Yaz tatil derken, az biraz uzak kaldım buralardan… Sadece buralardan değil, gazetelerden tv'lerden gündemden de uzak kaldım, kafa dinledim… Tatil dönüşü 'Acaba ne yazabilirim?' diye düşünürken aklıma, her Ramazan klişe haline gelmiş cümle geldi…
Nerede o eski Ramazanlar?
Bu klişe cümleyi her kuşak kullanacak mı merak ediyorum?
Çünkü anneannem ve babaannem de kendi çocukluklarını hep bu şekilde anardı…
Şimdi ben büyüyeli çok uzun zaman oldu ve ben de o eski Ramazanları özlüyorum…
Acaba eski Ramazanlar, gerçekten de bugünlere göre daha mı iyiydi, yoksa biz çocuktuk da her çocuğa o günler özel ve güzel mi gelirdi?
Her Ramazan düşünürüm bunu, ama bir türlü cevabını bulamam…
Oğluma bakıyorum da Ramazan diye bir coşku taşıdığını söyleyemem… Çevresinde de Ramazan farkını yaşatan çok fazla şey yok sanıyorum… Acaba tüm gençlik böyle mi?
Neyse, dönelim 'Nerede o eski Ramazanlar'a…
Eski Ramazanlar kalmadı…
Bu cümleyi kime söylersem söyleyeyim aynen katılıyor bana…
Ama, bu cümleyle dertlenen bizler galiba geçmiş Ramazanları özlemiyoruz…
Geçmişin aslında çoğu zaman bugünden daha kötü olduğunu, açlığın, sefaletin, fakirliğin, yokluğun olduğu günlerde tutulan orucun zorluğunu büyüklerimizden duyup işittiğimiz için biliyoruz…
Peki, neyin özlemini çekiyoruz ?
Bence, bizler eski Ramazanlardaki 'güzel insanların' özlemini çekiyoruz..
Kürtmüş, Türkmüş, Aleviymiş, Çerkezmiş, Müslümanmış, Hristiyanmış, Yahudiymiş, Ateistmiş hiç fark etmeden, oruç tutanın tutmayanı hiç bir şekilde kınamadığı, ziyaretine gelen arkadaşına hiç gocunmadan çay ikram etmeyi mutluluk sayan o güzel insanları özlüyoruz…
Yine diğer taraftan oruç tutmadığı halde tutanlara saygısızlık olmasın diye yemeğini gizlice yiyen, gün boyu çay içme keyfini bir aylığına rafa kaldıran o güzel insanların, o güzel dostlukların, o güzel saygının özlemini çekiyoruz…
Ekmeğimizi ve bir kap yemeğimizi bölüşerek beraber iftar açtığımız komşularımızı özlüyoruz...
Pide kuyruğunda sohbet edebildiğimiz o güzel insanları özlüyoruz...
Mahallesindeki fakire ve fukaraya yaptığı yemekten götürüp vermeden, kendi iftarını açmayan teyzeleri ve amcaları özlüyoruz...
O yüzden bu cümle aslında 'Nerede o eski Ramazanlar' değil, 'Nerede o eski Ramazanlardaki güzel insanlar' olmalı…
Ne yazmıştı Yaşar Kemal: O güzel atlar, o güzel insanları aldılar, çekip gittiler…
Ya Necip Fazıl'ın şu dizelerini hatırlar mısınız: İyi insanlar iyi atlara binip gitti…
Yaşar Kemal de, Necip Fazıl da haklı…
Nerede şimdi o güzel insanlar?