Hepimiz’” Adem ile Havva’’nın torunlarıyız’” diye başlamak istiyorum.
Dolayısıyla koskocaman, tek bir aileyiz aslında. Adımız-soyadımız, aynı yerde yaşayıp yaşamadığımız önemli değil. İyi ya da kötü ne yapıyorsak, ne düşünüyorsak öncelikle kendi kandaşlarımıza yapmış oluyoruz.
Bu günlerde çevremde çokça duyduğum, kelime anlamlarının unutulduğunu düşündüğüm, can yakan, iç acıtan dedikoduların toplumdaki yerini hatırlatmak istiyorum. Toplum düzenini korumak, akrabalık ilişkilerini bozmamak, aile hayatına zarar vermemek, en önemlisi de mübarek Kurban Bayramına ramak kala, saygıyı- sevgiyi bitirmemek adına gerekliliğini düşünüyorum.
En temelden başlayarak kısa kısa hatırlayalım izninizle’…
DOĞUM, anne karnında gelişimini tamamlamış, artık dışarıda yaşayabilecek özellikleri kazanmış bebeğin, dünyaya gelmesidir. ’“Yaşama hakkı’” kazanmasıdır.
AİLE, toplumun en küçük oluşumudur. Aynı evde oturan anne, baba ve varsa evlenmemiş çocuklarının kurumudur.
AKRABALIK, aynı soydan gelen veya evlilik ilişkisi ile birbirine bağlanan kişiler arasında meydana gelen sosyal yakınlıktır. Dinimiz akrabalar arasındaki ilişkilerin, sağlam ve sıcak olmasına, akrabaların manen ve madden birbirine destek olmasına çok önem vermektedir.
TOPLUM, insanı etkileyen gerçek ilişkilerin bütünüdür. Aynı toprakta yaşamak, ortak bir irade ve kültürün bütünleşmesidir. Toplum kurallarına uymak, ülke gelişimi açısından zorunludur.
CEHALET, bilgisizlik, bilmezliktir. Toplumdaki yeri çok tehlikelidir. Toplumdan uzak tutulmalıdır.
EVLİLİK, iki insanın birbirini sevmesidir. Hayatlarını birlikte yaşamaya karar vermesidir. Aslında ’“ince bir sanat’”ta denilebilir. Sadece iki kişiyi ilgilendirmelidir.
DEDİKODU(GIYBET), başkalarını çekiştirmek ve kınamak üzere yapılan kötü konuşmadır. Günahtır. ’“Hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyin ardına düşme. Çünkü; kulak, göz ve kalpten biri bundan sorumludur’” diye de tanımlanabilir dinimizce. (Kur’’an İsra-36)
SEVGİ- HOŞGÖRÜ, insanlığın bir parçasıdır. Hoşgörü arttıkça sevgi, sevgi arttıkça da hoşgörü gelişir. Mutlaka iyi kalpli olmak için gereklidir. Saygıyı getirir.
İBADET, Allah’’a karşı gösterilecek saygı, hürmettir. Kullukta denilebilir. Allah’’ın emirlerini yerine getirmek, yasakladığı bütün haramlardan uzaklaşmaktır.
GÜNAH-SEVAP, ikisi de işleyenindir. Günah, Allah’’ın uygun görmediği davranışlarda bulunmaktır. Haramlara bulaşmaktır. Sevap, tam karşıtıdır.
ANNELİK, kutsaldır. Annelerimiz başımızın tacı olmalıdır.
ÖLÜM, insan ruhunun ve bedeninin dünyadan ayrılmasıdır. Allah’’ın huzuruna kavuşmasıdır.
Doğan her insanın ’“iyi yaşamayı isteme’” hakkı vardır. Dünyaya bazı insanlar daha şanslı doğabilir. Ama bu Allah’’ın takdiridir. Devamlılığının nasıl olduğu, daha kötü, daha iyi olması ’“iç niyetle’” ilgilidir bence. Kul hakkıyla ilgilidir. Davranışlarla, düşüncelerle, niyetle orantılı olarak mutluluk azalıp, çoğalabilir. Anneyim. Evlilik kurumunun gerekliliğine, sonsuzluğuna inanıyorum. Buna da sonuna kadar bağlıyım. Böyle olmaktan da hep gurur duymuşumdur. Çünkü ben, geleneklerine çok bağlı bir ailenin kızıyım.
Dinimizdeki anne baba kavramının yüceliğine sonsuz saygım var. Bu özelliği taşımayan insanların, ’“ insanlık’” değerlerinin olmadığını düşünürüm ve acırım her zaman.
Cahil-cühela takımının konuşmalarına hiçbir zaman prim vermemeliyiz ve verdirtmemeliyiz.
Akrabalarımı da çok severim. Onların kılına zarar gelmesini de hiçbir zaman istemem. Yapılmasına da izin vermem.
Ne diyelim?Sözün özü;
İLAHİ ADALET vardır. Ben buna çok inanırım.
Allah, böylelerinin hem bu dünyada,
Hem de öbür dünyada yardımcısı olsun’…
Sevgi ve saygılarımla.
NOT: Atamızı 72. ölüm yıldönümünde saygıyla ve hasretle anıyorum.