RÖPORTAJLAR
30 Ekim 2021 Cumartesi

Depremin kalbinde 1 yıl

Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal, muhabirimiz Oktay Güçtekin'in 30 Ekim depremi ile ilgili sorularını yanıtladı.

Depremin kalbinde 1 yıl

Geçtiğimiz yıl İzmir 30 Ekim 2020 tarihinde Seferihisar açıklarında yer alan Samos Fay Hattı'nda yaşanan 6,9 şiddetindeki deprem ile sarsılmıştı.

117 vatandaşın hayatını kaybettiği ve kent genelinde 79 bin bağımsız birimde az, orta ve ağır olmak üzere çeşitli hasar kaydı oluştuğu depremin en fazla hissedildiği yer Bayraklı olmuştu. Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal, 30 Ekim 2021'e kadar yaşanan 1 yıllık süreci değerlendirdi.

TÜM TÜRKİYE'YE MODEL OLABİLECEK BİR İŞ ORTAYA KOYDUK

-Sayın başkan 29 Ekim 2020 tarihine kadar planlı ve bütçesini ona göre ayarlayan bir Bayraklı Belediyesi vardı. Pandemi ile mücadele ederken bir anda 30 Ekim 2020'de büyük bir felaket yaşandı. 30 Ekim 2020'den bugüne tam 1 yıl oldu. Bu bir yıllık süreç felaketin kalbinde nasıl geçti nasıl özetlersiniz?
Sonuç itibari ile çok zorlu bir süre. İlgili yerel yöneticilerinin kamu kurum ve kuruluşların planlarını dışındaki bir işlem. Bir anda kucağınızda  böyle bir sorun, sıkıntı, dert yumağı ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Can kayıplarımız var. Evini, malın, mülkünü, umutlarını kaybeden yurttaşlarımız var. Ekonomik sıkıntılar ile birlikte yorulmuş depremzedeler var. Kendimizi çok iyi hissediyoruz dersek çok doğruyu söylemiş olmayız. Ancak bir noktada vicdanımız rahat. Biz Bayraklı Belediyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak üstümüze düşeni yaptık. Hatta buradaki depremdeki enkaz, çadır süreci, geçici konutlara yerleştirilmesi ve bugüne kadar gelen süreçte tüm Türkiye'ye model olabilecek  bir iş ortaya koyduk. Bununla da gurur duyuyoruz. Tüm hemşerilerimize, destek veren bütün belediyelerimize, Valiliğimize, kamu kurum ve kuruluşlarına hepsine şükranlarımı sunuyorum.

Yalnız sorunlar gün geçtikçe birazcık daha büyüyor. Şu an mevcut konutların yıkılıp yenilerinin yapılması söz konusu. Ağır hasarlı bütün konutlarımız yıkıldı, şimdi orta hasarlı binalarımızın yıkımı ile ilgili süreç ilerliyor. Burada da malum ekonomik kriz, pandemi ve ülkenin içinde olduğu ekonomik sıkıntılar, döviz kurundaki değişkenlik… Şu an inşaat fiyatlarını yüzde 60-70 arttırmış durumda. Doğal olarak vatandaşın 200 bin TL'lik kredi ile bu meseleyi çözebilme şansı yok. Kredi ile ilgili ciddi bir problem var.

Vatandaşların da aslında emsal artışı talebi rant elde etmekle ilgili değil, bütçelerin kısıtlı olmasından kaynaklı bu maliyetleri düşürmek ile ilgili bir çaba. Ancak baştan yanlış giden bir süreç var. Biz Bayraklı'yı 'afet bölgesi' ilan etmiş olsaydık ne bugün kredi ile ilgili durumu konuşuyor olacaktık, nede emsal ile ilgili sorunları konuşuyor olacaktır. Belki de bugün bu sorunlar kökten çözülmüş olacaktı. Biz mesela Karadeniz'deki yurttaşlarımız ile ilgili sel ve diğer afetlerle ilgili alınan 'afet' kararını destekliyoruz. Sosyal devlet görevini yerine getirmiştir. Vatandaşın ev barkı yıkılmıştır ve devlet gereğini yapmıştı. Bu kararı alanlara şükranlarımızı da sunuyoruz. Ancak Bayraklı'da 117 can kaybımızın olduğu  20 bin insanın sokakta kaldığı olağanüstü  bir sürecin geçtiği ve Türkiye'deki en büyük depremlerden birinin yaşandığı bölge olarak 'afet bölgesi' ilan edilmemesi temel meselelerimizden bir tanesi.

