Medya, cumhuriyet tarihinde görülmemiş baskı ve ceza tehditleri ile çok az yayın kuruluşu ve gazete dışında, tamamen yandaş hale getirildi veya yandaş olmaya mecbur bırakıldı...
Yargı bütünüyle AKP iktidarının kontrolünde...
Asker hükümetin kuklası durumunda (NATO'nun demek daha doğru olur). ABD izin vermeden topraklarına saldıran PKK'nın yeri belli inlerine dahi harekat düzenleyemiyor...
Üniversitelerde, AKP'li ve aynı zamanda cumhurun başı olan zatın tercihlerine göre rektör atamaları yapılıyor. Bilim kurumları gıkını çıkaramıyor. Rektör atamalarında bilimsellik kriterinin esamesi dahi okunmuyor...
Ordunun üst düzey komutanlarının neredeyse üçte biri sahteliği saptanmış delil ve vicdanlarda düşürülmüş davalarla zindanlara hapsedilmiş durumda... Tek suçları Atatürk ilkelerine ve cumhuriyet değerlerine bağlı kalmak ve NATO'ya boyun eğmemek...
Memleketin en zengin yüzde on beşlik kesimi ile en fakir yüzde on beşi arasındaki gelir farkı uçuruma dönüştü...
İfade özgürlüğü bakımından dünyanın en geri ülkeleri arasında birinci sıraya yükselmemize ramak kaldı. Halen tutuklu gazeteci sayımız ile ipi göğüslemek üzereyiz...
Toplumsal muhalefet alanında bir iki sivil toplum kuruluşu dışında tüm kurumlar sus pus. Ağzını açanlara ise ileri demokrasimizin başbakanı tarafından payları bir güzel veriliyor...
Başta ana muhalefet partisi olmak üzere partilerimizin hal-i pür melali ortada... MHP her daim AKP'nin payandası... CHP'nin ne olduğunu şimdiye kadar anlamış olan varsa lütfen beri gelsin! BDP'nin hangi amaca hizmet ettiğini zaten biliyoruz...
Eğitim sistemi, Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nu yerle bir eden 4+4+4 uygulaması ile iki başlı bir hale getirilerek, laik düzeni dibinden dinamitlemenin yolu açıldı... Gelecek on yıl içerisinde tam tekmil yetişecek kindar ve dindar yeni nesil sayesinde İran olma yolunda ve Ortaçağ karanlığına doğru emin adımlarla ilerliyoruz...
Savaş tezkeresinin MHP'nin desteği ile Meclis'ten geçmesinden sonra sonu belirsiz maceralara da kapı aralanmış oldu... Bundan sonra AKP Hükümeti'ni tutabilene aşkolsun. Zavallı halkımızın yoksul ailelerinin ve askerlik yaşı gelmiş çocuklarının, 'sonumuz hayırlı olsun' diye dua etmekten başka çareleri kalmamışa benziyor...
Bütün bu gelişmelere rağmen güven duyabileceği istikrarlı bir parti göremeyen halkın çoğunluğu hala AKP'ye verdiği desteği sürdürmeye devam ediyorsa...
Yapılması gereken; her ekonomik ve sosyal kesimden insanı bir çatı altında toplayacak örgütlü bir dayanışma içerisine girmekse...
Bu türden bir örgütlenmede ortak payda; üniter yapı , tek dil ve tek bayrak esasına dayalı; Atatürk devrimlerinin rehberliğinde demokratik cumhuriyet yönetimi olmalıdır.
Gerçek yurtseverlerin Türkiye'yi içinde bulunduğu sıkıntılı durumdan kurtaracağı adres; ne komünist, sol, sosyal demokrat,işçi, barış, demokrasi ne de sağ, merkez sağ, milliyetçi vs. etiketli partilerdir.
Aydınlarımız bir yandan korkmadan, yılmadan AKP diktatörlüğüne karşı seslerini yükseltmeye devam ederken bir yandan da tüm siyasi görüş farklarını bir potada eriterek ve önce vatan diyerek bir an önce bu örgütlenmeyi gerçekleştirecek adımları atmalıdırlar.
Bunun için de tek yol, tek adres; Atatürk milliyetçilerinin yukarıda ifade ettiğim ortak payda etrafında bir araya geleceği yeni bir oluşumdur.