Ve mutlak butlan kararı verildi. CHP’de taşlar bir kere daha yerinden oynayacak.
Kemal Kılıçdaroğlu zaten sessizliğini bozmuştu. Yayınladığı video ile görüşlerini açıklamış, CHP’de birlik ve beraberliğin zaruretine değinmenin yanı sıra, Özgür Özel’in “toprak ol!” sitemine de yanıt vermişti.
Kılıçdaroğlu’na yakın partililerin 10 maddelik manifestosunu izleyen bu açıklamaya CHP yönetiminin verdiği tepki, “inceldiği yerden kopsun” kıvamındaydı.
Özgür Özel yönetiminin, kendi ekibinden farklı düşünenleri kapının önüne koyma konusunda oldukça rahat hareket ettiği biliniyor. Söylendiğine göre, yaklaşık 2000 üye partiden atılmış.
Belli ki Baykal döneminden aşina olduğumuz “küçük olsun, benim olsun” zihniyeti CHP’de devam ediyor.
Kemal Kılıçdaroğlu da çok farklı davranmıyordu, CHP’de önemli gruplar tasfiye edilmişti. Şimdi de “mutlak butlan” ile benzer gelişmeler olacak gibi…
Birbirinden nefret eden grupların bitmeyen husumeti tam olarak CHP’ye özel bir vakadır. Kanat hareketlerini kurmak yerine, düşman grupların kavgasına teslim olan siyaset… Birbirini tasfiye etmeye odaklı siyasi mücadele…
Ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun karşı karşıya geldiği parti yönetiminin, eski çalışma arkadaşları olduğu gerçeğini de göz ardı etmemek gerek.
Hal böyle iken, Atatürk’ün partisi, devlet kuran parti gibi yaftalarla durumu geçiştirmeye çalışan grupların bu kamuflaj gayreti fena halde sırıtıyor. Bu durumda, haliyle, CHP’den o kalitenin gerektirdiği gibi hareket etmesini bekleyen toplum, tepki veriyor.
Dünya, yüzyıl önce olduğu gibi, bir çağ dönüşümünün eşiğinde. Yeni Dünya düzeni kuruluyor; sanayi devriminden dijital devrime uzanan değişim, dönüşüm.
Bu süreçte, altyapı ve üstyapı kurumlarında ortaya çıkan çöküş ve sistemin yeniden inşası, bütün dengeleri bozdu. Devletin yeniden yapılanmasına, ekonominin yeniden örgütlenmesine, yeni toplumsal düzenin oluşmasına
ihtiyaç var. Bunun için de yeni toplumsal mutabakat gerekiyor. Yüzyıllık toplumsal mutabakat son buldu.
İşte, bu ahval ve şerait içinde, tam da Atatürk ve arkadaşlarının yüzyıl önce yaptığı gibi, yeni Dünya düzeninde Türkiye’nin yerini, durumunu, yeni toplumsal mutabakat koşullarını belirleyecek politikalara şiddetle ihtiyaç var.
Öyle görünüyor ki, ikibinli yıllarda, AKP-CHP ekseninde inşa edilen neo liberal düzen yolun sonuna geldi. Artık aralarında sürüp giden itişmeyi bırakıp ülkenin geleceğine bakmaları gerekiyor. Yoksa, her ikisi de bu itişmenin altında kalacak.
İktidar grubu, yeni Dünya düzeninde, Osmanlı düzenine geri dönüş sinyalleri veriyor; Arap-Kürt-Türk federasyonu gibi… CHP’de ise İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adaylığından ötesi yok. Gerisi boş vaat… Bir de “mutlak butlan” hengamesi…
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmakta olan Dünya düzenindeki varlığı her türlü siyasi hesabın üstündedir.
Toplumun beklentisi, geçiş sürecinde ülkenin önünü açacak politikaları oluşturacak siyasal partilerin bir an önce ortaya çıkmasıdır.
Bu hedeflerden uzak iktidar mücadeleleri sadece can sıkıyor.