60'ların darbesinden…
70'lerin karışıklığından…
80'lerin darbe psikolojisinden…
90'ların faili meçhullerinden…
2000'lerin ekonomik krizlerinden…
2010'ların değişiminden, algı dönüşümünden…
Ne çektin be Türkiye'm…
* * * *
Son günlerde herkesin dilinde 'Ne çektin bee!…' sözü var…
Sözün sahibi Vasfiye Teyze…
Kim mi Vasfiye Teyze?
Gülse Birsel'in Yalan Dünya dizisine kattığı son karakter…
Vasfiye Teyze, dilinin kemiği olmayanlardan…
Hani sesli düşünen tipler vardır ya, aklından geçeni pat diye söyleyen…
İşte onlardan…
Her mahallede bir tane olan, kötü niyetli dedikoducu teyzemizin dizide vücut bulmuş hali… Hakkınızda dedikodunun Allahını yapıp, hatta bunu suratınıza söyleyip sonra da şaşırmanıza şaşıran, elindeki örgüsüne dalıp giden hinoğlu hin kadının ta kendisi...
Sözünü sakınmıyor, ayıp olur mu demiyor…
Pesimist mi pesimist!..
Ağzını her açtığında, 'Ne çektin bee!..' diyor, karşısındakinde moral bırakmıyor…
Acındırmayı, acımayı severiz…
''Biri çıkıp da derdimizi bilse'' çırpınışımızı, kimse inkar etmesin… Öyleyiz…
Bu kadıncık böyle konuştukça, ''Dök içini'' dedikçe dökesim geliyor, sayıp sayıp saydırmak istiyorum…
Ama yok, içimi dökmek yerine, bugün ben Vasfiye Teyze olayım birkaç dakikalığına…
* * * *
Ah be öğretmenim… Ne çektin sen be…
ÖYS, ÖSS, YGS, LYS… Hayatından o ''S''leri çıkarmak istedikçe daha çok içine çekildin… Ah be öğretmenim, 4 yıl çalıştın çabaladın, bitirdin… Bir baktın yine ''S''… Hem de bu kez çifter çifter… KPSS… Dök içini konuş diyeceğim ama kimse ''s''allamıyor seni biliyorum… Ne çektin sen be…
Ama çekmeyip de n'apacan… Anlatacaksın tabii elemini kederini… Anlatacaksın çocuklarının nasıl babasız, baba sevgisiz büyüdüğünü... Anlatacaksın tabii ikinci işte çalışıp onlara bir gelecek kurmak için çabaladığını… Anlatacaksın elbette sistemin sana az maaş verdiğini…
Ya sen doktorum neler çektin, ne yıprattın kendini be…
Lisenin en parlak öğrencisiydin… Bizler laylaylom gezerken sen tıbba girdin…
Bizler flört ederken sen hala çalışıyordun… Biz okuduk iş sahibi olduk, evlenip barklandık, ev, araba aldık, sen mecburi hizmette hala sınava hazırlanıyordun…
Ne yıprattın kendini be!
İhtisasa girdin, nöbetler, uykusuz günler, geceler… Sonra ne oldu…
Bizler yaşarken sen dayak yedin kaçırıldın öldürüldün…
Ama n'apacan? Anlatacaksın tabii elemini kederini… Anlatacaksın elbette sistemin sana az maaş verip, ''git muayenehanede kazan'' dediğini… Anlatacaksın elbette muayenehanelerin kapatılıp maaşının aynı kaldığını… Anlatmayıp da n'apacaksın…
Peki sen avukatım, ne çektin sen de be…
Sen de lisenin parlak öğrencilerindendin… Bizler yine laylaylomlardayken, sen de çok çalıştın hukuğa girdin… Biz evlenip barklanırken sen ofis açma müvekkil bulma derdindeydin…
Ne yıprattın kendini be…
Kalın kalın kocaman kitapları okuyarak uykusuz geceler geçirdin… Kimselere yaranamadın… Davayı kazandığında, zaten müvekkil haklıydı kazanacaktın… Kaybettiğinde, davayı sattın dediler…
Ne oldu sonunda be avukatım?
