Bu da oldu!
Dün, tam da Erdal Eren’’in idamının 30. yıldönümünde, SEV-GENÇ’’li öğrencilerimiz yumurtazede Burhan Kuzu’’ya bir televizyon programında gül attılar!
Her defasında, ’“Yok şaşırmamak lazım’” diyorum, ama olmuyor.
Bakın, bu ’“tarihi’” olay nasıl gerçekleşti...
Habertürk’’te bir program var, adı Sansürsüz.
Sunduğu programla dalga geçercesine internet medyasına sansür isteyerek Başbakan’’ı bile şaşırtan, yaptığı 360 derecelik dönüşle hepimizin dudağını uçuklatan Yiğit Bulut sunuyor.
Dün akşam, stüdyoda kalabalık bir öğrenci topluluğunun önünde iki konuşmacı vardı. Biri Kuzu, diğeri ise Bilgi Üniversitesi’’nden Prof. Dr. Arıboğan...
Gündem, öğrencilerin yumurtalı protestosu ve yol açtığı polemiklerdi.
Kuzu, dekanı suçladı. Tam anlamı ile temcit pilavı pişirdi!
Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan ise, toplu iğneyle de olsa yeri geldiğinde hükümeti, yeri geldiğinde öğrencileri dürttü. Çok yararlı bir bilgi de verdi: AB standartlarına göre öğrenciler üç dakikalık protesto hakkına sahiplermiş. Bu vesile ile Başbakan’’ın hoşgörüsünün, AB standartlarından çok ’“Anadolu standartları’”na uyduğunu bir kez daha teyid ettik!
’“Havada bulut, geçmişini unut’” ekolünün ikonu Bulut, daha sonra mikrofonu gençlerden birine verdi.
Öğrencimiz, İstanbul Aydın Üniversitesi’’nden olduğunu, bu protestoları yapan öğrencilerin aslaaa ve aslaaa kendilerini temsil etmediklerini belirtti.
İki hafta önce eşek sudan gelinceye kadar dövülen, devlet büyüklerine yumurta atan arkadaşlarına ’“kaka çocuklar’” muamelesi yaptı.
Veeeee... Şimdi sıkı durun!
Sözlerini bitirdikten sonra karşılarında oturan Kuzu’’ya kırmızı gül attı. Başbakan’’ın önümüzdeki ay gerçekleştireceği kahvaltının davetli listesine adını altın harflerle yazdıran bu öğrenciyi 15-20 öğrenci daha izledi.
İşte budur!
’’80 sonrasının mümbit tarlalarında yetiştirdiğimiz SEV-GENÇ’’li öğrencilerimiz yumurta değil, gül atarlar.
’“Kaka çocuklar’”ın filmleri, reyting almadan bir an önce yayından kaldırılmalıdır!
SEV-GENÇ’’liler keşke, ’“Kıroyum ama para bende’” araba arkası yazısını şiar edinip, filmlerde ve gerçek hayata gönüllerini kaptırdıkları kadınların başlarından aşağı yolunmuş
gül yaprağı döken ağabeylerini bire bir örnek alsalardı diyorum...
Ne de olsa gül atmak tehlikeli. Düşünsenize, ya dikenler Kuzu’’nun yüzünü çizseydi...
Bir diken yüzünden aylarca hapis yatabilirler, benden söylemesi.
Aslında gül atmak da sakıncalı... Bugün gül atan yarın prezervatif atabilir!
SEV-GENÇ’’lilerin gösterisi ve konuşmaları sırasında, fonda Tarkan’’ın ’“Gül döktüm yollarına’” adlı şarkısının çalınmaması ise büyük eksiklikti!
Programa telefon ile bağlanan Mine Kırıtkanat, ’‘68 ruhunu, genç olmanın nasıl bir şey olduğunu anlatırken, stüdyodaki SEV-GENÇ’’liler korosunun maestrosu Yiğit Bulut belki de içinden Levent Yüksel’’in ’“Geç bunları geç’” adlı şarkısını mırıldanıyordu, kim bilir!
Ne diyordu Yüksel: ’“Geç bunları anam babam geç bunları / Bir kalemde / Bilirim ben yaptığımı!’”