Memleketimizde uzun zamandır restorasyon faciaları haberleriyle çalkalanırken güzel şeyler de olmuyor değil… Bu konuyu uzun zamandır yazmak istedim ama fırsat bugüneymiş…
Konuya şöyle resmi olarak bakacak olursak; Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne bağlı müzelerde bulunan eserler için modern teknoloji ile donatılmış yeni restorasyon ve konservasyon laboratuarlarının kurulması çalışmaları kapsamında İstanbul'da mevcut olan 1 adet laboratuara ilave olarak 30.07.2012 tarihinde Bakanlık kararınca 9 adet Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuarı Müdürlüğü daha kuruldu. İzmir, Ankara, Erzurum, Nevşehir, Antalya, Trabzon, Diyarbakır, Bursa, Gaziantep Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuarları bu oluşumda yer alan kurumlar oldu.
Hani deriz ya hep gözümüzün önünde neler yapılıyormuş da haberimiz yok diye, işte tam burada karşımıza çıkıveriyor İzmir Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuarı… Yeni bir kurum, genç ve çalışkan personel yapısıyla İzmir'de harikalar yaratmaya çalışan bir yer durumunda… Kuruluş aşamasında olan laboratuar eldeki kısıtlı imkanlarına rağmen bireysel özverileriyle şimdiden bölgede oldukça şaşırtıcı işler yapıyorlar… Üst sınır Bergama'dan başlayıp en güneyimizdeki Fethiye'ye kadar Ege Bölgesi'ndeki bütün noktalarda restorasyon ve konservasyon çalışmalarında imzalarını atmaya başlamışlar bile…
Ziyaretlerine gittiğimde personel sayısının azlığı beni şaşırttı. Sorduğumda ise hepsinin çeşitli illerde görevlere gittiklerini öğrendim. Ve bunların hepsinin bayan olması ise bizler için ayrı bir gurur konusu. Zorlu yollar, çetin şartlar ve en önemlisi beden yorgunluğuna 'bana mısın' demeden çalışan arkadaşları buradan tekrardan tebrik ediyorum.
Laboratuarda hemen hemen her sektörden bir uzman bulunmakta. Kimyager, ahşap uzmanı, metal eser uzmanı, çini uzmanı, seramik eser uzmanı, duvar resmi uzmanı, mimar bunlardan başlıcaları… Kimisi de belgelemesinden dokümantasyona kadar birçok işi aynı anda yapabilmekte…
Yani kıssadan hisse İzmir restorasyon ve konservasyon konusunda kişisel görüşüm olarak emin ellerde… Arşimet'in 'Bana bir dayanak noktası verin Dünya'yı yerinden oynatayım.' demesi aklıma geldi ve İzmir Restorasyon ve Konservasyon Laboratuarı içinde 'Bize bir bistüri verin size İzmir'i geri kazandıralım' cümlesini sarf etmesi hiçte yanlış olmayacak gibi…