Kanıksamak!
Bir salgın gibi toplumu etkisi altına alan modern hastalık!
Uysal bir koyun gibi izliyoruz olan biteni…
Uyuyoruz, uyutuluyoruz.
Şehit haberleri düşüyor ajanslara, felaket haberleri geliyor yurdun bir yanından…
Belediyelerimiz varsa konserleri, eğlence programlarını erteliyor.
En çok 3-5 gün öteliyor o kadar…
Üç gün sonra 'Vur patlasın, çal oynasın'
Ne de olsa hayat devam ediyor…
Etkili yetkililerimiz klişeleşmiş açıklamalarına bir yenisini ekliyor.
Hesabı sorulacak, kanları yerde kalmayacak…
Bazen de dibine kadar saçmalıyorlar.
'Olur böyle vakalar, Hindistan'da da olur, Pakistan'da da… '
Sinirden gülüyor, için için ağlıyoruz.
Ama hepsi bu…
25 askerin yanarak can verdiği olaydan hemen sonra o ilin valisi gelen konuğuna 'hediye' takdim edip hiçbir şey olmamış gibi hatıra fotoğrafı çektirip, anında bunu servise koyabiliyor.
Ve ardından 'kanıksamak' dediğimiz o hastalığa tutulduğunu itiraf ediyor.
'Hayat devam ediyor' diyerek...
'Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir' anlayışının son timsali Afyon Valisi'ni kutluyorum.
Ve 'Hindistan'da da olur, Pakistan'da da…' diyen Orman Bakanı'nı…
Kanıksama hastalığına tutulmuş olmasak bugün ne Orman Bakanı oturabilirdi o koltuğa ne de o vali…
Absürt çıkışlı, ne düğü belirsiz duruşlu yöneticileri de kanıksadık çünkü.
Belki korkuyoruz, belki de öğretilmiş çaresizliğimizin pençesinde inliyoruz.
Gün geçmiyor ki saçmalayan bakanlara, valilere, vekillere, müdürlere bir yenisi eklenmesin…
Hüseyin Çelik'in '3-5 Mehmet şehit oldu diye TBMM'yi toplayamayız' çıkışı unutuldu bile.
Her vaka bir diğerini aratıyor.
*
Akıl tutulması…
Bu da İzmir valisine koyduğum son teşhis.
9 Eylül gibi önemli bir günün en önemli ritüelini yönetmeliğe dayanarak atlamış zat-ı şahaneleri. Haberi ilk duyduğumda ne kulaklarıma inanabildim ne gözlerime…
Ama doğruydu.
İzmir'in kurtuluş günü 9 Eylül'de 'temsili milislerin valilikteki göndere bayrak çekme merasimi' atlanmış dahası o bölüm törenlerden çıkarılmıştı.
Milli bayramların, ulusal günlerin 'içini boşaltan' o yönetmeliğe dayanan İzmir Valisi, açıkladığı tören programıyla hayal kırıklığı yaratmıştı.
Ama hepsi buydu...
Birkaç cılız tepki…
Neyse ki kabinede sadece 'Orman Bakanı' ve benzerleri yoktu.
İzmir'den milletvekili seçilen Kültür Turizm Bakanı Ertuğrul Günay gibi 'milli hassasiyeti' yüksek isimlerin de o kabinede olmasının anlamı böyle dönemlerde daha iyi anlaşılacaktı.
Açtı telefonu…
Attı zılgıtı…
Anında değişti tören programı…
Milisler de geri geldi, Türk bayrağını göndere çekme programı da…
Demek ki oluyormuş…
İstenirse yönetmelik böyle de yorumlanabiliyormuş.
Ama o yönetmeliği böyle yorumlamak için bir bakana dahası Ertuğrul Günay gibi bir bakana ihtiyaç varmış.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Valiliğin iptal ettiği 'bayram törenine' alternatif programlar geliştirdi. 'Bayrağını al da gel' diyerek halka çağrıda bulundu. Dün değişen tören programı sonrası katıldığı bir panelde süreci 'İzmir yine yaptı İzmirliliğini…' diyerek yorumladı, değiştirilen tören programına tepki gösterenlere teşekkür etti.
Tabi ki bir süre önce 'Onunla asla ortak bir projede çalışmam' dediği Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'a da teşekkür etmeyi ihmal etmedi Sayın Başkan…
Üzülerek söylüyorum ki Sayın Kocaoğlu'na katılmıyorum.
Onun durumu bu cümlelerle açıklamasını anlıyor ama katılmıyorum.
Çünkü aynı İzmir'in sadece 'spor müdürünün' katılımıyla gerçekleştirilen, devletin okul bahçelerine sıkıştırıldığı 19 Mayıs'a karşı takındığı tavrı da biliyorum.
Spor müdürü dışında Cumhuriyet Meydanı'ndaki anıta çelenk koyan tek ismin İzmir Milletvekili Aytun Çıray olduğunu, diğerlerinin 'günü birlik' klişe sözlerle süreci geçiştirdiğini…
9 Eylül neyse 19 Mayıs odur çünkü.
Biri başlangıç öbürü sonuçtur.
Türk milletinin olmak ya da ölmek mücadelesinin başlangıcı ve sonu…
*
Ve Valiliğin 'garip, anlaşılmaz' programını iptal eden, değiştiren İzmirlilerin tepkisi değil Kültür Bakanı Günay'ın zılgıtıdır.
Bana göre 12 Haziran genel seçimlerinde İzmir'e ithal gönderilen Bakan Günay, bu çıkışıyla artık İzmirli sayılmalıdır. Bu kenti 5 yıldır yöneten Vali Kıraç ise 'İzmirli olmak' dersinden bir kez daha çakmıştır.
19 Mayıs'ta Samsun'a çıkıp ardından Amasya, Erzurum, Sivas'la devam eden…
Ankara'da yeni bir devlet kuran…
Sakarya'da, Afyon'da, Eskişehir'de destanlar yazan…
Ve 9 Eylül'de düşmanı denize döken kahramanlara selam olsun.
Allah onlardan razı olsun, ruhları şad olsun…