AKP'nin başı 10.Yıl Marşı'nın ilk dörtlüğündeki ' Demir ağlarla ördük Anayurdu dört baştan' satırını ima ederek ' Neyi ördün, şimdi biz örüyoruz' diye konuşunca adeta kıyamet koptu.
AKP'nin başına en iyi yanıtları da üstat Yılmaz Özdil verdi tabii.
Birde şu sıralar şeriatçı katillerin işgalinde olan Hatay ilimizden geldi en anlamlı tespitler.
Hataylılar geçtiğimiz günlerde yapılan toplantılarda ' Bırak sen kaç kilometre demir yolu yapıldığını, Atatürk bizi emperyalistlerin elinden kurtardı, ama senin 10.yılında savaş kapımıza dayandı' diyerek barış istemlerini haykırdılar.
Bir çok yayın organında Atatürk döneminde yapılan işlerin listeleri çarşaf çarşaf yayınlanınca açıkça görüldü ki AKP'nin başı yine bir gaf yapıvermişti.
Gazetelerde yayınlanan TCDD'nin 2011 yılı faaliyet raporu ise AKP iktidarını iyice yere seriyordu.
Rapora göre Osmanlı döneminde inşa edilen demir yolu uzunluğu 4 bin 559 kilometre.
Tabii bunun tamamına yakını yabancılar tarafından yapılan ve onlar tarafından işletilen ve Cumhuriyetin hemen ilk yıllarında Atatürk'ün emriyle bedeli ödenerek onlardan satın alınan demir yolları.
Bu yabancılar tarafından inşa edilen ve sonra satın alınan demiryolunun bir tanesi de şimdi İZBAN tarafından üzerinden hızlı tren geçirilecek olan ve AKP'lilerle CHP'lilerin 'biz yaptık,yapıyoruz' tartışmalarına girdikleri İngilizlerin yapıp işlettiği İzmir- Aydın demiryolu.
Cumhuriyet kadrolarının iş başı yaptığı 1923 yılından 1940 yılına kadar inşa edilen demir yolu uzunluğu ise 4 bin 78 kilometre.
Bu demir yolu ağı Cumhuriyet Mühendislerinin elinden çıkan akılcı projelerle ve Cumhuriyet Emekçilerinin vatan sevgisiyle kazma küreğe yapıştığı kol gücüyle, teknolojinin hiçbir imkanından yararlanılmadan yapıldı.
Şimdi iktidar işte bu demir yolu ağını kullanarak çok övündükleri hızlı tren projelerini gerçekleştiriyor.
Var olan hatları biraz geliştir, rayları yenile, aynı zemin üzerine üç hat, dört hat çek al sana Tayyip Bey'in ' Neyi ördün, şimdi biz örüyoruz' havaları.
İşte örnek burnumuzun dibinde bir çoğunuzun kullandığı Aliağa- Menderes hattında ki yüz küsür yıllık demir yolu TCDD ve İzmir Büyükşehir Belediyesi işbirliğiyle iyileştiriliyor ve hızlı tren kullanımına açılıyor. Ardından aynı proje yıllar önce yapılmış o hattı kullanarak Torbalı'ya sonrada Selçuk ve Bergama'ya kadar dönüştürülecek. Bu projede bile kabul etseler de etmeseler de yine Atatürk var.
Bırakın ülkeyi kurtarmasını bu günkü geçer ölçüyle basmış Atatürk parayı, almış emperyalistten demir yolunu, miras bırakmış bize.
Siz şimdi O'nun bıraktığı eser üzerine çok övündüğünüzbir eser inşa ediyorsunuz.
Hem de iki güçlü kurum güçlerini birleştirerek.
Neymiş AKP iktidarında 2004- 2011 yılları arasında bin 85 kilometre demir yolu yapılmış, 2 bin 47 kilometre ise inşa halindeymiş!
Geçin Bunları.
