Türk hazır giyim sektörü akıllı üretime hazırlanıyor
Türk hazır giyim sektörü akıllı üretime hazırlanıyor
İçeriği Görüntüle

EGEDESONSÖZ – İzmir’de kamuoyunun gündeminde olan kooperatif projelerine ilişkin soruşturma, iddianame, MASAK ve bilirkişi raporları tartışılmaya devam ederken, kooperatif üyelerinin yaşadığı mağduriyetlere ilişkin dikkat çeken bir açıklama geldi.

S.S. İş İnsanları Gaziemir Konut Yapı Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Alpyavuz, yeni bir kooperatif dosyasına ilişkin iddianamenin gündeme gelmesiyle birlikte tartışmaların ağırlıklı olarak suçlamalar, MASAK raporları ve bilirkişi tespitleri üzerinden yürütüldüğünü belirterek, “Bunların tamamı elbette araştırılmalı. Kim suç işlediyse ortaya çıkarılmalı. Kim kamunun veya vatandaşın zararına neden olduysa hesap vermeli. Hukuka aykırı bir işlem varsa bunun sorumlusu belirlenmeli. Ama bugün başka bir soruya dikkat çekmek istiyorum” dedi.

Alpyavuz, dosyaların içerisinde yer alan teknik ve hukuki tespitlerin yanı sıra binlerce kooperatif üyesinin doğrudan hayatını ilgilendiren temel bir sorunun yanıtlanması gerektiğini belirterek, “Bütün bu hataların bedelini neden kooperatif üyesi ödüyor?” diye sordu.

“1 EV KENDİNE, 1 EV HAK SAHİBİNE”
Kooperatif projelerinin başlangıcında vatandaşlara anlatılan modelin “1 ev kendine, 1 ev hak sahibine” şeklinde olduğunu ifade eden Alpyavuz, vatandaşların bu modele güvenerek yola çıktığını söyledi.

Alpyavuz, “Vatandaş da buna güvendi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne, İZBETON’a güvendi. Kimse zengin olma hayaliyle kooperatife girmedi. Kimse kamu kaynaklarından pay alma düşüncesiyle yola çıkmadı. Kimse birilerine kazanç sağlamak için yıllarca para ödemedi. Vatandaşın tek amacı vardı: Ev sahibi olmak” ifadelerini kullandı.

Vatandaşların parasını ödediğini, makbuzlarını aldığını ve yıllarca beklediğini belirten Alpyavuz, gelinen noktada ise kooperatif üyelerinin yeni maliyetler, gecikmeler, hukuki sorunlar ve belirsizliklerle karşı karşıya kaldığını savundu.

Alpyavuz, “Vatandaşın aklındaki soru giderek büyüyor: ‘Ben bir ev sahibi olmak için girdim. Nasıl oldu da bir evin bedeli, dört evin bedeline yaklaşan bir mali yüke dönüştü?’ İşte bizim bütün tartışmaların merkezine koyduğumuz soru budur” dedi.

“VATANDAŞ BU SİSTEMİ KURMADI”
Kooperatif üyesinin projenin idari ve hukuki süreçlerini belirleyen taraf olmadığını vurgulayan Alpyavuz, vatandaşın imar planı hazırlamadığını, ruhsat vermediğini, kamu şirketi yönetmediğini, ihale sistemi kurmadığını ve belediye ile protokol hazırlamadığını söyledi.

Alpyavuz, “Bir kooperatif üyesi; imar planını hazırlamaz. Ruhsat vermez. Kamu şirketi yönetmez. İhale sistemi kurmaz. Belediye ile protokol hazırlamaz. Model kurmaz. Kamu kurumları arasındaki koordinasyonu sağlamaz” dedi.

Buna karşın sistemde bir sorun çıktığında faturanın dönüp dolaşıp kooperatif üyesinin karşısına çıktığını savunan Alpyavuz, maliyet artışlarının nedenlerini şöyle sıraladı:

“Ruhsat gecikiyor, maliyet artıyor. Yer teslimi gecikiyor, maliyet artıyor. İnşaat gecikiyor, maliyet artıyor. Proje değişiyor, maliyet artıyor. Hukuki sorun çıkıyor, maliyet artıyor. Şantiye duruyor, yıllar geçiyor, maliyet artıyor. Sonra bütün bu maliyetler toplanıyor ve vatandaşa ‘ÖDE’ deniliyor. Peki neden? Hatayı vatandaş mı yaptı?”

