Hareketli yaz sezonunun ardından İzmir'in 'rengini' çalan sonbaharın yan etkisi, kentin siyasilerini de sardı. Hem CHP'de hem de Ak Parti'de geçen hafta yaşanan gelişmeler, soğuk kış döneminde, sıcak siyasi tartışmalarla karşılaşacağımızın habercisi oldu. CHP'de, olağanüstü il kongresi için geçen hafta başlatılan imza kampanyasında yolun yarısı aşıldı. Haftasonu itibariyle 226 imzaya ulaştıkları söylenen muhalif il delegeleri için kader haftası başladı. İl Başkanı Tacettin Bayır'ı devirmek için yola çıkan eski tüfekler ya yeterli sayıya ulaşıp 'Biz daha ölmedik' diyecekler ya da yenilgiyi kabullenip 'Partiyi yıpratmamak adına' kampanyaya son verecekler. İşin ilginç yanı, parti örgütünde henüz harekete geçirilmemiş dinamikler mevcut. En önemli isim Büyük Başkan Kocaoğlu. Yüzden fazla delege üzerinde birebir etki edebilen Kocaoğlu'nun 'Tarafsızım. Kim imza atarsa atsın' demesi, imzaCılara açık destek olarak yorumlanabilir!
CHP gündemini karıştıran bir diğer gelişme ise Milletvekili Mehmet Ali Susam'ın, 'İmzacılar vazgeçsin, neşteri genel merkez vursun' çıkışı oldu. Meclis açılmadan bir gün önce bu açıklamaları yapan Susam, golü kendi kalesine atıp öyle gitti Ankara'ya! İşin açıkçası ben Bayır'ın bu aşamada görevden alınacağını düşünmüyorum. Ankara'nın bu hamlesi, sonuca ulaşıp ulaşmayacakları henüz belli olmayan imzacılara pay vermek anlamına gelir ki Genel Başkan Kılıçdaroğlu'nun bu konudA taviz verme ihtimali yok gibi. Tam tersi ihtimaller de aklımdan geçmiyor değil! Diyelim ki imzacılar 311'i bulamadı… Ve yine farz edelim ki Ankara, kongrelere Tacettin Bayır ile gidileceğini söyleyerek Bayır'a açık destek verdi… Alaşağı edilmeyi beklerken bir anda 'kılıcı' eline alan Bayır, intikam duygusu ile hareket eder ve başta, disipline yolladığı Karabağlar İlçe Başkanı Birol Ağırbaş'ı görevden almak sureti ile kontratağa kalkarsa karşısında kim durabilir? Gerçekleşmesi zor gibi görünen bir ihtimal olabilir ancak Tacettin Bayır, bu varsayımları gerçeğe dönüştürebilecek cesarete sahip ender kişilerden biridir!
Her fırsatta Bayır'ın ayrıştırıcı bir il başkanı olduğunu belirten ilçe belediye başkanlarının sessiz kalması ise oldukça manidar. İmzaların toplanması halinde kızışacak olan adaylık sürecine etki etmesi beklenen 'isyaNcı başkanların', kendi adaylarını bile çıkartabilecekken, şu aşamada sessiz kalmalarının nedeni parti tabanından 'hain' damgası yemek endişesi olabilir mi, zaman gösterecek. Belediye başkanları demişken, birini ayrı tutmak gerekir elbette... Karabağlar Belediye Başkanı Sıtkı Kürüm'ün bu sürece direkt müdahil olduğunu bilmeyen yok gibi. Aynı zamanda siyasi bir kişilik olan Kürüm'ün, iradesini bu yönde kullanmasını bir şekilde anlayabiliriz ancak bazı toplantılar için belediyeye ait tesislerin kullanıldığı söylentisi, hatta kadrolu birkaç belediye personelinin, sürecin 'sekreteryası' olarak görevlendirildiği iddiaları kabul edilebilecek şeyler olmasa gerek. Belediye başkanı Kürüm, siyasi bir kişilik olabilir ama oy veren ve hizmet bekleyenler sadece CHP'liler değildir, unutulmasın!
Gözüme çarpan farklı bir nokta ise muhaliflerin dört koldan saldırdığı İl Başkanı Bayır'ın, tek başına kendini savunma çabası... Verdiği demeçlerde, imza kampanyasının başarıya ulaşamayacağını savunan Bayır'ın örgütün önünde yalnız bırakıldığı görüşü hakim bu aralar. Bazı il yönetim kurulu üyelerinin de imzacılara destek verdiğini ve kendi bölgelerinde il delegelerini etkilemeye çalıştıkları bilgisini daha önce haber olarak işlemiştim. Yönetimin, son dönemde yaşanan gelişmeler üzerine –birkaç kişinin çabaları hariç- henüz ortak bir irade sergilememesi de akıllardaki soru işaretlerini tetikler nitelikte. Nedense aklıma, seçimle o koltuğa oturan Ekrem Bulgun ve kendisini ayak oyunları ile alaşağı eden bazı yönetim kurulu üyeleri geldi. O hareketin başında da şimdiki imzacılardan tanıdık isimler yok muydu, sahi?
Ak Parti İzmir teşkilatı da sadece CHP'de var sandığımız parti içi çekişme hastalığına yakalandı. Alparslan Mahallesi'ndeki delege seçimleri sırasında çıkan liste tartışması, silahlı çatışmaya dönüşmekten kıl payı kurtuldu. Kapalı kapılar ardında kavga edip, gazetecilere mutluluk pozu veren Ak Partililerin, en ufak tartışmada silah çeker hale gelmesi, 'İzmir siyasetine ayak uydurmaya başladılar' şeklinde yorumlanabilir. Yine de kimsenin burnunun kanamamış olması büyük şans. Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Erdem'in uyarıları pek işe yaramamış olacak ki teşkilat parti içi çekişmelere direk silahlarla başladı! Allah sonlarını hayır etsin!