Özellikle son dönemlerde bu soru belki de farklı cephelerden ve ağızlardan çok değişik yorumlar ile ülke gündeminde yerini alan flaş sorulardan biri olarak karşımıza çıktı.’¶ Hükümetin başlattığı ve "Demokratik Açılım" hamlesi olarak nitelelendirdiği bu süreç, kimi çevrelerce geçmişte denenmiş ama başarıya ulaşamamış, tabiri yerindeyse "Kucakta bir ateş topu" olarak görülürken, muhalefet cephesince ise çok hassas olarak görülen birleştirmeden çok ayrıştırmaya yönelik, Türkiye'nin temel taşlarının yerinde oynatılmasına sebep olacak tehlikeli bir durum olarak ön plana çıktı. Her ne kadar geniş yelpazede çok sayıda etnik kökene hitap edeceği ifade edilsede gelinen süreçte "Demokratik Açılım" ifadesi gitti yerine "Kürt Açılımı" ifadesi kullanılmaya başlandı.
Peki gerçek anlamda Doğu ve Güneydoğu bölgelerinin yanısıra hemen hemen Türkiye'nin dört bir yanına göçmüş ve evlilikler yoluyla Türk halkıyla kaynaşmış adeta et ve kemik gibi olmuş bu halk aslında ne istiyor?Bugün onlar adına gündeme getirilen çeşitli senaryolardaki rolleri ne?Ve bu senaryoları ne kadar destekliyorlar?
İşte tam da bu tartışmaların alevlendiği noktada BİLGESAM araştırma şirketinin açılım tartışmaları sonrası Güneydoğu'da 19 ilde 8607 kişiyle yüz yüze gerçekleştirği anketteki sonuçlar herkesi şaşırttı. Çünkü bilinenin aksine Kürt halkının büyük bir kısmı aslında bugüne kadar başkalarının kendileri için istediklerinden farklı şeyler istiyordu!
Kamuoyunda ’“Demokratik Açılım’”la ilgili tartışmalar sürerken, Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi (BİLGESAM) ’“Güneydoğu Sorununun Sosyolojik Analizi’” adlı bir rapor hazırladı. Aralarında Emekli Büyükelçi ve eski Bakan İlter Türkmen, Onursal Yargıtay Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk, Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlter Turan, Emekli Oramiral Salim Dervişoğlu gibi isimlerin bulunduğu BİLGESAM’’ın yaptığı ankete katılanların yüzde 56.2’’sinin ana dili Kürtçe, yüzde 33.4’’ünün Türkçe, yüzde 5.4’’ünün Zazaca ve yüzde 4.7’’sinin Arapça... Tartışmaların yaşandığı bu süreçte yapılan anketin sonuçları çok ilginç. Anketi yapan uzmanlar da raporu ’“Ezber bozan çalışma’” olarak yorumluyor...
İşte o anketten bazı bölümler....
-DTP seçmenin 3’’te biri DTP’’ye güvenmiyor
-Devlete güven: %34.8
-Güvenlik güçlerine: %30.5
-PKK-Öcalan’’a güven: %52.5
-DTP milletvekillerine: %70.2
-DTP’’ye oy verenler arasında, 3 kişiden biri DTP’’li vekillere güvenmiyor ama oy veriyor. Yine DTP’’ye oy verenlerin yarısı PKK-Öcalan’’a güvenmiyor.
Araştırmayı yapan uzmanlar, ’“Bunun anlamı, DTP’’ye oy veren PKK’’lı değil ve Öcalan’’a güvenmiyor’” diyor
Raporda, bağımsızlık isteyen Kürtlerin oranı yüzde 9.9, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktan gurur duyuyorum diyenlerin oranı yüzde 81, Türklerle Kürtlerin, Zazaların ve Arapların ortak bir geleceği vardır diyenlerin oranı ise yüzde 76,80 olurken; sadece yüzde 26,34’’ü ’“Abdullah Öcalan Kürt halkının lideridir’” diyor.
BİLGESAM Başkanı Dr. Atilla Sandıklı ise anketi şöyle yorumluyor "Bu çalışma Türkiye’’de ezber bozan bir çalışma. DTP’’nin Kürtlerin temsilcisi olduğu, Abdulah Öcalan’’ın Kürtlerin lideri olduğu ve bağımsızlık istedikleri gibi konuların doğru olmadığını açıkça gösteriyor. Bugüne kadar yanlış bilgilerle kamuoyuna bazı bilgiler aktarılıyordu. Ancak bu raporda bu yöndeki bilgilerin doğru olmadığını ortaya çıkardık. Güneydoğu’’da güvenlik tedbirleri ve terörle mücadeledeki faaliyetler, bölgede sadece Kürtler’’de yüzde 51 oranında ayrımcılık algısına yol açmış. Ancak bu ayrımcılık algısı etnik ayrımcılık değil. Etnik ayrımcılıktaki oran yüzde 20’’lere kadar düşüyor. Bağımsızlık isteyenlerin oranı en fazla Kürtlerde ancak o da yüzde 10’’un altında kalıyor. Çalışmadan çıkardığımız sonuç, Güneydoğu’’da temel sorunun kültürel, ekonomik ve eğitim ile ilgili olduğu. Bu sorunlar bölgede Kürt sorunu diye algılanıyor"
Emekli Büyükelçi Özden Sanberk ise "Ülkemizde bugüne kadar ifade özgürlüğündeki sorunlar, Güneydoğu’’da kapsamlı araştırmalar yapılmasını engelledi. Ancak bu çalışma Güneydoğu halkının tam olarak ne istediğini gözler önüne seriyor. Türkiye’’nin birbiriyle kaynaşmış olduğunu anlatan raporda, PKK’’nın ve DTP’’nin yaptığı propagandaların gerçeklerle bağdaşmadığı açıkça ifade ediliyor. Kürtler bunu istiyor veya şunu istiyor dedikleri zaman yekpare bir durum gibi gösteriliyordu. Bu araştırma bunu yıkıyor. PKK’’nın ve DTP’’nin iddiaları yıkılıyor. PKK bir terör örgütü ve kendi görüşlerini korku salarak, şiddete başvurarak yayıyor. DTP ise aynı görüşleri savunuyor. Ancak şiddete başvurmadan bunu yapıyor. PKK’’yı da kınamıyor. Ancak mecliste kalması son derece önemli. Çünkü meclis en uç fikirlerin temsil edildiği bir yerdir. DTP, bu nedenle parlementoda kalmalı. Bu raporda, çoğulcu, katılımcı ve sosyal içerikli bir demokrasi idealine yaklaştığımızda, Kürt sorununun demokratik çözümüne yaklaşmış olacağımızı görüyoruz. Türkiye’’de tüm Kürt vatandaşlarımızın, vatandaşlık haklarından yararlanmaları gerekiyor" ifadesini kullanıyor.
Sonuç olarak ankete katılanların yüzde 81’’i, ’“T.C. vatandaşı olmaktan’” gurur duyuyor. Yüzde 83’’ü ’“Türk Bayrağı bayrağım, İstilal Marşı marşım’” diyor. Bugüne kadar bilinenin aksine bu ülkede Kürt halkının büyük bir kısmının en öncelikleri arasında bağımsız bir devlet de yok. Tam aksine Türkiye çatısı altında bulundukları bölgede eğitim, iş ve sosyal refah sahibi olmak yer alıyor.