“ŞANTİYE DURDUĞUNDA ZAMAN DURMUYOR”
İnşaatın durmasının maliyetleri ortadan kaldırmadığını belirten Alpyavuz, şantiyenin durduğu dönemlerde ekonomik koşulların değişmeye devam ettiğine dikkat çekti.

“Bir şantiye durabilir. Ama hayat durmuyor. Demirin fiyatı durmuyor. Çimentonun fiyatı durmuyor. İşçiliğin fiyatı durmuyor. Arsanın ve inşaatın maliyeti durmuyor. Enflasyon durmuyor. Kiralar durmuyor. Vatandaşın hayatı durmuyor” diyen Alpyavuz, gecikmenin oluşturduğu maliyet ile evin tamamlanması için gereken gerçek maliyetin birbirinden ayrılması gerektiğini savundu.

Alpyavuz, “Bugünkü inşaat maliyeti ile geçmişteki hataların oluşturduğu maliyet aynı şey değildir. Vatandaş elbette evinin tamamlanması için gerekli gerçek maliyeti karşılamaya hazır. Ama şu sorunun da cevabını istemek hakkıdır: ‘Bugün benden istenen paranın ne kadarı evimi yapmak için gerekli, ne kadarı geçmişte yaşanan gecikmelerin, yanlış kararların ve sistemsel hataların faturası?’” ifadelerini kullandı.

Bu ayrım yapılmadan vatandaşa yalnızca “maliyet arttı, öde” denilmesinin adalet duygusunu zedelediğini belirten Alpyavuz, maliyetlerin hangi nedenlerle ortaya çıktığının şeffaf biçimde ortaya konulmasını istedi.

“RESMİ RAPORLARDA RAKAMLAR VAR, BİZ O RAKAMLARIN ARKASINDAKİ İNSANI SORUYORUZ”
Alpyavuz, Sayıştay raporlarında projelerin fiziki gerçekleşme oranlarına ilişkin tespitlere de dikkat çekti.

Örnekköy 3. Etap için yüzde 19,24, Örnekköy 4. Etap için ise yüzde 32,09 fiziki gerçekleşme oranlarının tespit edildiğini belirten Alpyavuz, işlerin verilen sürelerde tamamlanmadığına ve denetim/kontrol süreçlerine ilişkin tespitlerin de raporlara yansıdığını söyledi.

Kendi kooperatiflerindeki fiziki gerçekleşme oranının ise yüzde 9,77 olduğunu belirten Alpyavuz, “Bizim kooperatifimizde durum daha içler acısı. Yüzde 9,77. Bunlar bizim iddiamız değil. Resmi denetim kayıtlarına yansıyan tespitlerdir” dedi.

Ancak yalnızca gerçekleşme oranlarının açıklanmasının yeterli olmadığını ifade eden Alpyavuz, “Biz bugün bu rakamların bir adım ötesini soruyoruz: Yüzde 9,77’lik bir gerçekleşmenin bedelini kim ödeyecek? Yüzde 9,77’lik bir gerçekleşmenin yarattığı zaman kaybının bedelini kim ödeyecek? Yılların gecikmesinden doğan maliyet artışının bedelini kim ödeyecek?” diye konuştu.

Alpyavuz, “Eğer cevap yine ‘kooperatif üyesi’ ise o zaman sormak zorundayız: Neden?” dedi.

“VATANDAŞ NE BELEDİYEYDİ NE İZBETON’DU NE DE İHALE MAKAMI”
Vatandaşın kamu kurumları ve kamu şirketleri tarafından oluşturulan sistemin karar vericisi olmadığını vurgulayan Alpyavuz, “Bir vatandaşın eline milyonlarca liralık kamu ihalesi yetkisi verilmedi. Bir vatandaşın önüne kamu şirketi yönetme sorumluluğu konulmadı. Bir vatandaşın görevi mevzuat yazmak değildi” ifadelerini kullandı.

Vatandaşın kendisine sunulan modele güvenerek hareket ettiğini belirten Alpyavuz, bu güvenin oluşmasında kamu kurumlarının açıklamaları, belediye ve kamuoyuna verilen mesajların da etkili olduğunu söyledi.

