KONYA'da 1 çocuk annesi 23 yaşındaki İlknur K., iddiaya göre eğlence dönüşü sokakta tartıştığı eşi 30 yaşındaki Yavuz K. tarafından biri başından olmak üzere 15 yerinden bıçaklandı. Kanlar içinde kalan genç kadın ambulansla hastaneye kaldırılırken, polis kaçan Yavuz K.'nin yakalanması için çalışma başlattı.
Uşak'ta, 15 yıl önce boşandığı eski kocasının tehditleri üzerine 'çağrı üzerine koruma' altına alınan dört çocuk annesi kadın, işyerine gelen o koca tarafından bıçaklanarak öldürüldü.
KOCAELİ'nin Gebze İlçesi'nde geçen Ağustos ayında şiddetli geçimsizlik ve gördüğü şiddet nedeniyle boşanma davası açan 1 çocuk annesi 25 yaşındaki Mehtap Civelek, 6 aydır kendisini öldüreceği tehdidinde bulunduğunu belirterek polise şikayetçi olduğu eşi 32 yaşındaki Volkan Civelek tarafından tabanca ile öldürdü. Genç adamın cinayet sonrası telefondaki sözleri tüyler ürpertti.
Konya'da hastaneye eşini getiren Nazan M., buradaki polise, ''Eşim bana şiddet uyguluyor, kurtarın'' dedi. Fakat az sonra şikayetinden vazgeçti, eve döndü. Evde kocası onu bıçakladı. Bu kez o, hastaneye geldi. Şikayet etmedi, ''Neden'' diye soranlara şu cevabı verdi: Ne yapayım?
Son 3 gün içinde gözüme çarpan haberler bunlar…
Son yıllarda defalarca benzer haberler okuduk…
Kimi polis korumasındayken öldürüldü, kimi herkesin gözü önünde onlarca kez bıçaklandı, katledildi...
Kimi uzaklaştırma verilen eşleri tarafından dövüldü, işkence gördü…
Ve birkaç da resmi rakam…
Son 10 yılda Türkiye'de 4.884 kadın erkekler tarafından öldürüldü…
4 yıl önce, yani 2009 yılında gerçekleştirilen 'Türkiye'de kadına yönelik aile içi şiddet' araştırmasına göre, ülke genelindeki kadınların % 39'u fiziksel şiddet, % 15'i de cinsel şiddet yaşarken, kadınların % 42'si iki şiddetten en az birini yaşadığını ifade ediyor. Adalet Bakanlığı'nın 2010 yılında yaptığı açıklamaya göre de, kadın cinayetleri son 7 yılda % 1400 artmış durumda… Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Komutanlığı'ndan basına verilen bilgilere göre, 2010 yılının sadece ilk 7 ayında 226 kadın öldürüldü…
Benzer şekilde, bağımsız iletişim ağı (bianet)'in resmi olmayan 2011 yılı basın taraması sonuçlarına göre 2011′de 257 kadın öldürüldü, en az 102 kadın ve 59 kız çocuğuna tecavüz edildi.
Ayrıca 2011 yılında kriz ve işsizlik nedeniyle öldürülen kadınların sayısı kadar kadın 2012 yılının ilk altı ayında öldürülmüştür.
2012 yılında 232 kadın öldürüldü, 180 kadın tecavüze uğradı, 610 kadın ise cinsel tacize maruz kaldı.
Yine İstatistiklere göre devletin koruma için kendisine başvuran kadınların yüzde 73'ünü koruyamadığı belirtildi.
* * * *
Peki, dün Cumhurbaşkanı Gül'ün onay verdiği yasa tasarısına ne demeli…
Hani şu kamuoyunda, anadilde savunma tasarısı olarak bilinen yasa ceza muhakemesi kanunu ile ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı hakkında kanunda önemli değişiklikler getiren yasa…
Cumhurbaşkanı Gül bu yasayı/(denetimli serbestlik yasasını) dün onayladı… Buna göre, hapisteki yaklaşık 15 bin kişiye af geldi ve tahliyelerine başlandı…
İşte bu yasayla cezaevlerinden tahliye olanların büyük çoğunluğu karısını döven ya da tehdit eden kocalardan oluşuyor...
Yani kısacası hapisteki dayakçı kocalar, dün akşam saatlerinden itibaren serbest bırakılmaya başlandı…
Bu suçlar için ceza ertelemesi yolu da getirildiği gibi dayakçı koca hiç hapse girmeden cezası da ertelenebilecek.
Bunun açık anlamı şu: Dayakçı kocaları koyacak yer bulamıyoruz. Sistem olarak kadını korumaktan ve ona uygulanan şiddeti önlemekten aciziz…
El insaf yahu…
* * * *
Bilindiği gibi, kadına yönelik şiddet kapsamında işlenen suçlara verilen cezalar (özellikle yaralama, tehdit, hakaret) oldukça az…
Dolayısıyla, bu yasa bu suçları işlemiş erkeklerin hepsinin tahliyesine olanak sağlıyor…
Ben buna bundan sonra 6411 sayılı denetimli şiddet serbestliği yasası diyeceğim…
Adım gibi biliyorum ki ve de eminim ki, tahliye edilen bu erkeklerin ilk işi, şiddet uyguladıkları kadınların kapısına dayanmak olacak…
Dün akşamdan itibaren bu gelişmelerden habersiz kadınlar, kapıyı açtıklarında cezaevinde sandıkları kocalarını karşılarında bulacaklar…
Peki, bu durum yeni bir kadın cinayetini de beraberinde getirirse, bunun sorumluluğunu kim üstlenecek?
Kadın nasıl arayacak hakkını, hadi yıllarca kadının adının olmadığını öğrettiniz de canının hiç mi kıymeti yok?
DİPNOT: Bu arada şiddetin kadını, çocuğu, erkeği, hayvanı, ağacı börtü böcüğü olmaz… Eğer şiddeti sadece kadına yapılan bir suçmuş gibi ele alırsak, diğer yaşayanlara uygulanan şiddet sanki affedilebilir bir olguymuş gibi anlaşılır ki, bu da şiddetin devamlılığını sağlar ve tekrar kadına şiddet olarak geri döner. Bu nedenle sadece kadına değil bütün şiddet ve dayak vakaları ağır ceza olarak işlenmeli ve hangi canlıya uygulanırsa uygulansın en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.