Devlet Planlama Teşkilatı tarafından yapılan 5 yıllık kalkınma planları artık Kalkınma Ajansları tarafından yapılacak. Uygulamayı ilk gerçektleştiren de İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) oldu. 2010-2013 yıllarını kapsayan İzmir Bölge Planı’’nın detayları İzmir Valisi ve İZKA Yönetim Kurulu Başkanı Cahit Kıraç tarafından açıklandı.
Bu plan, İzmir’’in ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda bütüncül bir yaklaşımla gerçekleştireceği kalkınma stratejisinin gelişme eksenlerini, önceliklerini ve hedeflerini ortaya koyan temel politika belgesi.
Bu plan, kamu, özel sektör ve sivil toplum arasında iletişimi, koordinasyonu, işbirliğini, ortak çalışma kültürünü, artırmaya hizmet etmek, yerel potansiyeli harekete geçirmek, genel bir bakış açısı ve hedef birliği sağlamak amacıyla hazırlandı. Detaylarına İZKA’’dan rahatlıkla ulaşabilirsiniz.
KORUYARAK GELİŞEN, ÜRETEREK BÜYÜYEN, YENİLİKÇİ İZMİR vizyonu ile hazırlanan plandaki Anahtar Sektörler ise şöyle belirlenmiş;
İleri Teknolojiye Dayalı Sanayiler
Yenilenebilir Enerji
Turizm
Lojistik
Tarım ve Tarıma Dayalı Sanayiler.
Yani İzmir Kalkınma Ajansı önümüzdeki 3 yıl boyunca bu sektörlerdeki projeleri destekleyecek. Bu plan DPT tarafından da onaylandığı için projeler diğer kamu kurumları tarafından kolayca kabul edilecek.
Kağıt üzerinde her şey mükemmel görünüyor. Emeği geçen herkesi tebrik etmek gerekiyor. Ancak uygulamada İzmir’’in içinde bulunduğu durumu da yıllardır yakından takip ediyorum. Maalesef durum hiç de iç açıcı değil.
Belirlenen Anahtar Sektörler sürpriz değil. Son yıllarda yatırım yapılan gözde iş alanları. Vali Kıraç açıklama yaparken hemen sağında EBSO Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Ender Yorgancılar vardı. Belirlenen sektörlerden biri ’“Lojistik’” ya TOBB önderliğinde İzmir’’de kurulmak istenen Lojistik Merkez galiba rafa kalktı.
Ender Yorgancılar’’ın hemen yanında da EGİAD Başkanı Cemal Elmasoğlu vardı. Desteklenecek sektörlerden biri de ’“İleri Teknolojiye Dayalı Sanayiler’” ya Cemal Elmasoğlu da yaklaşık 3 yıldır Teknokent Projesi’’nin peşinde koşuyor. Ancak hala bir sonuca varmış değil. Milyar dolarlık proje durmadan yokuşa sürülüyor. Lojistik demişken bir zamanlar Türkiye’’nin en büyük ihracat merkezi olan Alsancak Limanı’’nın sonunun ne olacağı bilen varsa lütfen açıklasın.
Turizmde de durum farklı değil. Kruvaziyer gemilerini yanaştıracağımız doğru düzgün bir liman yok. İnsanlar konteynerlerin arasından, köstebek yuvasına dönmüş yolları aşarak İzmir’’e giriş yapıyor. Turistlere gösterilecek çok yerimiz var ama gelenleri oralara insana koşullarda ulaştıracak ve gezdirecek bir sistemimiz yok. İTO Yönetim Kurulu Başkanı ve İZKA Yönetim Kurulu Üyesi Ekrem Demirtaş’’ın yeni kruvaziyer limanı için yaptığı girişimler de maalesef yerinde sayıyor.
Yenilenebilir enerjide de tablo kötü. Rüzgar enerjisine milyarlarca dolarlık yatırım yapmak isteyen işadamları hazır bekliyor ama yıllardır bir iletim hattı soruna çözülemedi. İnsanların üreteceği elektriği sisteme dahil etmesi sağlanamadıktan sonra yatırım yapmanın bir manası yok herhalde.
Tarımda durum zaten içler acısı. Tarım alanlarımız giderek azalırken ürün çeşitliliğimiz de kayboluyor. Güçlü bir tekstil sektörüne sahipken bile kendi pamuğumuza sahip çıkamamışken tarıma dayalı sanayiden bahsetmemiz de zor galiba. Diğer ürünlerin içinde bulunduğu durumu varın siz düşünün.
Yani bütün bunları yazarken anlatmak isteğim şu; Birileri yatırım yapmak istiyor ama ya merkezi hükümet ya da yerel iktidar (belediyeler) kanadında muhakkak bir sorun çıkıyor. Bu sorunların çözümü de maalesef yıllarca sürüyor.
İşte İZKA’’nın hazırladığı bu plan bu açıdan çok önemli. Eğer İZKA maddi desteğin ötesine geçip sorunların çözümünde etkin rol oynamazsa bu planın sonu da İzmir’’in yılan hikayesine yatırımlarına benzer.
Bunu da hiçbirimiz istemeyiz herhalde.