EGEDESONSÖZ - İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kentsel dönüşüm projelerinde kooperatif modeliyle yürütülen çalışmalar nedeniyle ortaya çıkan mağduriyet tartışması sürüyor. Aktepe-Emrez, Uzundere, Örnekköy ve Çiğli’deki projelerde binlerce yurttaşın konut sahibi olma beklentisiyle dahil olduğu süreçte yaşanan gecikmeler, artan maliyetler ve projenin tamamlanmasına ilişkin belirsizlikler tartışma konusu olurken, mağdurlar sorumluluğun yalnızca kooperatiflere bırakılmasına tepki gösterdi.
S.S. İş İnsanları Gaziemir Konut Yapı Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Alpyavuz, yaptığı açıklamada, vatandaşların bağımsız bir kooperatif girişimine değil, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kamuoyuna sunduğu kentsel dönüşüm projelerine güvenerek sürece dahil olduğunu savundu. Alpyavuz, belediyenin proje sürecindeki rolü, İZBETON üzerinden yapılan işlemler, kooperatiflerin seçilme ve denetlenme biçimi ile ortaya çıkan maliyet artışlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, yaklaşık 1.500 ailenin yaşadığı mağduriyetin çözümü için Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluk üstlenmesi çağrısında bulundu.

Açıklama şu şekilde:
BİZ BİR KOOPERATİFE DEĞİL, İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ'NİN PROJESİNE GÜVENDİK
Kamuoyuna ve basın mensuplarına saygıyla duyurulur.
17 Eylül'de, 785 gündür bekleyen mağduriyetin sadece geçmişin değil, bugünün de sorunu olduğunu anlattık.
23 Eylül tarihli bildirimizde, aynı belediyenin aynı yıl iki ayrı sözleşme modeli uyguladığını belgeleriyle ortaya koyduk.
30 Eylül'de "Neden bütün bedeli kooperatif üyesi ödüyor?" diye sorduk.
Bugün ki soruması gereken sorumuz şudur: Bu aileler kimin projesine güvendi?
BİZ KİMİN PROJESİNE GİRDİK?
Vatandaş, birkaç kişinin kurduğu bir kooperatife para yatırmadı. Vatandaş, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin kentsel dönüşüm projelerine dahil oldu:
Aktepe-Emrez 1. Etap
Uzundere 3. ve 4. Etap
Örnekköy 3. ve 4. Etap
Çiğli projeleri
Bu projelerin arsası belediyenindi. Yapı sahibi belediyeydi. İş, belediye meclisinin kararıyla belediye iştiraki İZBETON'a verildi. Satış ofisinde, broşürde ve şantiyede belediyenin logosu vardı. Belediyenin meclis kararlarında bu işler kooperatiflerin adıyla değil, etap adlarıyla yer aldı.
İddianameye göre de dönemin belediye başkanı da kamuoyuna yaptığı açıklamalarda, kooperatifler eliyle yürütülen inşaatların İzmir Büyükşehir Belediyesi garantisi altında olduğunu ve vatandaşların bu kooperatiflere güvenle üye olabileceğini söylediği açıkça görülüyor.
Kooperatif, bu kamu projesine girmek için önümüze konulan araçtı. Projenin sahibi değildi.BU, "KOOPERATİFİN İÇ İŞİ DEĞİLDİR
Kamuoyuna yansıyan savunmalarda, bu kooperatiflerin belediyenin kooperatifleri olmadığı ve bir zarar varsa bunun kamu zararı sayılamayacağı söyleniyor. Oysa mesele kooperatifi kimin kurduğu değil, işi kimin verdiğidir.
Kooperatifler bu işi yapabilecek konumda bile değildi. İddianameye göre alanın devri kooperatife yapılamadığı için kooperatif müteahhitlik belgesi ve izni alamadı. İş kooperatife devredildikten sonra bile SGK dosyasında mühendis ve çalışanlar İZBETON tarafından çalıştırılıyormuş gibi gösterildi. Ne arsası devredilen, ne müteahhitlik belgesi alabilen, ne de mühendisi kendi kadrosunda olan bir yapı bağımsız değildir.
Bugün belediye, işin İZBETON üzerinden sürdürülmesini "belediyemizin verdiği söz yerde kalmasın" diye açıklıyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Nisan 2026 meclis oturumunda, vatandaşların belediyeye güvenerek sözleşmeleri yeniden imzaladığını da söyledi.
Kimse başkasının iç işi için söz vermez. Söz belediyenin sözüyse, sorumluluk da belediyenindir.
Denetim yükümlülüğü varsa, iş kamunundur. Bu dosyada kamu görevlileri hakkında "denetim görevinin ihmali" suçlaması yöneltildi. Gerçekten kooperatifin iç işi olsaydı, ortada ihmal edilecek bir kamu denetimi de olmazdı.
