Adalet Bakanlığı tarafından görevlendirilmiş bir müfettiş edasındayım.
İzmir Adliye Sarayının güvenlik duvarını aşarak, bodrum katına iniyorum.
Burada tam 27 İcra dairesi bulunuyor.’¶
Raflara, koridalara, masaların üstüne, altına, tabana, tavana dolaplara on binlerce icra takip dosyası yığılmış.
Ortalığa savrulmuş her dosyada farklı yaşamların,acıları öyküleri gizli.
İflas dosyaları, koridorlara, acıdan yağmur gibi durmaksızın yağıyor.
Burada sadece vatandaş iflas etmemiş.
Adalette iflas etmiş.

Örneğin, elinizde bir senet var, icra yoluyla tahsilini isteyeceksiniz.
İlgili icra dairesinin hemen girişinde bir masanın üzerinde, Resmi mühür, kaşe, başvuru tarihini belirleyen resmi araç,gereçler diğer resmi evraklar açıkta duruyor.
Kendi dosyanızı kendiniz onaylıyorsunuz.
Kaşeleri,resmi mühürleri kendi düzenlediğiniz evraklara yine kendiniz mühürleyip, onaylıyorsunuz. Ödeme ve icra emirlerini,faiz oranlarını kendiniz belirliyorsunuz.
Belgelere ’“aslı gibidir’” mührünü çakıyorsunuz.
İşte adalet bu kadar hızlı işliyor.

Burası ’‘’’kendin pişir kendin ye’’’’ piknik alanı gibi.
Ellerinde mühürler kendi evraklarını onaylayanların çoğu avukat bile değil. Hukuk bürolarında çalışan gencecik çocuklar. İçeride adım atacak yer yok.
İcra memurlarının yapması gerekeni kendileri üstleniyor.
Aralarında stajyer lise öğrencileri bile var.

Normal şartlarda kasalarda saklanması gereken mühürler,belgeler,dosyalar,senetler,değerli evraklar burada ortalığa saçılmış.
Dileyen dilediği belgeye,dilediği senede,dilediği tarihi yazıp,bunu da onaylayıp dilediği adrese gönderebiliyor.
İddia ediyorum.

İzmir İcra Dairesinden istediğiniz bakana, hatta Başbakan Erdoğan’’a bile milyon dolarlık bir ödeme emri göndermek mümkün.
İcra müdürleri önlerine yığılmış dosyalara ancak imza sallamaya,bilgisayarlara başvuru tarihlerini kaydedebiliyor.
Tek bir evrakı incelemeye fırsatlarının olmadığını belirtiyorlar.
Her türlü istismara açık trajik bir durum yaşanıyor.
Bunu bir yetkiliye sordum,aldığım yanıtı aynen aktarıyorum.
’‘’’Sadece kaşe ve mühürleme işi için en az her icra dairesine iki memur lazım. Bu 48-50 personel anlamına geliyor. Adalet Bakanlığı ise kadro vermiyor.’’’’
İzmir İcra dairelerinde çok sayıda dosyanın kayıp olduğu,çalındığı,akıbetinin bilinmemeği belirtiliyor.

Bu konuda açılmış davaların olduğunu duydum.
Takipteki icralık dosya sayısı on binlerle ifade ediliyor.
3,5 milyon nüfuslu kentte, her üç aileden biri icra takibindenmiş.
SSK, Vergi, kredi kartları, su-elektrik, doğalgaz, GSM faturaları, ev, araba kredileri, diğer ticari borçlar ve yığılmalardan İcra müdürlüklerinde sistem tıkanmış.
Durum bu kadar vahim. Tam bir kaos yaşanıyor.

27. İcra dairesi varmış. Her daireye 30-35 bin icra takip dosyası düşüyormuş. 900-950 bin dosyanın varlığından söz ediyoruz. Haciz için 15 gün sonraya gün alınabiliyor.
Yedi Emin depoları, orada dönen olaylar, yaşanan sıkıntılar, skandalları ayrı bir yazı konusu yapacağım.

Ankara’’ya sesleniyorum.
Sistem çökmüş,haberiniz olsun.