Açıklayın bakalım;
İktidarınız döneminde, yeni güzergahlar kullanarak, bu güzergahların geçtiği şahıs arazilerinde arazi kamulaştırmaları yaparak, şu anki ileri teknoloji avantajınızla kaç dağ- tepe delip geçerek sıfırdan kaç kilometre demir yolu inşa ettiniz?
Bu güzergahlardaki projelerin ihalelerini hangi yerli şirketlere verdiniz?
Bu projeleri hangi Türk vatandaşı mühendisler çizdi?
Bu güzergahlarda kaç paralık kamulaştırma yaptınız?
Bu projeler bağlamında gerekli teknik donatıyı üretecek kaç fabrika kurdunuz?
Bu sözde demir yolu ağınızı örerken kaç ülkemiz yurttaşına aş ve iş sağladınız?
Haydi AKP Milletvekilleri, haydi AKP temsilcileri yanıtlayın bu sorularımı. bende sizi alkışlayıp, yürekten kutlayayım.
ÖZEL NOTUM:
Sevgili dostlarım yazım burada bitmedi. Sıkılmaz iseniz konuyla ilgili iki yıl önce yazdığım alttaki ' CHP ne yaptı' başlıklı uzunca yazımı okuyabilirsiniz.
******
CHP NE YAPTI ?
30 Ekim 1923 sabahı iki yoldaş, iki can dostu köşkte buluşmuşlardı.
Yorgun ama mutluydular.
Bir gün önce 'Yaşasın Cumhuriyet' haykırışları ve alkışlar altında Cumhuriyeti ilan etmişlerdi.
Bu tatlı heyecanla sabaha dek uyuyamamışlardı.
'Sevgili Paşam. Cumhuriyetin ilk Başbakanı olarak seni düşünüyorum' diyerek söze başladı Mustafa Kemal.
İsmet Paşa itiraz eder gibi oldu.
'Sevgili Paşam. Bizi yine büyük bir savaş bekliyor' diye sözlerini sürdürdü Mustafa Kemal.
'Sevgili Paşam. Bize ne yazık ki geri, borçlu, hastalıklı bir vatan miras kaldı. Yoksul bir köylü devletiyiz. Dört mevsim kullanılabilir karayollarımız yok denecek kadar az. Kışın batağa dönüştüğü için geçilmesi çok zor. 4 bin kilometre kadar demiryolu var Anadolu'da. Bir metresi bile bizim değil. Üstelik yetersiz bir demiryolu ağı. Ülkenin kuzeyini güneyine, batısını doğusuna bağlamamız, vatanın bütünlüğünü sağlamamız şart. Denizciliğimiz acınacak durumda. Köylümüzü her halde topraklandırmalı, ihtiyacı olan bir çift öküz ile bir saban vererek çiftçi yapmalıyız. Doğuda ki aşiret, bey, ağa, şeyh düzeni Cumhuriyetle de, insanlıkla da bağdaşmaz. Sen de ben de o cephede çok çalıştık. Durumu yakından gördük. Bu durumu düzeltmeli, halkı kurtarmalıyız. Her yerde tefeciler halkı eziyor. Çok az tarım mühendisimiz var. Güya tarım ülkesiyiz ama ekmeklik unumuzun çoğunu dışardan getirtiyoruz. Sığır vebası hayvancılığımızı öldürüyor. Öldürüyor Paşam öldürüyor.'
Gazi konuştukça İsmet Paşa'nın yüzündeki hüzün gittikçe arttı.
Gazi bir soluklanıp sözlerine devam etti.