Bir diğeri deprem ile ilgili aslında uzun çalıştaylar, toplantılar yapıldı. Hem üniversiteler hem sivil toplum kuruluşları, belediyeler, devlet tarafından çokça  çalışma yapıldı. Ancak halen ilgili mevzuat ile ilgili ciddi sıkıntılarımız var. Bir binada oturup oturmayacağınıza karar verecek şey o binanın riskli yapı olup olmamasıdır. Yani o binanın betonunu, demirini, temelini, zemini ve diğer bileşenler ile birlikte ortaya çıkan raporun o binayı sağlam kılıyor olması lazım. Eğer bu raporu alamıyorsanız bu binada oturulmaz deniliyor. Biz bunu bir tarafa bırakmışız, hasar tespiti adı altında ağır hasarlı bina ne demek anlayan yok. Orta hasarlı bina, az hasarlı bina ne demek anlayan yok. Bu binada oturulur mu oturulmaz mı? Başka bir mevzuat boşluğu ise;  Orta hasarlı binaların güçlendirilmesi… Hayır güçlendiremeyiz kardeşim. Zemini olmayan, temeli olmayan bir binanın altında 25 metre balçık varsa neyini güçlendireceğiz?

Bir diğer sıkıntı ise; Ağır hasarlı binalara rezerv alanlarda ya da farklı uygulama alanlarında hak sahibi yapıldı. Orta hasarlı ve az hasarlılara bu hakkı vermiyoruz. Bu garabeti bir defa ortadan kalması lazım. Bir diğeri de, biz vatandaşın derdine derman olabileceksek, bir işi gerçekten yapmalarını istiyorsak sosyal devlet olarak ihtiyaçlarını karşılamamız lazım.  Biz bunla ilgili vergiler topladık. Devletin bu anlamda bir sürü fonu var. Bir kararname ile birçok işlem de gerçekleşebiliyor. Gelin evler 400 bin TL'ye mi yapılabiliyor, bu vatandaşlara 400 bin TL krediyi verelim. Bu vatandaşın 2 yıl ödemesiz sıfır faizli 400 bin TL krediyi devletimiz çözebilecek güçte. Ana mesele bu. Bunu çözdüğümüz an birçok sorun hallolacak. Hadi afet bölgesi ilan etmedik, bari bunu yapalım.

SİYASİ BİR PROPAGANDA YAPMAK DEPREMZEDENİN SORUNUNU UZATMAK DEMEKTİR

-Peki sayın başkan kredi ile ilgili gerçekleştirebilecek gücümüz varsa bu saydıklarınız neden gerçekleştirilemedi?
Gerek depremzedeler açısından, gerek depremzedeler adına faaliyette bulunan derneklerimizde, kamu kurum ve kuruluşlarında bir kavram kargaşası var. Bu sorunun muhatabı depremzede ve kamu kurumlarıdır. Yani depremzedenin muhatabı Bayraklı Belediyesi'dir. Depremzedenin muhatabı Büyükşehir Belediyesi, Valilik,  Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığıdır. Bu çerçevede bir yapılanma olursa dertler, tasalar, sorunlar siyasete de girmeden çözüm yoluna gideriz.

Bazı il başkanları açıklamalar yapıyor. Neyin açıklamasını yapıyorlar? Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı herhangi bir siyasi partinin teşkilatı mı? Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Türkiye Cumhuriyeti'nin bir kurumu… İçişleri Bakanlığı Türkiye Cumhuriyeti'nin Anayasal kurumu...  Bu kurum oluşurken, bütçesi oluşurken vatandaşın vergilerinden ilgili yasal düzenlemeler ile oluşuyor. Devletin bu kurumlarını siyasi bir organmış gibi, siyasi bir propaganda yapmak depremzedenin sorununu uzatmak demektir.

Biz krediyi çözebiliriz… Biz şunu yapabiliriz… Hayır burada muhatap Çevre ve Şehircilik Bankalığı'dır, İçişleri Bakanlığı'dır, Valiliktir, ilgili belediyelerdir. Vatandaşın derdini doğru anlamamız ve bu sorunu doğru çözmemiz lazım. Temel sorun bu.

