Türkiye genelinde 4200 milletvekili aday adayı… İstanbul'da 700, İzmir'de ise 300'ün üzerinde… CHP bu konuda bir tarih yazdı yazmasına ama bakalım iktidar tacını kapabilecek mi?
Geçtiğimiz günlerde CHP genel merkezi tarafından belirlenen illerimizde önseçime gidildi. Önseçimin yapıldığı her yerde meydanlar anacık babacık günüydü. Son derece neşeli ve bir o kadarda kıran kırana geçen bu önseçim sonuçları ise uzun süredir tesirine başvurulmamış kıyıda köşede unutulan bir gücünde var olduğunu bizlere gösterdi. Bu güç; örgütün gücüydü. Örgütü dik tutan örgüt emekçisinin gücü…
Bakın bu önseçim çok önemli ve dikkate değer sonuçlar da içeriyor. Şahin Mengü mesela veya M. Fatih Atay ne oldu? Her ikisi de bugünün mevcut milletvekilleridir. İnanın her iki ismi de çok değerli bulurum. Her ikisi de önseçim sandığından çıkamadı. Fakat bu sonuca bozulduklarını hiç sanmıyorum. Zaten ne genel başkana ne de başka bir isme kızmaya hiç hakları yok. Bu isimler çoğaltabiliriz. Muhakkak aynı durumda olan daha başka milletvekillerimiz de vardır. Bu iki isme yer verme sebebim onların daha tanınmış olmalarıdır. Şahin Mengü'yü kime sorsanız bilir. Aynı zamanda çok iyi bir hukukçudur da. M. Fatih Atay'ı valiye kafa tutan adam olarak tanıdık. Önseçim sonuçlarının neye göre şekillendiğini bilemeyiz. Her iki ismin seveni de vardır, sevmeyeni de… Belki de bu isimleri sevip sevmeme veya başarılı bulup bulmama ile alakalı bir konu da olmayabilir. Yeni isimlerin, yeniliğin önünü açmak gibi bir amaçta hedeflenmiş olabilir.
Peki, plağı başa sararak Aydın ve Manisa örneğine tekrar dönelim. Hem Şahin Mengü hem de Fatih Atay önseçim yapılmadan oluşturulan bir listede üzerleri çizilseydi ne olurdu? Kıyamet!
Bu konuda bana göre aklıselim herkes hemfikirdir. Bayram havasında yaşanan önseçimler o kadar müthiş bir etki yarattı ki başta genel başkan Kılıçdaroğlu olmak üzere birçok ana kademe yöneticisinin keşke her yerde önseçim yapsaydık diye düşündüğüne inanıyorum.
Ben bulunduğum mevkinin ve temsil ettiğim makamın üzerimde yarattığı tüm sıkıntılarına rağmen önseçim isteğimi haykırdım. İlk fişeği çakan isimlerden biri oldum. Herkes anlam veremedi. Önseçimi dillendirmekten korkmuyor musun dediler. Benim aday olmak gibi bir niyetim yoktu. Zaten olsam da önseçimi kazanamazdım. Fakat önseçim istememde ki tek neden öyle veya böyle hak edenin bir yerlere gelmesini istememden başka hiçbir şey değildi. Bu konuda ilçemden sadece 1500 partilinin imzasını bizzat ben topladım. Bugüne kadar hiç kimseden ve hiçbir şeyden korkup yılmadım. Allah'ın verdiği bir can onu da ancak O alır. Makam mevkide ise gözüm hiç yok. Bu yüzden bu veya başka herhangi bir konuda görüş beyan etmekten hiç çekinmedim ve asla da çekinmeyeceğim.
İnanın bana resmi aday başvurusu yapmadığı halde aday adayıyım diyerek kartvizit bastırıp ilçeleri gezen 'çakma aday adayı' bile var. Neyse çakma aday adayımızın reklamını yapmadan İzmir'e dönüyorum. Şimdi İzmir'in 300 küsur aday adayı var. Hepsinin yanına gidelim ve tek tek görüşelim. Bize seçilmeleri için bir sürü neden sıralayabilirler. Siz hiç yoğurdum ekşi diyene rastladınız mı? Ben rastlamadım. Büyük çoğunluğunun anlattıkları meziyetlere sahip olduğuna inanıyorum. Fakat bu isimler içinde yapılacak eleme/süzme/seçme veya adına her ne derseniz işte o tekniğe dayalı liste oluşturma işi açıkçası beni çok ürkütüyor. Hele ki Türkiye'nin gözü önünde herkesin bildiği İstanbul'da, İzmir'de ve Ankara'da…
Telefonla anket yapılacak. AKP'li adam evine gelen telefonda CHP adayı için ne kadar doğru şeyler söyleyebilir? Eğer sadece partilileri arayacaksan da bunun şekli neden önseçim değil de anket? En sevdiğiniz yedi ismi yazın tekniği de bana çok düşündürücü ve bir o kadar da dramatik geldi.
Listeyi herkes gibi bende dört gözle bekliyorum. 11 Nisan 2011 saat 17.30'da 'hokus pokus' tekniği ile oluşturulan listeyi hep birlikte göreceğiz.
Dua edelim de tavşan çıkmasın!
Sihirbaz kim derseniz? Kesinlikle genel başkan değil. Ben onu biliyorum. Siz de sadece bu kadarını bilin.