Önce… İzmir'deki en ünlü cemaat kolejini ziyaret ediyor.
Durup dururken.
Orta yerden.
Kamuoyunda 'cemaatin koleji' olarak bilinen ve zaten öyle de olan bir koleje gidiyor, övgüler yağdırıyor.
Kolej yönetimindeki 'abi'lerle karşılıklı komplimanlarda bulunuluyor.
Kolej yöneticileriyle hatıra fotoğrafları çektiriyor.
Bu fotoğraflar gazetelere servis ediliyor.
Bazı gazeteler bu ziyareti göklere çıkarıyor, bazı gazetelerse 'Başkan'dan cemaat açılımı' diye veriyor.
Anlam veremiyorum, merak ediyorum!
***
Sonra… Adına 'barış süreci' ya da 'çözüm süreci' denilen, bir ABD-AKP-BDP projesi olduğu çok açık olan 'emperyalist sürece' destek vermek için 190 kişiyi toplayıp Diyarbakır seferine çıkıyor.
Osman Baydemir'in konuğu oluyor.
Çiçekler, kırmızı halılar, sahneler, mikrofonlar, flaşlar, kameralar…
'Dicle kenarı' edebiyatı…
'Yüreğime inanarak geldim' nutku…
Yine manşetler, yine ekranlar, yine ana haber bültenleri…
Anlam veremiyorum, merak ediyorum!
***
Sonra… 'Cemaat' tarafından düzenlendiğini sağır sultanın bile işittiği Türkçe Olimpiyatları Kültür Şöleni başlıyor.
Bir bakıyoruz: Kültürpark'ın kapıları sonuna kadar açılıyor.
İZFAŞ seferber.
Şölenin koordinatörü bile 'Kültür Şöleni'nin İzmir'de gerçekleşmesinde katkıları bulunan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ve İZFAŞ yetkilerine' teşekkürü bir borç biliyor.
Diyarbakır dönüşü Kültür Şöleni'ne uğruyor ve 'Tek kelimeyle harika' demeci patlatıyor.
Anlam veremiyorum, merak ediyorum!
***
'Aziz Kocaoğlu nereye?' sorusunu önce İzmir'de yaşayan bir yurttaş olarak, sonra bir gazeteci olarak soruyorum.
Bunu sormayı bir hak olarak görüyorum.
'Eğer bunu bile soramayacaksam, gazetecilik yapmamın ne anlamı kalır?' sorusunu kendi kendime soruyorum.
'Soru sormayan ve merak etmeyen gazeteciler cenneti' haline dönüşmüş bir memlekette, mesleğime ihanet etmemek adına bu soruları sormayı ve sizleri de bu sorulara ortak etmeyi bir görev addediyorum.
***
'Cumhuriyetin temel değerlerinin, laik düşüncenin, aydınlanma felsefesinin mezar kazıcılarıyla aynı politik / siyasi çizgide buluşmak, nereden aklınıza geldi Sayın Kocaoğlu?' sorusu epeydir kafamı kurcalıyorsa, bunu sormak hem görevim hem sorumluluğumdur.
***
'Türk gericiliği ile Kürt gericiliğini liberalizm-dinsellik-piyasacılık-Amerikancılık paydasında birleştiren şu sözde çözüm sürecine katkıda bulunmak nereden aklınıza geldi Sayın Kocaoğlu?' sorusu beynimin kıvrımlarında sancılar yaratıyorsa, bunu sormak hem görevim hem sorumluluğumdur.
***
'Tam da eğitimde gericileşme, üniversitelerin medreseye dönüştürülmesi, bilimsel düşüncenin okullardan kovulması, 4+4+4 tezgahı tartışılırken; onca kolej arasında cemaat kolejini ziyaret etmek nereden aklınıza geldi Sayın Kocaoğlu?' sorusu beni rahatsız etmeye başlamışsa, bunu sormak hem görevim hem sorumluluğumdur.
***
'Kültürler arası diyalog, sempati, empati, dünya barışı gibi soyut kavramların, içi boşaltılarak birer dinci-emperyalist-gerici ideolojik kuşatma mezesi haline getirildiği bir dünyada, tam da bu kuşatmaya hizmet eden bilmem ne olimpiyatlarına olanca gücünüzle destek vermek nereden aklınıza geldi Sayın Kocaoğlu?' sorusu içinden çıkılmaz bir soru haline geldiyse, bunu sormak hem görevim hem sorumluluğumdur.
***
'Cumhuriyet Halk Partisi'nin adı Cumhuriyet AK Partisi oldu da, bizim mi haberimiz yok?' sorusu artık yüksek sesle sorulması gereken bir soru haline gelmişse, bunu da sormak hem görevim hem sorumluluğumdur.
***
O halde soruyorum.
'Nereye Sayın Kocaoğlu?'