Artık kabullenmek gerekiyor; muktedirin kayıt altına alarak yönettiği insanlığın her türlü itirazı sözde kalırken, muktedir yapacağını yapıyor.

Umursamazlığın hâkim olduğu yüzyılımızda, salt gösteri kıvamında itiraz, kafa tutmanın çekiciliğinde yükselen sesler, atılan nutuklar, sloganlar, yazılan metinler, şiirler, söylenen şarkılar zulmü asla durduramadı. Aksine, zulüm hep çoğaldı.

Ne oluyor?

Artı değerde sürekli genişleme ve sınırsız sermaye birikimi sonucu ortaya çıkan çatallanma, sistemi dengeden çıkardı. Geri dönüş yok. Muhtemelen, kapitalist sistemin tarihsel sonu yaklaşıyor. Kapitalizm sonrasına hazırlık var.

Böylesine olağan dışı koşulların yarattığı bunalım sonucu paradigma çöktü. Yani, uluslararası veya ulusal ölçekte, değerler sistemi yerle bir oldu.

Hal böyle olunca, sistemin metropolünde yer alan emperyal güçler, çıkarları uyarınca kurallar koyarak, yeryüzüne çeki düzen vermeye başladı.

Son örnek, Venezuela Devlet Başkanı Madura’nın kaçırılması. New York’a götürdüler, orada yargılanacakmış…

Mevcut hukuk normları yok sayılarak yapılan bu ve benzeri operasyonların mesajı çok açık;

“Eski Dünya düzeninin normlarıyla kaybedecek zamanımız yok.”

Sistem kendi içinden dönüşüyordu. Ancak dönüşüm etkileri kontrolden çıkmaya başladı. Sistem sürekli erör veriyor. Dolayısıyla, büyük operasyonlara yol vermek kaçınılmaz oldu. Trump’ın cüretkâr açıklamaları da bu yüzden.

Akıllı sistemlerin üretimde öne çıkması ve para hareketlerini kontrolüyle başlayan süreç, yeraltı dünyasında da denetim sürecini başlatmış bulunuyor.

Legal ve illegal bütün alanlar ve ilişkiler dönüşüyor, servetler el değiştiriyor.

Bir çağ kapanıyor. 2. Dünya Savaşı ardından kurulan liberal piyasa düzeni çöküyor. Dijital devrimin öncülleri zuhur etti. Ve bu hengamede, yönetme yeteneğini yitiren muktedirler aklına eseni yapıyor. Sinirler bozuk. Bir şeyler biliyormuş gibi konuşuyorlar, ancak kimsenin bir şey bildiği yok, süreç yönetimi çöktü.

Bundan böyle, efendilerin elinde sopa ile yöneteceği aşikâr. Otoriterleşmekten başka seçenekleri kalmadı. Bir elde sopa bir elde demokrasi yönetecekler.

Sokaktaki çıkışsızlıkla malul insana gelince; öyle ya da böyle başının çaresine bakacak. Yasalar nasıl muktedire işlemiyorsa, sokaktaki insana da işlemeyecek.

Acı gerçek; Olan bitenlerin tam olarak “kıyamet alameti” olduğunu söylemek için kâhin olmaya gerek yok. Ne sandıklar ne meydanlar çare olabildi. Artık sözün bir ağırlığı kalmadı. Sözü hükümsüz kılan şiddet sarmalındayız.

Belki de sisteme hiçbir şekilde ses vermeyen derin bir sessizliktir, ihtiyacımız olan.