AKP İktidarı ile birlikte, yeni yeni siyaset adamları sahneye çıktılar. Doğal olarak, devlet kademelerinde görevler aldılar, milletvekili, Komisyon Başkanı, Meclis Başkanı, Bakan, Başbakan, Cumhurbaşkanı oldular.’¶ Aralarında, devlet adamı kalitesinde görev yapanlar olduğu gibi, doğduğu, doyduğu bu vatanı, bu devleti kötülemek için her türlü rezilliği yapanlar da çıkıyor, hem de bol miktarda.
*Önce Cumhurbaşkanı Gül ve eşi: ’“Türbanla üniversiteye alınmadığı gerekçesiyle ’“Türkiye Cumhuriyeti Devleti’’ni, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’’ne şikayet edip dava açtılar. Yani kendi ülkelerini mahkemeye verdiler. Daha sonra utandıklarından davalarını geri çektiler. Bu millet, Abdullah Bey’’i, Milletvekili yaptı, Devlet Bakanı yaptı, Dışişleri Bakanı yaptı, Başbakan yaptı, Cumhurbaşkanı yaptı. Partisini de 8 senedir tek başına iktidar yapmadı mı?Yaptı. Peki, türban problemi çözüldü mü?Hayır. Bu problemi çözmeleri için, milletin verebileceği başka bir mevki- makam kaldı mı?Padişahlık, sultanlık kalmadığına, uzayda yeni bir dünya henüz bulunmadığına göre, demek ki verecek başka makam yok. Şimdi, Cumhurbaşkanı Gül’’ün, bu problemi kendisi de çözemediği halde, devleti mahkemeye verdiği için, T.C Devleti’’ne ve Türk Milleti’’ne bir özür borcu yok mu?
*AB’’ den sorumlu Devlet Bakanı Egemen Bağış: Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, ABD’’deki Harvard Üniversitesi John F. Kennedy Yönetim Okulu’’ndaki konuşmasında şunları söyledi: ’“Türkiye’’de demokratik sorun yaşayan grup ve bireyler var. Çocuklarına istedikleri isimleri koyamadılar, istedikleri dili konuşamadılar, istedikleri kitapları okuyamadılar. Eşit vatandaş, hissettirecek yasal düzenlemelere gitmek gerekiyor.’”
Kim bu Egemen Bey?AKP’’ye girmeden evvel Amerika’’da yaşayan, özel rehberlik yaparak hayatını kazanan, tercüman biri. Amerika’’daki eğitim gören gençlere ev bulmaktan, zengin iş adamlarına özel servis yapan, servis elemanı. Tesadüfen siyasete girecek, bakan olacak ve ülkesini yurt dışında kötüleyerek eski patronlarına şirin gözükecek. Bu karakterde ’‘Devlet Adamı!’’ dünyanın tüm demokratik ülkelerini dolaşsanız, asla bulamazsınız.
*Eski Dış İşleri Bakanı Ali Babacan: Türkiye’’de Müslüman çoğunluğun ’‘dini özgürlük’’ sorunu yaşadığı doğrudur.
*Dengir Mir Mehmet Fırat: New York Times’’a verdiği demeçte; ’“Atatürk devrimleri topluma travma yaşatmıştır, bir gecede kıyafet ve dilleri değişti.’”
Sakın yanlış anlaşılmasın, her isteyen, istediği yerde, istediğini elbette konuşabilir. Ama bizim siyasetçilerimizden başka, kendi ülkesini kötüleyen siyasetçi bulamazsınız. Örneğin, hiçbir Amerikalı siyasetçiye, Irak’’ta tecavüze uğrayan on binlerce kadın için, göç etmek zorunda bırakılan 1,5 milyon insan için, ’“Amerika kötü yaptı’” dedirtemezsiniz. Üstelik çözüm makamında olanların, şikayet etmelerini de anlamak mümkün değil.
’“Bir kiliseye genç bir Papaz atanmış. Gençliğin verdiği azim ve güçle her tarafı temizlemiş. Fakat, kilisenin üstündeki haçı bir türlü temiz tutamıyormuş. Papaz haçı temizliyor, bir karga gelip haçı kirletiyormuş. Bu günlerce devam etmiş. Sonunda Papaz, mahallenin en yaşlılarında birine danışmış, yaşlı kişi ’“Bir kabın içine rakı koy, karga rakıyı içince, sarhoş olur, sen de onu yakalarsın’” demiş. Papaz planı aynen uygulamış ve kargayı yakalamış; sonra da elindeki kargaya sormuş: Sen nasıl bir yaratıksın?Hıristiyan olsan, haçı kirletmezsin, Müslüman olsan rakı içmezsin, nasıl bir hayvansın sen?’”
Devlet adamlarımızın (!) bu konuşmalarından sonra sormak hakkımız değil mi?
Sizler, Türk Milleti’’nin devlet adamları olsanız, kendi devletiniz ve milletinizi böyle acımasızca alçaltmaya gayret etmezsiniz.
Bu sözlerinizde samimi olsanız, nefret ettiğiniz bir ülkede yaşamazsınız.
Nesiniz siz, Türk Milleti’’nin değil de, ’‘Ümmet’’in adamları mısınız?