İLK 1 SAAT NE YAPACAĞIMI ŞAŞIRDIM

-30 Ekim günü her zaman ki çalışmanızı yapmak için Belediyeye geldiniz ve saat 14:51'de tüm ülkeyi yasa boğan bir depremi en ağır yaşan bir ilçe de bulunmuş bir belediye başkanı, hatta bir vatandaş olarak ne hissettiniz?
Önce insanız, sonra belediye başkanıyız. Biz belediye başkanı olarak doğmadık, belediye başkanı olarak da ölmeyeceğiz. Önce insanız biz. Doğal olarak deprem burada binada yakalandık. Korktuk mu? Tabii ki korktuk. Sonra Rızabey Apartmanı'na gittik. Elim kolum bağlandı, ne yapacağımı şaşırdım 1 saat. Daha sonra kriz merkezimiz oluştu ancak tüm Türkiye'ye örnek olacak bir iş yaptık o gece ve sonrasında.  Evlerini boşaltmak zorunda kalan yurttaşlarımızı açıkta bırakmadık çadırlarını patır patır kurduk Büyükşehir belediyemiz ile birlikte.  İhtiyaç duydukları bütün eşyaları ulatırdık pandemi sürecine dikkat ederek. Büyükşehir ve  Bayraklı çalışanlarımız 100'e yakın yurttaşımızın binalardan alınmasına yardımcı oldu. Daha sonra profesyonel ekiplere bırakıldı görev. Onların temel ihtiyaçlarını da Bayraklı Belediyesi olarak ilk etapta bizler karşıladık. Sonraki sürelerin tamamında bütün çadırlar  telefonlarımızı verdik. Bütün ihtiyaçlarını yarım saat içinde vatandaşlarımıza ulaştırdık. Dayanışmanın ne demek olduğunu diğer bileşenlerimiz ile birlikte çok rahat bir şekilde atlattık. Bu resim Van'da , Elazığ'da ya da diğer afet bölgelerinde yok. Burada biz üzerimize düşeni sonuna kadar yaptık. Bunun içinde çok mutlu ve gururluyuz. Çünkü bizim vatandaşımız daha fazlasını hak ediyor. Keşke imkanlarımız olsa daha fazlasını yapsak.

Burada bir parantez daha açmak lazım. Meselesinin çözümünde kurumların yetki ve sorumluluğunu doğru tanımlamak lazım. Biz  Bayraklı Belediyesi'nin yetki ve  sorumluluğu nedir, ne talepte bulunabiliriz, Büyükşehir'in yetki ve sorumluluğu nedir, Valiliğimizden, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'ndan ne talepte bulunulabilir… Kavram kargaşasına düşmeden doğru bir yol haritası ile sorunlarını çözebiliriz. Ancak bu meselede siyaseten demeç verenlerin yanına oturarak meseleye çözüm sunacığımızı iddia ediyorsak burada bir sıkıntı olur. Burada bir çözümsüzlük olur. Bu çözümsüzlük belki taraflara siyasi itibar kazandırabilir, belki isimlerinin duyulmasına neden olabilir. Bizim derdine ve tasasına düştüğümüz depremzedelerin derdine derman olmaz. Burada birinci öncelik bütün siyasi kaygılardan vazgeçerek bütün insanı kaygılar ile vatandaşlarımızın yaralarını sarmak ve Bayraklılı vatandaşlarımızın kendi yuvalarına geri dönmelerini sağlamak. Bununla ilgili herkes üzerine düşeni pazarlıksız, kafasını arkasından bir şey olmadan  vatandaşın talebi belli ve bu talebi çözmeliyiz. Şimdi top kredide. Madem afet bölgesi ilan etmedik, gelin kredisini çözelim vatandaşın. Vatandaşta bir an önce başlasın ve bitirsin konutun. Meseleyi çözecek bir siyasi parti değil Türkiye Cumhuriyet devletidir. Türkiye Cumhuriyeti Devletinde yaşayan her yurttaşımız da buraya aktarılacak kredi ile ilgili bir  üzüntü ve sıkıntısını dile getirmez. Biz nasıl Karadeniz'deki iş ile ilgili şükranlarımız ile getiriyorsan, inanıyoruz ki bütün vatandaşlarımız da böyle bir karar alındığında  merkezi hükümeti alkışlayacaklardır.