BU KONU YENİ DEĞİL
2023'ten itibaren meclis kürsüsünden, işin kooperatiflere ağır şartlarla devredildiği, devrin meclis onayından geçmediği ve tek imzayla yürütüldüğü defalarca dile getirildi. Meclis üyelerinin protokolleri görme talepleri bile karşılanmadı. Araştırma komisyonu önerisi oy çokluğuyla reddedildi..
O günlerde topluma "yüzde 50 daha ucuz" bir halk konutu anlatıldı. İddianameye göre ise belediye ile İZBETON arasında yaklaşık 51 milyon lira olan iş bedeli, İZBETON'dan kooperatife geçerken 151 milyon liraya çıktı. Üyelerin ödeme planları bu bedel üzerinden yapıldı ama 9 ay bile geçmeden kooperatif ile müteahhit arasındaki anlaşma 329 milyon liraya çıktı. Bugün tamamlama bedelinin 1 milyar liraya yaklaşacağı tahmin ediliyor.
"Yarı fiyatına" diye anlatılan konutun bedeli nasıl bu noktaya geldi?
HUKUKEN VE AHLAKEN SORUMLU KİMDİR?
Anayasamız açıktır: İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.
Belediye şirketleri belediyenin gözetim ve denetimindedir. Sayıştay, belediyenin işin kooperatiflere devrini bildiği hålde denetim yetkisini kullanmadığını tespit etti. Protokolde öngörülen kontrol teşkilatı, inşaat yüzde 9,77'de kalırken ne yapti?
Bir belediyenin verdiği güvence, başkan veya genel müdür değişince ortadan kalkmaz. "Bir sorumluluk varsa, bu; belediye meclisini, bürokratları ve belediyenin bütün kurumsal yapısını kapsar." Bu söyleme katılıyoruz.
Kamu gücüyle oluşturulan güvenin bedeli vatandaşa ödetilemez.
DÜNYADA DA ÖRNEĞİ VAR
İspanya'da 1993'te, büyük bir işçi sendikasının adıyla kurulan konut kooperatifi PSV çöktü ve yaklaşık 20 bin aile mağdur oldu. Projelerin bir kısmı kamu arsaları üzerindeydi. Hükümet duran inşaatların yeniden başlaması için devlet kredi kurumu üzerinden kefalet sağladı; kooperatifin arkasındaki sendika ise bütün borcu üstlendi. Çünkü aileler kooperatife değil, o kurumun adına güvenmişti.YETKİLİLERE SORUYORUZ
1. Belediyenin kendi kentsel dönüşüm projesi olan bu etaplar, bugün neden "kooperatiflerin iç işi" diye anlatılıyor?
2. Kooperatifler ve yöneticileri hangi kriterlere göre, kim tarafından, neden ihalesiz seçildi?
3. Meclisteki uyarılar ve araştırma komisyonu önerisi neden dikkate alınmadı?
4. Altı kooperatifin hiçbirinin projesi neden tamamlanmadı? Gecikmelerin sorumluları kimlerdir ve bu gecikmelerin bedelini neden mağdur vatandaş ödüyor?
5. Belediye çalışanlarına güvenceli model uygulanırken, 1.500 aile neden haberleri olmadan taşeron konumuna getirildi?
6. "Belediyemizin verdiği söz bugün de geçerliyse, tamamlama bedelinin tamamı neden üyelerden isteniyor?
7. Protokolleri hazırlayan, onaylayan ve denetlemesi gereken kamu görevlileri hakkında belediye hangi idari işlemleri başlattı?
TALEPLERİMİZ
1. İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu etapların kendi kentsel dönüşüm projeleri olduğunu ve çözüm sorumluluğunun kendisine ait olduğunu açıkça kabul etsin.
2. Tamamlama bedeli belirlenirken, gerçek inşaat maliyeti ile kurumların hata, gecikme ve denetimsizliğinden doğan maliyet ayrılsın. Bu ikinci kısım mağdurlara yüklenmesin.
3. Belediye çalışanlarına uygulanan güvenceli model 1.500 aileye de uygulansın.
4. Kooperatiflerin seçim sürecine ait belgeler, protokoller, yönetim kurulu kararları ve kontrol teşkilatı raporları kamuoyuna açıklansın.
5. Sorumlu kamu görevlileri hakkında idari ve hukuki süreç işletilsin; sonuç kamuoyuyla paylaşılsın.
Bugün kimsenin sahiplenmediği bir enkazın altında 1.500 aile var.
Biz kimseyi suçlu ilan etmiyoruz. Biz sorumluluk arıyoruz.