Bizler yaşarken sen dayak yedin, öldürüldün, paragöz, yalancı konuldu adın, aşağılandın, değersizleştirildin… İçeri bile tıktılar seni…
N'apacaksın, anlatacaksın elbette şimdi elemini, kederini…
Hele sen asgari ücretlim, sen?… Ne çektiğini bir sen bilirsin…
Hem asgari ücretlisin, hem 5 kişilik ailene kiralık yerde, ulu orta bakmaya cür'et ediyorsun… Artık ne çektiğini de pek anlatamıyorsun mu ne? Öyle ya, seçimden seçime aklına ve midene iki lokma giriyor da, derman buluyorsun tahta sandığa gitmeye…
En çok seni dinlemek lazım ama ne çare, en çok sen sessizsin… Vekilin yok, söyleyenin yok… Bak demedi deme, Vasfiye Teyze bile uğraşmaz seninle, hatta benim bile gözüm yemiyor seni daha fazla dillendirmeye… Şimdi bana ''Zaten ölmüşüz bir de sen öldürme'' deme… Öleceksin demiyorum, ama yaşasan n'olacak ki?
Güzel yurdumun güzel, akıllı, fedakar kadını…
Sen hepsinden de çok çektin… Hala da çekiyorsun… Ev kadınıysan derdin ayrı, iş kadınıysan ayrı… Ama hepsi bir yana da en büyük derdin kadınlığın… Her Allahın günü ölümünle, cefanla, çektiklerinle manşetlerdesin…
O yüzden hadi dök içini…
Kah mahalle gezmelerinde, kah gündüz kuşağı kadın programlarında dök içini…
Hakkındır, çok çektin… Dökeceksin tabii içini elemini kederini, dökmeyip de n'apacaksın…
Ya sen, işinde gücünde ''beyaz yakalı''m, sen de az çekmedin ha…
İdealizm karın doyurmaz, asgari ücrete tamah etmem dedin… Okuyup bitirdin üniversiteyi… Patron şirketlerinin birinde hiyerarşinin en altından başlayıp, kariyer basamaklarını teker teker çıkıp yeni bir ideal yaratacaktın… Ezildikçe daha da arttı kıvamın, ne yapman gerektiğini çok iyi öğrendin o çarçabuk geçen vakitte... Sana ''modern köle'' diyorlardı, varsın desinler, çok mu önemli yani…
Zaman bulduğunda aldığın uçak biletleri ile yıllık izinlerinin ucunu başını bayramlarla birleştirip o muhteşem pratik ve analitik zekanı göstererek, alnının akıyla yakaladığın tatil fırsatları… Giyindiğin, kuşandığın en janjanlı alışveriş merkezleri, iki parça süslü bonfileye 100 lira verdiğin iş çıkışı akşam yemekleri vs…
Cuma akşamları pasaja gidip iş arkadaşlarınla mübarek hafta sonuna bakıp bakıp çok çektin kafayı, çoook…
Hepsi buna değerdi. (miydi?) Evet, istediğin kitapları da alıyordun ama zamanın kalmıyordu okumaya nedense, yoksa biraz da kafan mı almıyordu ne?
Ne paraladın kendini bir yerlere geleceğim diye, hayır geldin de n'oldu?.. Cebine giren krediler, edindiğin yeni kredi kartları…
Neyse, demem o ki çok çektin, çook…
Sana içini dök diyeceğim ama iyisi mi dökme içini, ortalığı batırma boşu boşuna...
Canım siyasetçim, seni sona bıraktım, çünkü en çok çeken sensin…
Neler çektin sen öyle…
Çok yoruldun milletin sesi olmak için… Ceylan derisi koltukların renginden mütevellit sinirlerin nasıl da bozulup kavga kıyamet dayak yedin, dayak attın…
Çok çektin cook…
Çok yoruldun, ay sonlarında hesabına yatan kendi belirlediğin helal para maaşını çekerken…
Elem keder bunların hepsi… Dök şimdi içini, nereye dökmek istersen…
Canım yurdumun canım insanı…
Din elimizden gidiyor dediler, başörtüsüne serbestlik getireceğiz dediler, gittin verdin oyunu… Ekonomiyi düzelteceğiz dediler, maaşlara yüze 3,5 verdiler, gittin yine verdin…
Din diye yola çıktılar, gırtlağınıza kadar faize batırdılar, gittin yine verdin…
Onlar sattı yedi, gittin yine verdin…

Ah be halkım dök şimdi elemini kederini haraşoya, ya da her nereye istersen…



Minicik bir not: Yazının bir bölümünde bir avukat ve bir doktorun içlerini döktükleri kendi yazılarından esinlendim…