Küreselleşme, küreselleşmenin tetiklediği Doğu Bloku çöküşü, Kapitalizmin üçüncü evresi ve bunların sonucu olarak hazırlanan ’“Büyük Orta Doğu ’“ Projesini, Türkiye olarak iyi analiz edip, gereken tedbirleri zamanında alamadık. Bu gün yaşadığımız sıkıntıların da, ’“Açılım’” denen bela’’nın da kaynağı bu proje ve ABD’’nin bölge üzerindeki hesaplarının sonucudur.’¶

2002 Öncesi koalisyon hükümetinin’’de erken seçime giderek bu sürece çanak tuttuğu tartışılmaz bir gerçektir. Bu projeyi analiz edip, Türkiye’’yi bulunduğu bölgede koruyacak tedbirleri alma görevi AKP ve Hükümet’’inindi.

Türkiye’’nin şanssızlığı işte buradadır. Ömrü boyunca ’“Milli Görüş’” inancıyla yetiştirilmiş, Batı’’ya, Amerika’’ya ve İsrail’’e ’“ şeytan ve düşman’” olarak bakmış, Millet kavramına değil, ’“Ümmet’” kavramına gönül bağlamış, dar ve karanlık bir çevrede yetişmiş, tartışma kültüründen yoksun, hocasının dizinin dibinden ayrılmamış, biat ederek yaşamış, dünyayı ve yeni gelişmeleri takip edememiş bir kadro, maalesef işbaşına getirildi.
Bu kadro, kendi kurumları ile (Ordu- Yargı-Üniversite) sürekli olarak kavgalı olduğu için, kendi kurumlarına hiç güvenmedi. İçerden destek alıp, dışa karşı dik duracağına, dışardan destek alıp kendi kurumlarını tahribe yöneldi. Bunda da büyük ölçüde başarılı oldu.
Böyle olunca da dış’’a teslim oldu, ne isterlerse ’“peki’” demeye başladı.. Ne yazık ki, yaptığı yanlışların farkına bile varamadı veya öyle inandırıldı.

Başkan Obama’’nın TBMM’’de yaptığı (RTE’’nin öperek kutladığı) konuşmayı iyi takip edenler, AKP Hükümetinin yaptıklarının sırasını gayet iyi anlayabilirler. Son ABD ziyaretinde Obama’’nın söyledikleri ile de, AKP Hükümetinin önümüzdeki hareket planını’’da öğrenmiş olurlar.

AKP üst yönetiminin düşünce sistemi budur. Araya Ertuğrul Günay, Haluk Özdalga, Köksal Toptan gibi ’“Konu Mankenleri’” yerleştirirler. Fakat bu zavallıları işlerine hiç karıştırmazlar. Bunlara sıra ile bazı makamlar verirler, kullanırlar sonra kenara atarlar.
Danışmanlara çok önem verirler. Zaten bu açılım denen bela’’nın içteki mimarları AKP’’nin ve Başbakan’’ın danışmanlarıdır.

Bu açılım konusunda Sn Başbakan’’ın en güvendiği kişi Diyarbakır Milletvekili İhsan Arslan’’dır. Zaman Gazetesinin ilk sahibi, Mazlum-Der Eski Genel Başkanı, Barzani ve PKK ile AKP’’nin irtibat elemanı. Sayın Başbakan bu aileye o kadar güvenmektedir ki, İhsan Arslan’’ın oğlu, Sn Başbakan’’ın Başdanışmanlarındandır. Başbakanlıkta Mücahit Arslan’’dan habersiz sinek uçamaz. Sapanca kavşağında öldürülen Kürt işadamının yeğeni olan Mücahit Arslan, Başbakanlığın tüm birimlerine, tüm yazışmalarına, kozmik bilgiler dahil tüm gizli evraklarına ulaşabilir. Arslan ailesi, Ankara’’da ’“Gizli Kasa’” ve ’“ Türkiye’’nin en büyük nakit zengini’” olarak anlatılır. Ayrıca bu ailenin Kuzey Irak’’ta, İran sınırında ’“Rafineri’” sahibi olduğu konuşulmaktadır.

Diğer danışmanlar da Kürt kökenlidir. Bunlar içinde, üç sene içinde, veresiye yemek yediği lokantaya, dolarla bahşiş verebilme durumuna gelenlerle, akbil’’den son model araba ve motosiklet koleksiyonuna sahip olanlara kadar, çeşitli beceri sahipleri de vardır.

Türkiye’’de açılım programını tam olarak bu işin organizasyonundan sorumlu Sn İçişleri Bakanı bilemez, AKP’’li Bakanlar bilemez, AKP’’li Milletvekilleri bilemez, Devletin görevli bürokratları bilemez. Sn. Başbakan bilir, Kürtçü danışmanları bilir, yol haritasını veren Bölücübaşı bilir, ABD bilir.

Bu açılımın gerçek içeriğini bilenler, Recep Tayyip Erdoğan’’ı önce ’“Kürtçülük Kuyusuna’” attılar. Şimdi de, kuyunun içinde ’“Kürt Kapanına’” soktular. Talepleri şunlar; Ermenistan’’la açılım sürdürülsün, Heybeliada Ruhban Okulu açılsın. Patrik’’in Ekümenikliği tanınsın, Kıbrıs’’tan Türk Askeri tamamen çıkarılsın.

Bu kapandan kurtulmanın yolu millete sormaktır.
Yazacaksın açılım ile neler yapacağını, emanetin esas sahibi olan Türk Milletine soracaksın ve ondan gelen emre göre hareket edeceksin. AKP ilk seçimde geldiği gibi gidecek, bu kesin. Ama yapması gereken tercih şu iki seçenekten biri olacaktır; Ya seçim kaybetmiş bir Parti olarak Türk Demokrasisine, muhalefet partisi olarak hizmet etmek, ya da vatanı bölünme ve iç savaş ortamına kadar getirmiş, ihanetle suçlanan bir parti olmak. Allah ikinciden korusun.

"SİLAH BIRAKMAYAN TERÖR ÖRGÜTÜ İLE MÜCADELE EDİLİR, MÜZAKERE EDİLMEZ. BU BÜTÜN DÜNYADA BÖYLEDİR. AKSİNİ YAPANLAR, EN KISA ZAMANDA YANILDIKLARINI ANLARLAR. FAKAT İŞ İŞTEN GEÇMİŞ OLUR’”