Toplumsal öfke ya da tepkilerin toplumsal patlamalara dönüşmesi, örgütlü bir mücadeleye dönüştürülemediği sürece, sadece toplumun gazını almaya yararken…
Toplu isyana muhatap olan tarafa da, kendine çeki düzen vermesi için ciddi bir ayar çeker.
Bu bağlamda inanıyorum ki Gezi eylemleri, AKP gençlik kollarının ve üyelerinin önümüzdeki seçimlere hazırlanmada hırslarını bileyecektir.
Bundan sonra, daha büyük bir disiplin ve azimle, kapı kapı dolaşacak, gezmedik mahalle ve sokak bırakmayacaklardır.
Açık konuşalım; AKP yüzde elliye varan başarı grafiğini büyük ölçüde, halkla iyi bir iletişim stratejisi kurmasına, belediyelerin yerellerde halka iyi hizmet götürmesine, ama en önemlisi, parti teşikilatlarının gece gündüz demeden, halkın ayağına kadar giderek, çok sıkı çalışmasına borçludur…
Bunu kimse inkar edemez… Sezar'ın hakkını Sezar'a vermeliyiz!
Peki, ya Gezi eylemcileri ve onları destekleyenler, 'hükümet istifa' sloganı altında özetlenebilecek, çeşitli demokratik hak ve özgürlük taleplerini hangi siyasal zeminde temsil edeceklerdir?
Daha doğrusu, bu eylemlerin enerjisini kanalize edebileceği böyle bir siyasal zemin var mıdır?
İşte önümüzdeki seçimler öncesinde, AKP iktidarından kurtulmak isteyenlerin cevaplaması gereken en önemli soru budur…
Şikayetlerimizde ve memmuniyetsizliklerimizde ne kadar haklı olsak da bunun fazla bir değeri yok.
Önemli olan sorunlarımıza somut bir çözüm getirebilme kabiliyeti ve araçlarıdır…
Modern psikolojiye göre, en basit bir problemi çözmek için dahi 7 aşamalı bir süreci tamamlamak gerekir;
1- Problemi tesbit etme
2- Problemi tanımlama
3- Problemi çözmek için strateji geliştirme
4- Problemi çözecek yada stratejiyi uygulamaya yarayacak kaynakları bulmak
5- Problemin çözülme sürecini gözlemlemek
6- Problemin çözülmesi neticesinde ulaşılan sonucu değerlendirmek
Şimdi bu şemaya bakarak diyebilirim ki, Gezi eylemleri ile başlayan toplumsal tepkilerin katılımcıları ve destekleyenleri;
1- Tesbit ettikleri
2- Tanımladıkları
3- Strateji geliştirdikleri
4- Stratejiyi uygulayacak kaynakları bulunan
problemler listesi için ortak bir siyasi platformda buluşmadıkları sürece, bu problemlerin bir çözüme ulaşmama olasılığı, ulaşma olasılığından daha fazladır…
Tıpkı Çarşı grubunun öncülüğünde diğer futbol takımlarının taraftarları gibi, bireylerin kendilerini ait hissedecekleri ve kimlikleri ile özdeşleştirecekleri ve aynı sloganlar etrafında birleşebilecekleri toplumsal formasyonlara ihtiyaçları vardır…
Bu; Çarşı, Fenerbahçe, Galatasaray olabiliyorsa neden Atatürk'te birleştik sloganıyla yola çıkan ve her görüşü bir arada toplayan Milli Merkez olmasın?
Neden olmuyor?
Bir yanıt bekliyorum…