- Sevgilim, seni yormamak için bu iş gezisine götürmüyorum. Yalnızca beş gün Paris'te kalacağım. Şimdi gelecek olsan kuaföre gideceksin, bakım yaptıracaksın. Saatlerce ayakkabı, elbise, çanta seçeceksin, yine de ne götüreceğine karar veremeyeceksin. İnternette surf yapıp, gezi programları yapacaksın... Senin yıpranmanı hiç ister miyim?
- Haklısın bi'tanem... Boşuna kızdım sana. Açıklamalarından tatmin oldum.
- Arkadaşlar, şu zam meselesine artık bir nokta koyuyoruz. Bu yıl zam yok. Niye yok? Çünkü zam yaparsak siz bu parayı nasıl sarf edeceğinizi bilemeyebilirsiniz. Orantısız harcamalar ile ailelerinizi zora sokabilirsiniz...
- Valla çok doğru söylediniz müdür bey... Arkadaşlar ve benim için çok tatmin edici bir neden bu.
- Teyzesi, biz kızımızı sokakta bulmadık. Sokakta bulsaydık sokaktaki okula yollardık.
- Aaaa, hiç düşünmemiştim. Doğru söze ne denir! Şimdi tatmin oldum işte...
- Seçimlerde niçin şaibeli bir durum olabilir diye düşünsün ki millet? Bu sistemi bütün Afrika ülkeleri kullanıyor. Onlardan ithal ettik. Muz ithal etmiyor muyuz? Muz bulunmadığı bir yıl, bu sistemi ithal etmiştik. Biliyorsunuz, fakir ülkeler... Bir katkımız olsun istedik.
- Anlıyorum, insanlık namına... Bundan daha tatmin edici bir neden olamaz zaten.
- Hakim Bey, müvekkilim tecavüz etmek niyeti ile hareket etmemiştir. Madureye yaklaştığı sırada ayağı kaymış ve maalesef cinsel organı yönünü şaşırdığı için bu durum vuku bulmuştur.
- Hımmmm, tatmin edici bir açıklama...
- Bu darbe meselesinin özüne iniyoruz biz, özüne... Laboratuvar çalışmaları yaptırdık. Bir de baktık ki genetik geçiş var. Şöyle, yani 'darbe geni' bulundu yaptırdığımız incelemelerde.
- A, o zaman acayip haklısınız. Çok ilmi ve tatmin edici bir cevap bu azizim.
- Doktor Bey, eşim ön sevişmeye 1.5 dakika ayırır, iki saatlik efor harcar. Orgazm olmama nedenim, düşündüğünüz şey değil. Bilinçli olarak olmuyorum. Tamamen değişiklik olsun diye. Biliyorsunuz, cinsel hayat monotonluğu sevmez...
- Çok çok tatmin edici bir analiz hanımefendi, kutluyorum sizi.
Bu 'tatmin hikayeleri'nin, son YGS'deki şifre skandalı sonrası yapılan 'tatmin açıklamaları' ile uzaktan yakından hiçbir ilgisi yoktur. Söz konusu açıklamalar, yazının son cümlesinin son harfinde aklıma gelmiştir.
Aydın Havası: Geçenlerde bir kitap tanıtımı için Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi'ne yolum düştü. Arkadaşlarımla müzenin arka bahçesindeki kafesinde buluştuk. Saat 16'ydı. Kafede oturuyoruz ya, çay istedik. Garson servisin kapandığını söyledi. Şaka yapıyor sandık. Yanılmışız, çok ciddiydi. Servis 15.15'te kapanıyormuş! Bu arada kül tablası istendi, veremezlermiş! Biz söylenince, bir mika su bardağını getirip önümüze koydular. Bu nasıl bir işletmecilik anlayışıdır? İşletme belediyeye değil de özel sektöre ait olsaydı durum çok farklı olurdu diye düşünüyorum. Lütfen sayın Aziz Kocaoğlu, bu kafeye uğrayın, sigaranızı post-modern küllük eşliğinde tüttürürken, 'Nerede hata yapıyoruz' diye bi'zahmet düşünün!