'Paşa, şu anda ki doktor sayımız 337.Sağlık memuru sayısı 434. 150 kadar ilçede doktor yok. Pek az şehirde eczane var. Salgın hastalıklar insanlarımızı kırıyor. Ebe sayısı çok az. Kırk küsur bin köye karşılık diplomalı ebe sayımız 136. Üç milyon insanımız trahomlu. Sıtma, tifüs, verem, frengi, tifo salgın halinde. Bit ciddi sorun. Nüfusumuzun yarısı hasta denebilir. Bebek ölüm oranı yüzde altmışı geçiyormuş. Nüfusun yüzde sekseni kırsal bölgede yaşıyor. Bunun oldukça önemlice bölümü yerleşik değil, göçebe. Telefon, motor, makine yok denecek düzeyde. Teknolojiden yoksun bir ülkeyiz. Bütün sanayi ürünlerini dışardan alıyoruz. Kiremiti bile ithal etmekteyiz. Avrupa'nın her çeşit malı için açık Pazar halindeyiz. Elektrik yalnız İstanbul ve İzmir'in bazı semtlerinde var. Düşmanların tümüyle yaktığı köy sayısı 830. Yanan bina sayısı 114 408. Ülkeyi nerdeyse yeniden kurmamız gerekiyor. Yunanistan'dan gelen göçmen sayısı da 400 bini geçecek. Göçmenlere ordunun yiyecek stoklarından yardım ediyoruz.'
Gazi konuştukça İsmet Paşa'nın yüzündeki hüzün daha da derinleşti.
Bunu fark eden Mustafa Kemal sesini biraz daha yükselterek anlatmaya devam etti.
'İktisadi hayatımız da, eğitim durumumuz da içler acısı bir halde.İktisatçımız da çok az. Çoğu bilip okuduğu kuramların dışına çıkamıyor. Zorunlu okuma yaşındaki çocukların ancak dörtte birini okutabiliyoruz. Halkın eğitimi ise hiç çözülmemiş bir sorun olarak duruyor. Oysa Cumhuriyeti yaşatmak için onun insan malzemesini hazırlamalı, namus cephesini güçlendirmeliyiz. İki yıl önce Milli Eğitim Bakanlığı'nda bir kültür şubesi kurmuştuk. Bu şube Anadolu kültürü ile ilgili eşyaları, belgeleri topluyordu. Ödeneği yükseltilemediği için bu hizmet gelişmedi. Birçok kültür eseri dışarıya kaçırılmış, kaçırılmaya devam ediliyor' dedikten sonra önündeki raporları İsmet Paşa'ya uzattı.
'Raporlarda daha ayrıntılı, daha acı bilgiler var. Bunları Bakanlara ve parti yönetim kuruluna da ver. Genel durumu tam bilsinler. Bütçemiz yetersiz. Gelir kaynaklarımız kıt. Hedefimiz milli iktisat. Bağımsızlığın sürekli olması için iktisadi bağımsızlık temel ilkemiz olmalı. Osmanlı bu gerçeği geç fark etti. Fark ettiği zaman çok geç kalmıştı. Cumhuriyete uygun bir Anayasaya gerek var. Uzman sayısı az. Bu zor durumdan nasıl çıkılabileceğini gösteren ne bir örnek var önümüzde, ne de bir deney' cümleleriyle sözlerine devam ettikten sonra 'Allah yardımcın olsun' diyerek konuşmasına son verdi.
Atatürk'ün resmettiği bu tablo içersinde 1923 yılında Cumhuriyetin ilk Başbakanı oldu İsmet İnönü.
Bu güçlükler içersinde işbaşı yaptı CHP hükümetleri.
Sadece 1950 yılına kadar tek başına iktidarda kaldı.
Tek kuruş borç almadan ülkeye binlerce eser kazandırdı.
Üstelik Osmanlı'nın bıraktığı Düyun-u Umumiye borçlarını da ödedi. İktidarı bıraktığında hazinede önemli miktarda altın ve para bıraktı.
Bu iktidar döneminde Dünya tarihinde şu ana kadar yaşanan en büyük kriz olan 1929- 1932 yıllarındaki 'Dünya Ekonomik Bunalımını' da yaşadı iliklerine kadar.
