Son bir ay içinde gizemli hale getirilen İstanbul Kanal Projesi, Osmanlı döneminde dahi düşünülmüş. ANAP döneminde de Alibeyköy Deresi ile Karadeniz'i birleştirerek Haliç Karadeniz alternatif su yolu düşünülmüştü.
Kanal İstanbul, geçmişte düşünülenden daha büyük bir proje. Çılgınlığı maliyetinde; ifade edilen maliyet 10 milyar $.
Bu projenin fizibilitesine bakmak lazım.
Projeyi hayata geçirirsek, İstanbul Boğazı'nın kullanılmaya devam edeceği açık. MONTRÖ Antlaşması'na göre geçişler hemen hemen bedavaya geliyor. Kılavuz kaptan alınırsa, römorkör kullanılırsa bu geçiş için para alınıyor.
MONTRÖ Antlaşması'nı, biz defakto İkinci Dünya Harbi'nde değiştirdik. Boğazların askerden arındırılmış statüsünü değiştirdik.
Deniz trafiğinin daha seri ve emniyetli olması yönünden, Karadeniz-Marmara arası gidiş geliş şeklinde düzenleme yapılabilir. Hukuki altyapısı hazırlanmazsa, bedava geçiş olduğundan İstanbul kanalının önemli bir getirisi olmaz yani ekonomik yönden yapılabilirliği olmaz.
Bana göre, Başbakan'ın 'okullarda karatahta yerine akıllı tahta olacak, kitaplar, elektronik ortamda tabletle olacak' cümleleri, 'Kanal İstanbul'dan çok ama çok daha önemli.
Ancak yılardır Amazon KINDLE hizmeti Türkiye'de verilemiyor. Kindle, elektronik ortamda yüz binlerce kitabı elinin altına koyuyor. Ama Türkiye'de bu hizmeti veremiyor. Karşılarına Telekomünikasyon Yüksek Kurulu çıkıyor. Sayın Başbakan talimat vererek, Amazon Kindle'in önünü açacak düzenlemenin yapılmasını sağlayabilir. Bana göre matbanın ülkeye getirilmesinin geciktirilmesi ile elektronik ortamda kitap indirmenin engellenmesi aynı şey.
ÖSYM Skandalı üzerine
İki binli yılların başında özerk kurullar oluşturduk, siyasi etkiden uzak olsun diye. Bu kurullar bağımsız. Bizde bağımsızlık, sorumsuzlukla karıştırılıyor. Bu kurullar denetim dışı. Yıllarca denetim dışı kalan ÖSYM, akraba-i taallukat kurumu olmuş. Böyle de olunca menfaat çatışmaları dışarıya sızmadan, 'al gülüm/ver gülüm'e dönüşmüş.
Yıllardır yazıyorum, denetime açık olmayan kurumlar, eninde sonunda raydan çıkarlar. Bu gerçek Askerde, Üniversitede, Yargıda ve bütün bağımsız kurumların hepsinde var.
Yazılı basın, medyatik olabilecek işler sokağa taştıktan sonra yazmaya başlıyor; 'asıl sebep nedir'in arkasında değil.
Bağımsızlığın her kurum için farklı farklı uygulanmasına ortak bir düzenleme gelmez ise, ÖSYM gibi nice skandallar gizli kalmaya devam edecektir. Biz de olaylar ortaya döküldükten sonra hayretimizi ifade edeceğiz.