BÜYÜKŞEHİR HARİÇ 400 YURTTAŞIMIZA EV BULDUK

-Bayraklı'da yaşanan doğal afet sonrası  tüm kurumlar arasında çok hızlı bir koordinasyon oldu. Bazı kurumlardan siyasi açıklamalar gelirken sizin pek siyasi dil kullanmamanız dikkat çekti. Bunun nedeni nedir?
Bizim açıklamalarımızı siyasi olarak algılayabilirler. Tam aksine, açıklamalarımızın tamamı, meselenin siyaset dışına çıkarılması ile ilgili söylemler. Burayı doğru algılarsak meseleyi o zaman çözeriz. Sadece Bayraklı Belediyesi olarak, Büyükşehir haricinde 400 yurttaşımıza ev bulduk. Bugün bile bütün ihtiyaçları karşılıyoruz. Depremzededen biz ulaşan ve bizim çözmediğimiz hiçbir sorun yok temel ihtiyaçlar noktasında. Bizim kilitlendiğimiz yetkimizi aşan mevcut ekonomik krizde vatandaşın bütçenin el vermediği finansal kaynağı yaratmak noktasında. Bu çözüldüğünde sorun çözülmüş olacak.

PLAN REVİZYONU BÜYÜKŞEHİR'DEN OLUYOR DİYENLER PLAN NOTUMUZA EVET DEDİLER

-Afet belediyeye nasıl bir yük oldu? Çünkü 29 Ekim'e kadar planlı bir işleyiş varken bir anda tüm planlar iptal oldu ve yeni bir planlama sürecine ihtiyaç duyuldu. Bu süreci nasıl geçirdiniz?
Herkes süreci yeni deneyimliyor. Aslında Elazığ'a, Van'a ve diğer bölgelere baktığınız zaman hiç böyle bir çalışma yok. Oradaki yerel yöneticilerimiz bu meselelere bizim baktığımız çerçeveden bakmamışlar. Burada yıkılıp yapılan evler ile ilgili vatandaşlarımızın hak kayıpları söz konusuydu, bizde ilk olarak bu hak kaybının giderilmesi için çalıştık. Yani evi yıkılan insanların 100 metrelik dairesi 70 metreye düşmesin diye bir şey yapmamız gerekiyordu ve biz bunun gayretindeydik. Biz ilk plan notumuzu Büyükşehir'e gönderip reddedildiğinde aslında içinde bütün siyasi partilerin bulunduğu yani İYİ Parti'nin de, AK Parti'nin de Milliyetçi Hareket Partisi'nin de ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin de içinde bulunduğu ve bakanında içinde bulunduğu ve evet dediği usul ve esasların kabul edilmesinin ardından bizim de Büyükşehir'e verdiğimiz plan notları iptal edildi ve bu usül ve esaslara göre K sınırlarının yeniden hazırlanması ve yeniden meclise gitmesi gerekti. Bu Türkiye'de rekordur. 8 günde K sınırlarını belirleyip, hem Bayraklı Belediye Meclisi, hem de Büyükşehir Belediye Meclisi'nden geçirdik. Arkasında  gerçekten inanılmaz bir artış yaşandı inşaat girdilerinde. Vatandaşın tamamının talebi, bütün siyasilerin de taleplerini dile getirmesinden sonra meseleyi yeniden ele aldık. İlk plan notuna itirazlar olmasına rağmen. Biz bunu Büyükşehir'e ilk olarak yüzde 10 olarak gönderdik. Bu tamamen Büyükşehir Belediye Başkanımız ile görüşüp istişare ettiğimiz bir süreç. Çünkü daha önce yüzde 10'u göndermişiz ve iptal olup geri gelmiş. Şimdi yüzde 20 gönderirsek çok usule uygun olmayacak durumla karşılaşırız diye buradan yüzde 10 ile gönderdik. Bunu da Meclisimizden oy birliği ile yaptık. Bu iş plan notuyla değil, plan revizyonu ile Büyükşehir'den oluyor diyenler buradaki plan notumuza evet dediler.  Siyasetten bu yüzden çıkmasını istiyoruz. Orada da söz aldık ve aslında yüzde 10'u gönderirken, bunun ön aşamalarını açtık biz. Bayraklı olarak bizim talebimiz var bu minimum talebimizdir, parsel ve ada bazında komisyonda görüşülerek yeniden değerlendirilmesini talep ettik. O komisyon talebine bende katıldım. Oy çokluğu ile geçti meclisten. Askı sürecinden sonra herhangi bir itiraz olmazsa bu oranlar yürürlüğe girecek.