Alpyavuz, “O halde bugün sistemin hukuki, idari veya mali sonuçları tartışılırken şu soru mutlaka sorulmalıdır: Vatandaşın güveninin bedeli neden yine vatandaşa ödetiliyor?” dedi.

“BİR EVİN BEDELİ NEDEN DÖRT EVİN BEDELİNE DÖNÜŞÜYOR?”
Kooperatif üyelerinin geçmişte yaşanan süreçlerin tamamından sorumlu tutulamayacağını savunan Alpyavuz, soruşturma ve yargı süreçlerinin yürütülmesine karşı olmadıklarını vurguladı.

“Biz kimsenin peşinen suçlu ilan edilmesini istemiyoruz. Biz mahkemenin yerine geçmek istemiyoruz. Biz soruşturmayı yönlendirmek istemiyoruz” diyen Alpyavuz, kamu ve vatandaş zararının araştırılmasını desteklediklerini söyledi.

Alpyavuz, “Tam tersine; kim hata yaptıysa, suç işlediyse ortaya çıkarılsın. Kim kamu zararına neden olduysa hesap versin. Kim hukuka aykırı işlem yaptıysa hukuk önünde sorumluluğu belirlensin” dedi.

Ancak soruşturmalar sürerken kooperatif üyelerinin önüne yeni maliyetlerin konulmasına itiraz eden Alpyavuz, “Bir taraftan bunlar yapılırken diğer taraftan binlerce kooperatif üyesine ‘Geçmişte ne yaşandıysa yaşandı, şimdi daha fazla para öde’ denilmesini de kabul etmiyoruz” diye konuştu.

Alpyavuz, kooperatif üyelerinin temel sorusunun ise şu olduğunu söyledi:

“Ben bütün bu kararları almadım. Peki neden bütün sonuçlarını ben üstleniyorum?”

“BİZ SUÇLU ARAMIYORUZ, SORUMLULUK ARIYORUZ”
Mağduriyetin dile getirilmesinin herhangi bir kişiyi peşinen suçlamak anlamına gelmediğini vurgulayan Alpyavuz, “Bazen mağdurun hakkını savunmak, birilerini suçlamak gibi algılanıyor. Hayır. Biz suçsuz kimsenin mahkum edilmesini istemiyoruz. Adil bir soruşturma istiyoruz” dedi.

Alpyavuz, taleplerinin şeffaf bir mali hesaplama yapılması olduğunu belirterek, “Gerçek maliyet ile geçmiş hataların oluşturduğu maliyetin birbirinden ayrılmasını istiyoruz. Kamu zararının kimden kaynaklandığının belirlenmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.

En önemli taleplerinin ise hatayı yapmayan vatandaşın, hatanın faturasını tek başına ödememesi olduğunu söyledi.

“VATANDAŞIN MAĞDURİYET RAPORUNA İHTİYAÇ VAR”
Alpyavuz, tartışmaların yalnızca MASAK, bilirkişi raporları ve iddianame üzerinden yürütülmesinin vatandaşın yaşadığı mağduriyeti tam olarak ortaya koymadığını savundu.

“MASAK bize paranın hareketini gösterebilir. Bilirkişi bize teknik hesapları gösterebilir. İddianame bize savcılığın değerlendirmesini gösterebilir” diyen Alpyavuz, bunların yanında “vatandaşın mağduriyet raporu” hazırlanması gerektiğini söyledi.

Bu raporda yanıtlanması gereken soruları da sıralayan Alpyavuz şöyle konuştu:

“Kim ne kadar ödedi? Bugüne kadar toplam ne kadar para toplandı? Bu paranın ne kadarı nerede kullanıldı? Proje hangi aşamada olmalıydı? Hangi aşamada kaldı? Gecikme ne kadar maliyet yarattı? Bugünkü ek maliyetin ne kadarı gerçek inşaat maliyeti? Ne kadarı geçmişteki kararların sonucu? Ve en önemlisi: Bu faturanın ne kadarı vatandaşa, ne kadarı sorumluluğu bulunan kurumlara ait olmalı?”

Alpyavuz, kamuoyunun asıl tartışması gereken meselenin bu olduğunu ifade etti.