1939- 1945 yılları arasında tüm dünyanın yıkıma sürüklendiği II. Dünya Savaşı dönemini de geçirdi ustalıkla.
Bu emperyalist savaşta dünya kana bulanırken onlar ülkemizi savaşa sokmamayı ustalıkla becerdiler.
Bu kanlı savaşta milyonlarca insan ölürken, tek bir Türk vatandaşının bile burnu kanamadı.
TÜM BU OLUMSUZ KOŞULLAR İÇERSİNDE:
1923 YILINDA İŞBAŞI YAPAN CHP HÜKÜMETLERİ.
1950 YILINA KADAR:
* Adana,Bünyan, Bursa, İstanbul Bomanti ve Bakırköy, Gaziantep, Kayseri, Malatya,Konya Ereğli, Aydın- Nazilli, Gemlik gibi kentlerde mensucat ve dokuma fabrikaları,
* Gölcük, Haydarpaşa, Mersin, İskenderun gibi en önemli liman ve tersaneler,
* Kiremiti dahi ithal eden bir ülkede, İstanbul Bakırköy, Ankara, Sivas Çimento gibi çimento fabrikaları,
* Alpullu, Uşak, Eskişehir, ve Turhal Şeker Fabrikaları,
* TEKEL Genel Müdürlüğü, Diyarbakır, Eskişehir, İzmit, Elazığ gibi illerdeki TEKEL İşletmeleri,
* Malatya, Trabzon, Yozgat, Adana- Seyhan, Çatalağzı gibi yerlerdeki elektrik üreten santraller,
* Zonguldak, Keçiborlu, Elazığ, Kozlu, Divriği, Murgul, Ergani,Karabük, Ereğli,Garp gibi çeşitli maden işletmeleri, işte bu CHP tarafından kuruldu.
* Başbakanın memleketi Rize'deki Çay Fabrikası, işte bu CHP tarafından Rizelilere armağan edildi.
* SEKA ve SEKA 'ya ait İzmit ilindeki fabrikalar,
* Isparta'da Gül Yağı Fabrikası, Bursa'da Süttozu Fabrikası, Ankara Mamak'ta Gaz Maskesi Fabrikası, Zonguldak'ta Türk Antrasit Fabrikası, İstanbul Levent'te ilk Türk İlaç Fabrikası, Sakarya'da Ziraat Alet ve Makinaları Fabrikası CHP'nin eseri.
* Türkiye Havacılık sanayine dünyada ilk giren ülkelerden biri oldu. Havayolları Devlet İşletmesi, Türk Hava Kurumu ve 1950'li yıllarda Adnan Menderes Hükümetince kapatılıncaya kadar tam 112 adet uçak üreten Kayseri Uçak ve Motor Fabrikası, Eskişehir Uçak ve Uçak Motorları Fabrikası, yine kapatılıncaya dek 140 adet eğitim uçağı, ambulans uçak ve çok sayıda planör üreten Ankara Uçak Fabrikası, işte bu CHP iktidarı döneminde kuruldu.
* İstanbul Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası,
* Ankara Çubuk Barajı, Gebere Barajı, Porsuk Barajı, işte bu CHP tarafından kazandırıldı.
* Türkiye Zirai Donatım Kurumu, Ankara, Dalaman, Hatay, Muş ve Urfa Ceylanpınar Devlet Üretme Çiftliği,
* Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Ziraat Bankası, Türkiye İş Bankası, Türkiye Halk Bankası, Deniz Bank, Tütüncüler Bankası, Sümerbank, Emlak Bank ve Eskişehir Bankası gibi birçok banka, işte CHP nin tek başına iktidarda olduğu 1923-1950 yılları arasındaki dönemde açıldı.
* Türk Telsiz Telefon Şirketini yine işte bu CHP kurdu.