GEÇ KALINDI DENİLEN SÜREÇTE BİR HAKSIZLIK VAR

-'Emsal artışı' konusunda depremzedelerden 'Neden 1 yıl beklendi, neden geç kalındı' yorumları oldu. Bu eleştiriler sizce haklı bir eleştiri miydi?
Geç kalındı denilen süreçte bir haksızlık var. İşin içinde olan biri olarak söylüyorum. Binaların bir yıkılma süreci var. 1 yıl ancak, birinci yılın başında tüm binalar yıkılmış değildi. Bu bizim 5-6 ayımız aldı. BU yıkımdan sonra ilgili vatandaşları kendi aralarında kendi apartmanlarında komisyonlarını kurmaları, belediyeye başvurmaları, imar ile ilgili dosyaları almaları, projelendirmeleri halen ağır hasarlılar da bile tamamlanmış değil.  Yani inşaata başlanır, o zaman denir ki 'biz başladık yaptık siz arkadan geldiniz bu nasıl olacak'…Böyle bir şey yok. Süreç aslında kimsenin hak kaybına uğramadan  bu aşamada getirilmiş ve çözüm olursa, derman olursa yürürlüğe girebilecek bir çözüm. Gecikmiş bir şey yok. 3 ay önce olsa ne yapacaklardı? Bende bir depremzedeyim. Ben belediye ile bütün yasal prosedürleri bitireceğim, ruhsat aşamasına geleceğim, ondan sonra statik projemi neye göre vereceğim belli olacak. Bugün yurttaşlarımıza diyoruz, statik projelerinizi yeni plan notuna göre, beton örme planını da K sınırınıza göre bize getirin ve inşaatlara başlatın diye. Bu süre içerinde herhangi bir itiraz olmazsa mevcut plan revizyonumuz ile 2 katımızı ekleyeceğiz. Planları ada bazlı yaparsanız da 3 katı ekleyeceğiz 10 katlı binada.

HER SORUNA KİTABİ OLARAK BAKARSAK MESELEYİ ÇÖZEBİLME ŞANSIMIZ YOK

-Bayraklı Belediyesi tarafından yüzde 10 olarak Büyükşehri Belediyesi'ne gönderilen 'emsal artışı' önerisi Büyükşehir'de adada yüzde 30, parselde ise yüzde 20 olarak revizyon edilmişti. Bu kararı ardından İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, tüm kent genelinde orta ve ağır hasarlı binalara yüzde 20 emsal artışı vereceğini duyurmuştu. Bayraklı'daki vatandaşlar için iyi bir kazanım mı?
Burada mesele şu; hepimiz aynı arabada gidiyoruz, Allah göstermesin trafik kazası oldu ve birimizin kolu kırıldı, birimizin ayağı kırıldı diğerimiz beyin travması geçirdi ve birimiz canından oldu. Burada bir öncelik yok mu? Biz 117 canımızı Bayraklı'da verdik. 20 bin yurttaş Bayraklı'da sokağa döküldü. Bir yerde daha büyük sorun varken burada öncelik verilmesinden daha doğal ne olabilir ben bunu anlamış değilim.  Biz kendi K sınırlarımıza da diğer binalarımızı eklemedik. Bayraklıdaki diğer binaları da dâhil edelim dönüşüm yapalım demedik. Depremzedelerin içerisinde olduğu, ağır , orta ve az hasarlı binalarımızın içinde  olduğu bölgeleri dahil ettik. Bunu birilerinin iddia ettiği gibi ranta çevirme derdimiz yok bizim. Eleştiriliyoruz bazı noktalarda… Mühendislik, mimarlık disiplinleri açısından doğru değil denilerek. Tamam siz gelin vatandaş ile görüşün, insanlık disiplinini görün. Evi olmayan, parası olmayan, çaresizlik içinde kıvranan psikolojisi yerle bir olmuş insanlarla ilgili bir şey söyleyin.  Bizim buna kayıtsız kalma şansımız yok. Vatandaş diyor ki 'İstanbul'da, Ankara'da niye yoktunuz? Kentin birçok yerine birçok iş yapılırken neden yoksunuz?'… Ben burada bir istisna istiyorum. Vatandaş bu hakkı talep ediyor. Altyapı ile ilgili sorunlar yerel yönetimlerin sorunları. Burada birazcık esnek olmak lazım. Biz siyasetçiler olarak, kamu yöneticileri olarak her soruna kitabi olarak bakarsak meseleyi çözebilme şansımız yok. İlgili mevzuat 50 adım geriden geliyor, ne yapacaksınız? Vatandaş çözüm bekliyor. Ne diyeceğiz? Benim yetkim burada bitti ben burada noktalıyorum nasıl diyeceksiniz?

