexit nedeniyle AB'nin dağılabileceği düşüncesi, ABD'nin özellikle Suriye, Mısır ve PYD konularında hükümetten ayrı düşünmesi zaten elbise dolabının birinci çekmecesinde olan ilişkileri muhtemelen ikinci hatta üçüncüsüne atabilir.

Bu arada Putin-Erdoğan görüşmesinden sonra Türkiye'nin Suriye politikasında da değişiklikler olabilir.

Daha önceleri Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından daha düşük tonda söylenen Şanghay İşbirliği Organizasyonu'na giriş' daha kuvvetle ifade edilmeye başlanabilir.

Rusya'nın da Türkiye'yi uzun zamandır, hatta uçak düşürme meselesi sırasında bile bilinçaltına atarak, bu pakta görmek istediğini dünya alem biliyor.