Kimya sınavı... Öğrencileriyle sıcak iletişimiyle bilinen öğretmene, bir öğrencisi sesleniyor:’¶
-Bakar mısınız öğretmenim?
-Bakmam. Baban baksın sana.
Bir anda sınıf buz kesmiştir. Öğrencinin kısık sesle verdiği cevap güçlükle duyulur.
-Bakamaz öğretmenim.
Öğrencisinin yanına yaklaşıp, eline omzuna koyan öğretmen göz kırparak devam eder, sınıfta esen buz gibi havayı fark edemeden.
-Söyle bakiim, niye bakamaz. Kavgalı mısınız yoksa?
-Babam öldü benim.
Ağlamaya başlayan öğrenci yerinden fırladığı gibi sınıfı terk eder. Dünya, öğretmenin başına yıkılmıştır. Öğrencisinin sınav stresini almak isterken inanılması güç bir pot kırmıştır. Sınıfta çıt çıkmaz dakikalarca. Bir süre sonra öğrenci döner sınıfa’… Ağlamaktadır hala’… Öğretmen başına okşadığı öğrencisinden özür üzerine özür diler. Artık öğretmen ile öğrencisi karşılıklı gözyaşı dökmektedir. Bu olay, Tokat Reşadiye’’de 7 fidanın şehit edildiği gün yaşanmıştır.
***
Bu hazin hikayeyi duyduğum anda çocukluk yıllarıma gittim bir anda’…
Amcam ölmüştü. Birisi henüz bebek olan üç çocuğu vardı.
Bu benim ilk ölüm acımdı ve kabullenmekte zorluk çekiyordum.
Aradan zaman geçti. Birkaç yıl sonrasıydı. Ankara’’da, her noktasına amcamın yokluğu sinen evdeydik. Duvarda, amcamın eşi ve çocuklarıyla çektirdiği son fotoğraf asılıydı. Bakamıyordum. Seslenecek gibiydi fotoğraftan:
-Bırak şu Fener’’i, geç bizim Beşiktaş’’a’…
Alçak sesle konuşuyordu herkes. Benden birkaç yaş küçük oğlu, yere bakıyordu çoğunlukla. Az konuşuyor ve hiç gülmüyordu. ’‘Babasız’’ bir çocuk nasıl bakıyorsa, öyle bakıyordu işte. Bense, yanımda babam olduğu için utanıyordum adeta’… Çocuk aklımla neredeyse; ’“Benim babam, senin de baban olsun’” diyecektim az daha. Sonra yattık. Gecenin bir yarısında amcamın oğlu kesik kesik ağlıyordu yatağında. Sonradan öğrendim ki babasız çocuklar en çok karanlıkta ağlardı. Karanlığa düşerdi gözyaşları’… Biriktirsen o gözyaşlarını, okyanus olurdu.
***
Yıllar sonra Cemal Süreya’’nın ’“Sizin hiç babanız öldü mü/Benim bir kere öldü kör oldum’…’” diye başlayan şiirini okuduğum gün de böyle olmuştu. Ağlamıştım. Babam için değil, amcam için’…
Reşadiye’’de şehit edilenler arasındaki Uzman Çavuş Harun Arslanbay'ın çocukları da ’‘içinde baba sözü geçen her cümlede’’ ağlayacaklar bundan sonra. Baba diye seslenen her çocuğu gördüklerinde, babası olmayan çocukların bakışıyla bakacaklar. Büyüyüp kendileri anne-baba olsalar da ağlayacaklar bazı geceler. Karanlığa dökecekler gözyaşlarını’…
***
Açılım mühendislerinin eksik bıraktığı işte tam buydu. ’“Artık analar ağlamasın’” diye çıktıkları yolda, ’“Ama bundan böyle çocuklar da ağlamasın’” demeliydiler. Okyanus ötesinden de olsa, ’“Artık çocukları ağlatmayacağız’” mesajını vermeliydiler.