-Emsal artışı konusunda bir diğer adım da Karşıyaka Belediyesi'nden gelmişti. İlçe meclisinden alınan kararla Karşıyaka sınırları içerisinde yer alan tüm riskli yapılara ada bazında yüzde 30 emsal artışı verileceği duyurulmuştu. Depremzedelerin Karşıyaka örneğinin Bayraklı'da uygulanması talebini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Büyükşehir'den geçmedikten sonra onaylanmış bir işime yok. Bayraklı'nın üzerinde bir şey yok. Bu önerge Büyükşehir'e gelecek. Oradan geçmeden bir şey söylemini bir anım yok. Bizde yüzde 10 gönderdik ancak parselde yüzde 20 adada yüzde 30 olarak geçirildi. Buna itiraz varken meseleyi biraz daha büyütüp daha üst bir sınırda bir şey söylemek çok doğru bir şey.

-Meslek odalarının 'dava' söylemleri belediyelerinin elini kilitliyor mu?
Odanın açıklaması var.  Biz bu kararları aldığımızda arkadaşlarımıza da söylüyoruz. Mağduriyet söylüyoruz, derdi söylüyoruz… Depremzedelerimiz de diyor siz üstünüze düşeni yapın  gerekli diğer işi bize bırakın mücadeleyi biz verelim diye.

-Odalar bu sorunda belediye başkanlarını anlayamıyor mu?
Bizim buradan ne kârımız olabilir? Biz vatandaşın burada yapacağı evin müteahhidi değiliz. Vatandaş ile kimin analaşmağına kar verecek merci değiliz, fiyat ile ilgili karar verecek mercii de değiliz. Biz sadece uyarılarda bulunuyoruz.  Diyoruz ki projelerinizi oluştururken bizim de kurduğumuz birime başvurun hem müteahhitler ile ilgili gerekli bilgiyi alın hem projenizin daha hızlı ve sağlıklı geçmesi için üzerimize ne düşüyorsa gereğini yapalım. Görevimiz aslında oluşabilecek mağduriyetleri önlemek ve vatandaşın işleminin bir an önce katkı sağlamak. Onun dışında bir gayemiz yok.

-Odaların 'emsal artışı' ile ilgili en büyük şikayet dayanağı altyapının yetmeyeceği yönünde. Siz Büyükşehir'den emsal artışı kararını geçiren bir belediye olarak altyapı ile ilgili çalışmalarını başlattınız mı ?
Henüz çok yeni bir şey. Biz şimdi altyapıya başlamış olsak odalar itiraz etmeyecek mi?

-Deprem sonrası İzmir'de tartışmalara neden olan bir diğer konuda da Dünya Bankası kredisi… İlk açıklamasının ardına üzerinden uzun bir süreç geçti, siz bu krediyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız niye böyle bir kredinin peşine düşüyor? Sonuçta devletin bu meseleyi çözmesi lazım. Siz kendinize  bir ayakkabı alacaksınız, ben size 100 TL veriyorum ancak ayakkabı 300 TL. Sizin ayakkabı alma şansınız var mı? Siz bilmiyor musunuz o ayakkabının 300 TL olduğunu. Devlet olarak niye vermiyoruz bu 300 TL'yi vatandaşa. Neden geri alabileceğimiz taksitleri vatandaşların hangi kabiliyette ödeyebileceğini fark etmeden bir faiz silsilesi ile bu işlemi götürüyoruz? Biz vatandaşa 400 bin TL'yi 2 yıl ödemesiz 18 yıl sıfır faizli geri ödemeli verdiğimizde dünyanın sonu mu gelecek? Bu sorun aşılamadığı için Sayın Soyer'de alternatifler arıyor. Kamunu yapması gereken iş ile ilgili üzerine bir sorumluluk alıyor. Bu sorumluluk gereği de Dünya Bankası'nın tüm ülkelere ayırdığı bir fon var. Bunda Türkiye'ye de ayırdığı bir fon var. Diyor ki bu fon içinde 350 400 milyonluk dolarlık krediyi biz depremzedeler için kullanalım diyorlar. Kredi var. Kredi içinde pay istiyor. Buna onay vermek çok mu zor? Dünya bankasının Türkiye'ye ayırdığı fon yok mu? Bu fondan bir kısmı altyapı yatırımları için İzmir'e gelemez miydi?

