Ne alaka demeyin,
Küresel sermayenin para kazanmak için vazgeçemediği iki sektör. Her iki sektörde birbirine çok benziyor aslında.
Silah sektörüne para kazanmak için birbirine düşman edilen ülkeler, ülkelerin içindeki azınlık gurupların ve muhalif gurupların silahlandırılması ardından silah stoklatılan ve savaştırılan ülkeler gelirlerinin önemli bölümünü silah satın almak için harcamaktalar.
Zamanın birinde Irakta bir diktatör vardı. Adı, Saddam Hüseyin. Önce İran'a saldırtıldı, 8 yıl İran'la Irak savaştı. Küresel sermaye hem İran'a hem de Irak'a silah sattı. Ardından Kuveyt'e saldırtıldı. ABD ve bazı AB ülkeleri –Sözde- Kuveyt'i Saddam'dan kurtardı. Kuveyt'in elindeki tüm parayı yanlış hatırlamıyorsam 380 Milyar doları başta, ABD olmak üzere İngiltere, Fransa gibi ülkeler aralarında paylaştılar. Saddam'la işleri bitti. Nükleer silah var bahanesiyle Irak'a girdiler. Binlerce masum sivil ve çocukları katlettiler. Zamanında kullandıkları Saddam Hüseyin'i de idam edip, petrol kuyularını garantiye alıp, işlerini bitirdiler.
Yani önce savaş çıkarttılar, sonra silah sattılar.
Ve ilaç sektörü. Önce hastalık üretip ardından ilaç satmak.
Yani önce savaş çıkarttılar, sonra silah sattılar.
Ve ilaç sektörü. Önce hastalık üretip ardından ilaç satmak.
Olur mu öyle şey, demeyin. Oluyor. Her geçen gün hastalık sayısı artıyor. Yada arttırılıyor. Mesela Kolesterol bir hastalık mı? Değimli? Tıp halen tartışıyor. Bir doktor arkadaş diyor ki 'Biz önce kolesterol değerleri 220'den yüksek olan hastaya ilaç başlıyorduk, ardından bu sınır 180'e düşürüldü, ardından 160'a şimdi ise 140'dan sonra ilaca başlayabiliyoruz. Bunun manası önemli olan hastaya yardımcı olmak değil ilaç satmaktır.
Geçtiğimiz yılları hatırlarsınız, her kış döneminde bir grip türü ortaya atılır. Milyar dolarlarca para aşı satın almak için kullanılırdı. Çin gribi, kuş gribi, domuz gribi vs. Hatta domuz gribi ortaya çıktığında Sağlık Bakanlığı yetkililerimiz çok hızlı!.. hareket ederek 500 Trilyonluk aşı satın aldı. Aşıları zorla vatandaşa kullanmak istediler. Örneğin Sağlık Bakanlığında çalışan memurların pek çoğu zorunlu!... aşılandı.
Sayın Başbakanımız doğru olanı yaparak 'Ben aşı yaptırmam' deyince ortalık karıştı. 'Kimse aşı olmak için zorlanamaz' mantığıyla esnetildi.
İlaca harcanan para birkaç yıl önce birkaç milyar iken bu yıl 20 milyar TL civarında. Üretilen ilaca göre hastalık üretmek, her hastayım diyen vatandaşa ilaç yazmak, pahalı ilaç yazarak iyi doktor olmak yaşadığımız gerçekler.
Görüldüğü gibi silah sektörüyle ilaç sektörü o kadar birbirine benziyor ki?
Birinde birbirine düşman ülkeler, yada ülke içinde muhalifler üretilerek silah satılıyor.
Diğerinde yeni yeni hastalıklar ortaya çıkartılarak ilaç satılıyor. Ne kadar da benzer değimli?
Bir rivayete göre başımızın belası olan kanser hastalığının çaresinin bulunduğu da ifade ediliyor. Ancak kanser ilaçlarının çok pahalı olması ve trilyonlarca liranın dönmesinden dolayı ortaya çıkartılmadığı da kulağımıza gelen bilgiler arasında.
Dünyadaki açlığın, yoksulluğun sebebi fakirleri doyuramadığımızdan değil. Kapitalist küresel sermayeyi dünya zenginlerini doyuramadığımızdan…