Aslında seçim sonuçları hakkında yazı yazmayacaktım. Çünkü bu konu çok tartışıldı ve hala tartışılıyor. Ancak sonuçlar ile ilgili olarak bana sıkça sorular sorulduğu için, böyle bir yazıyı gündemime aldım.
Öncelikle söylemem gerekirse; normalde yerel seçim olup, bir genel seçim, bir referandum havasına sokulan mahalli seçimler…
…şaibe tartışmalarının en çok dillendirildiği seçim oldu. Ve bir süre daha da tartışılacağa benziyor. Türkiye'de gündemin hızla değiştiği ve bu nedenle de kısa sürede sonuçların unutulup gideceği düşünülse de…
… seçim dışı gündeme bir türlü geri dönemiyoruz.
Halbuki seçim nedeniyle ertelenen önemli gündem maddeleri bulunuyor. Bunlar AB ilişkileri, Suriye, Ukrayna meselesi ile Barış ve Demokrasi Partisinin demokratik özerklik ilanı istemi gibi birçok konuyu kapsıyor.
Seçime dönersek. Mayıs sonundaki Gezi olaylarından başlayıp, 17 Aralık yolsuzluk iddaaları ile devam eden, tweetter ve you tube'nin kapatılması ile biten seçim gündemi görülüyor ki seçmeni çok az etkilemiş. Nedeni de batı kentlerinin metropollerinde oturanların dışındakilerin gerçek gündeminin farklı olması.
Köylerde, ilçelerde, kıyı kentleri dışındaki illerin metropollerinde ve batı kentlerinin yoksul semtlerinde oturanların gerçek gündemleri kendi inandıklarıydı. Yani yazılıp, çizilenlere, söylenenlere yoğun bir medya bombardımanı altında inanmadılar. Her şeyin dış güçler tarafından tezgahlanan bir oyun olduğuna inandılar.
Bu sonuçlar; merkez sağdaki seçmenin 2002 den beri Adalet ve Kalkınma Partisinde toplandığı fikrini güçlendirdi. Bu anlamda merkez sağda kurulacak olan yeni bir partinin işi çok zor gözüküyor.
Lideri kim olacak? AKP'den farklı hangi politikaları uygulayacak? Seçmeni hangi kadrolarla kucaklayacak? Belki de uzun zamandır dillendirilmesine rağmen bu nedenlerle kurulamıyor. Geçmişte Abdüllatif Şener gibi bazı siyasetçilerin denemeleri oldu ancak AKP karşında eriyip, gittiler.
Güney Doğu'ya bakıyorsunuz. BDP ile AKP oyların tamamını alıyorlar. MHP neyse ama orada sosyal demokrat bir parti olan CHP de yok. Sonuçlar BDP'nin 'seçimden sonra demokratik özerklik ilan edeceğiz' açıklamasını destekler mahiyette. Özerkliği bilmem ama en azından orada yaşayanlar çözüm sürecini desteklediklerini ilan ediyorlar.
Öncelerde bölgede önemli oranda oy alan, Kürt sorunu konusunda ilk raporu 1989 yılında yazan ve 1991 seçimlerinde siyasi geleceğini riske ederek Kürt siyasetçilerini meclise sokan o zamanki SHP şimdiki CHP vefa beklemeden bunu sorgulamalı.
Demek ki muhalefet partilerinin nereden oy aldıklarına değil, nereden alamadıklarına bakmaları gerekiyor. Oralardaki seçmenin daha doğrusu halkın nabzı iyi tutulmalı, sosyologlar eşliğinde yeni politikalar oluşturulmalı.
Halka sadece genel başkanların yakın olması yetmiyor. Diğer parti yöneticilerinin, partililerin, adayların da yakın olması gerekiyor. Bu anlamda miting alanlarının değil, evlerin, kahvehanelerin, sokakların nabzı tutulmalı.