-Depremin üzerinden 1 yıl geçti ve mağduriyetler giderek artıyor. Burada vatandaşlar da en kolay ulaşabildiği ve dertlerini anlatabildiği yer olarak Bayraklı Belediyesi'ni görüyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Belediyeler artık evdeki ekmeğin, suyun, gıda paketinin, sağlığı, yolun sorumlusu. Vatandaşı ilgilendiren ne varsa, vatandaşın kapısını çaldığı tek kurum belediyeler olmuş durumda. Telefonu çekmiyorsa bile sorun bide. Niye? Çünkü biz vatandaşın derdini çözmek ile ilgili teyakkuz halindeyiz. Bir şeyler üretmeye çalışıyoruz. İnsanlarda çözüm bulabilecekleri alana yöneliyorlar. Bazen birazcık daha sert, bazen kırıcı olabiliyorlar. Biz bundan gocunmuyorum. Bunu vatandaşın bize teveccühü olarak algılıyoruz ve üstümüze düşeni yapıyoruz.

-Bundan sonraki süreç nasıl olacak Sayın başkan? Depremzedelerin bazı sorunları henüz çözüm bulunamadı.
Mesele şu; İl Başkanı açıklama yapıyor kredi ile ilgili. Sayın Bakanımız geldiğinde yada Cumhurbaşkanımızı der ki, kredi meselesini çözdük. Bu kadar. Arada bir top geziyor. Biz TOKİ olarak ada bazlı girebiliriz 200 konut olursa… Böyle bir şey söz konusu değil ki. Adayı birleştirsen de 200 konut çıkmaz. Ağırlıklı parsel bazında bir  işlem. Deyin ki parsel bazında TOKİ olarak işe gireceğiz' biz buna da destek veririz. Yeter ki vatandaşın mağduriyet giderilsin. Biz  yetkimiz ve gücümüz oranında olaya müdahale ederiz. Sizler tarafından da bu sorunun muhatabı biziz çünkü başka muhatap bulamıyorlar.

BAKIŞ AÇIMIZ VATANDAŞIN SORUNUN ÇÖZÜLMESİ

-Bu sorun nasıl çözülür peki sayın başkan?
Bu sorunun çözümü aslında, Sayın Cumhurbaşkanımız, Bakanımız, Büyükşehir Belediye Başkanımız, ilçe belediye başkanlığını çağırırlar bir yol haritası izlenir. Cumhurbaşkanımız da 'bu iş böyle olacak' der  olur biter. Buna ne bizim ne de Büyükşehir Belediye Başkanımızın itirazı olmaz. Bizim bakış açımız vatandaşın sorunun çözülmesi. Burada eşgüdüm oluşturulmalı.

-Acil olarak ne yapılmalı?
Bir; az hasarlı orta hasarlı binaların da ağır hasarlı bina kapsamında değerlendirilmesi ve  hak sahibi ilan edilmeleri. İkinci önemli konu ise kredi meselesinin çözüme kavuşması. Acil konular bunlar. Diğerleri detay. Şu an krediyi sağladığınızda vatandaş patır patır inşaata başlar.

-Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 6 Kasım'da İzmir'e gelmesi bekleniyor, bir görüşme gerçekleştirecek misiniz?
Ben programın değiştiğini duydum ancak doğruluğu konusunda bir bilgim yok. Ancak Cumhurbaşkanımız Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanıdır. Herhangi bir talimat verdiğinde biz gideriz. Biz görüşmeye hazırız. Ben siyasete girmeyen kurum ve kuruluşlarla eşgüdüm içinde bu meselenin çözümünden yanayım.Biz Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile de, Valilikle de  başka kurum ve kuruluşlar varsa onlarla da eş güdüm içindeyiz.Biz buradan siyaseti çıkaralım istiyoruz, siyaset yapalım istemiyoruz. Bizim Sayın Cumhurbaşkanımızın varlığı ile ilgili bir rahatsızlığımız yok. Sadece taleplerimiz var. Bu taleplerimiz iletilirse belki müzakere edilirse mutlu sona ulaşabiliriz.