* Ankara Otomatik Telefonu işletmeye açarken, İstanbul ve İzmir Telefon Şirketini yabancıların elinden satın aldı. Ülkenin her yanına binlerce kilometre uzunluğunda telgraf hattı döşendi.
* İstanbul Elektrik Şirketini yabancıların elinden satın alırken, Adana, Bursa, Mersin Elektrik tesisleri ve Ankara Hava Gazı Şirketi devletleştirildi.
* Toprak Mahsulleri Ofisi, Giresun FİSKO Birlik, Koza Birlik Türk Petrol Şirketi, Petrol Ofisi, Devlet Havayolları Genel Müdürlüğü, İş ve İşçi Bulma Kurumu, İşçi Sigortaları Kurumu, Çocuk Esirgeme Kurumu, işte bu CHP tarafından ülkemize kazandırıldı.
* Devlet Demiryolları, Sivas Demiryolu Makinaları Fabrikası kurulurken, 1923-1950 CHP iktidarı döneminde 3. 578 kilometre yeni Demiryolu hizmete sokulup, 2. 282 kilometre uzunluğundaki Demiryolu da yabancıların elinden parası ödenerek satın alındı.
* Yüzlerce köprü inşa edilirken, onlarca geçit vermeyen dağ-tepe Türk Mühendisleri ve emekçisinin bilgi ve yeteneği kullanılarak kazma ve küreklerle delinerek kilometreler tutan tüneller açıldı.
* İzmir ve İstanbul Rıhtım İşletmesi, İstanbul Tramvay Şirketi Tesisleri yabancıların elinden kurtarılarak satın alınırken, İstanbul'da Üsküdar, Bağlarbaşı ve Kısıklı'da taramvay hatları açıldı.
* Gaziantep Havaalanı ile İstanbul Unkapanı Atatürk Köprüsü açıldı.
* İlk Türk Denizaltısı 1939 yılında Haliç'e indirildi.
* Ormanlar koruma amacıyla devletin mülkiyetine geçirildi.
* Çiftçiyi ve Köylüyü Topraklandırma Kanunu kabul edilerek, Aydın ilinde 4.000 köylü aileye toprak dağıtıldı.
* Ankara başta olmak üzere birçok kent yeniden planlanıp, yakılan yıkılan binlerce bina yeniden onarıldı, yenileri yapıldı.
* Yunanlılar tarafından yakılan tüm camiler yeniden onarıldı, yenileri hızla inşa edildi.
* Binlerce köy ve şehir yolu açıldı, yeniden onarıldı.
* CHP iktidarı döneminde 1939 yılında Fransız askerleri Hatay'dan çıkartıldı ve Hatay Türkiye'ye katıldı.
* Ve tabii 1946 yılında, şu sıralar Başbakan Erdoğan'ın seçim meydanlarında sıkça eleştirdiği CHP lideri İsmet İnönü iktidarı döneminde Türkiye'nin ilk çok partili seçimleri yapıldı!
Görüldüğü gibi CHP'nin hizmetlerini ve bu ülkeye kazandırdıklarını yazmaya çalışırken, sosyal, kültürel, siyasi, demokrasi ve özgürlükler alanlarında başarılan devrim ve hizmetlere hiç girmedim. Çünkü yazı yeterince uzun oldu. Sizleri daha fazla yormayıp, AKP'li yöneticileri de kızdırmayım. Sonra beni bile darbeci, Ergenekoncu diye içeri attırabilirler.
Sevgili dostlar AKP Hükümeti işte bu CHP ve ondan sonraki hükümetler tarafından ülkeye kazandırılan zenginlikleri dokuz yıldır satıp duruyor. Sonra da Başbakan ona buna atıp tutuyor, hakaretler yağdırıyor.
KANACAKMISINIZ BUNLARA? KANMAMALISINIZ…
( Yazımda Turgut Özakman'ın 'Cumhuriyet' adlı kitabının ikinci cildinden yararlandım. O dönemi daha iyi anlamak için okumanızı öneririm)