İZMİR MİLLETVEKİLLERİNE ÇAĞRI
İzmir milletvekillerine de çağrıda bulunan Alpyavuz, vekillerden herhangi bir kişiyi suçlu ilan etmelerini ya da mahkeme yerine karar vermelerini istemediklerini söyledi.

Alpyavuz, milletvekillerinden yalnızca İzmir’de mağduriyet yaşayan insanların sesine kulak vermelerini isteyerek, “Bu vatandaş neden yeniden ödeme yapmak zorunda kalıyor? Kooperatif üyesinin mağduriyeti nasıl giderilecek?” sorularının yanıtlanmasını talep etti.

“Bu soruların siyasi bir tarafı yoktur. Bu soruların parti rengi yoktur. Bu soruların tek bir tarafı vardır: Vatandaş” diyen Alpyavuz, kooperatif üyelerinin yaşadığı sorunun siyasi tartışmaların üzerinde ele alınması gerektiğini belirtti.

“BİZ BEDAVA EV İSTEMİYORUZ”
Kooperatif üyeleri olarak bedava ev talep etmediklerini özellikle vurgulayan Alpyavuz, herhangi bir başkasının hakkına talip olmadıklarını söyledi.

Alpyavuz, “Biz bedava ev istemiyoruz. Biz başkasının hakkını istemiyoruz. Biz kimsenin malına göz dikmiyoruz. Biz hukukun dışında bir ayrıcalık istemiyoruz. Biz sadece ödediğimiz paranın karşılığını istiyoruz. Biz evimizi istiyoruz” dedi.

Geçmişte yapılan hataların bedelinin, bu hatalarda sorumluluğu bulunmayan vatandaşlara yüklenmemesi gerektiğini belirten Alpyavuz, “Geçmişte yapılan hataların faturası, o hataları yapmayan vatandaşın sırtına yüklenemez” ifadelerini kullandı.

“BİZ EV İSTEDİK, HATALARIN FATURASINI DEĞİL”
Açıklamasının sonunda yaşanan sürecin yalnızca mali ve hukuki dosyalardan ibaret olmadığını belirten Alpyavuz, kooperatif üyelerinin hayatlarını, birikimlerini ve geleceklerini bu evlere bağladığını söyledi.

“Bir vatandaş kooperatife girdiğinde kendisine bir ev hayali satıldı. O vatandaş parasını ödedi. Güvendi. Bekledi. Bugün ise önüne yeni maliyetler ve yeni belirsizlikler konuluyor” diyen Alpyavuz, artık yalnızca “Ev ne zaman bitecek?” sorusunu sormadıklarını belirtti.

Alpyavuz, “Daha büyük bir soru soruyoruz: Bu ev neden bu kadar pahalıya mal oldu? Ve onun da ötesinde: Neden bütün bedeli kooperatif üyesi ödüyor?” diye konuştu.

Bu soruların yanıtı verilmeden MASAK raporlarının, bilirkişi raporlarının ve iddianamelerin tartışılmaya devam edilebileceğini ancak asıl mağdurun sesinin duyulmamış olacağını belirten Alpyavuz, “Çünkü dosyaların içinde rakamlar var. Raporların içinde tespitler var. İddianamenin içinde suçlamalar var. Ama bütün bunların arkasında hayatını, birikimini ve geleceğini bu evlere bağlamış insanlar var. Biz onların sesiyiz” dedi.

Alpyavuz son olarak taleplerinin açık olduğunu belirterek, “Suçlu kimse ortaya çıkarılsın. Kamu zararı varsa hesap sorulsun. Hukuka aykırılık varsa gereği yapılsın. Ama bütün bunların bedeli, hiçbir kusuru olmayan kooperatif üyesinin sırtına bırakılmasın” ifadelerini kullandı.

Alpyavuz, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:

“Çünkü vatandaş kooperatife; bir sistemin hatalarını ödemek için değil, kendi evine kavuşmak için girdi. 1 ev kendine, 1 ev hak sahibine diye çıkılan yolda, 1 evin bedeli neden 4 evin bedeline dönüştü? İşte biz bu sorunun cevabını istiyoruz. Çünkü biz ev istedik. Hataların faturasını ödemeyi değil.”