-Süreci ilk gününden bu güne kadar değerlendirdik. Sonsöz olarak sizin söylemek istediğiniz neler var sayın başkan?
Artık sürecin sonlarına doğru yaklaşıyoruz. Afet yönetmeliğinde aslında bir yıllık süre çok uzun süre değil. Ama sorunu yaşayan insanlarımızın dertleri, sıkıntıları çok büyük. Onlar için bir yıl çok büyük bir süre. İsteğimiz bu dedin bu sıkıntını, orta ve az hasarlıların mağduriyetlerinin giderilecek şekilde bu binaların hepsini riskli yapı olarak kabul edilerek, ağır hasarlılara tanınan hakların tanınması ve diğer bir konu ise kredinin bir an önce işin çözümüne yetecek miktara çıkarılması.

 
'Umut Evi' fikri o anda doğdu!
 
Depremzede anne enkaz altındaki 16 saati anlattı
YORUMLAR
Toplam 1 yorum var, 1 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
TC misafir 30 Ekim 2021 Cumartesi 11:37

1.derece deprem bölgesi üzerinde yer alan bir şehrin ilçe belediye başkanının "Bir anda kucağınızda böyle bir sorun, sıkıntı ve dert yumağıyla karşı karşıya geliyorsunuz..." bu gibi sözler söylemesi öngörüsüzlüğünün ve önlem almamasının itirafıdır. İlgili bakanlık ve yerel yönetimin gösterdiği tek çözüm " biz kamu kurumları olarak müteahhitler kadar bütçeye sahip olamadığımızdan siz depremzedeleri onların kâr paylarına teslim ediyor ve sizleri yaşadığınız bunca derdin üstüne bir de borçlandırıyoruz" olmuştur.

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
'Umut Evi' fikri o anda doğdu!
SAĞKAL Başkanı Op. Dr. Cüneyt Tuğrul, yayın koordinatörümüz Muhittin Akbel’in sorularını yanıtladı.
Hamilelere covid aşısı riskli mi?
İzmir Tabip Odası Başkanı Dr. Lütfi Çamlı, muhabirimiz Menduha Ceylan'ın sorularını yanıtladı.
Üretim yoksa kalkınmak hayal olur
EBSO Başkanı sanayici Ender Yorgancılar, yazarımız İhsan Özbelge ÖZDURAN’ın sorularını yanıtladı.
 
‘Hizmeti amatörün ayağına götüreceğiz’
İzmir Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Başkanı Efkan Muhtar, yayın koordinatörümüz ...
'Çeşme'de kalp krizi geçirme hakkınız yok'
Cumhuriyet Halk Partisi Çeşme İlçe Başkanı Sait Kavasoğulları, muhabirimiz ...
Türkiye’yi uçuracak '3 hedef'
İzmirli sanayici Haluk TEZCAN, yazarımız İhsan Özbelge ÖZDURAN’ın sorularını yanıtladı.
 
70 bin müşterisi var… İzmir’in ayakkabı profesörü
İzmir'in tanınmış simalarından, ayakkabı tamircisi Önder Süngün Yayın ...
İzmirlilere müteşekkirim
İzmir Müftüsü Salih Sezik, bayram öncesi kurban ibadetine ilişkin değerlendirmelerde ...
Egedesonsöz yerli ve milli aşının merkezinde!
Ege Üniversitesi Aşı Geliştirme, Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ...
 
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Faiz/Riba mümkün mü?
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Kapitalizmin cinnet eşiği
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Diyabet, yoksulluk ile bağlantılı değil mi?
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Zaten sadece O'nun adı yakışırdı!
Kemal ANADOL
Kemal ANADOL
Yaprak dökümü...
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Karşıyaka çizgileri
Neşe ÖNEN
Neşe ÖNEN
Mutlu anılar
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
'Direnç'le kazanılan bir ödül!
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Sizin Derdiniz ne?
Filiz SEZER
Filiz SEZER
Göğe bakma durağında krizler tarihi
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva