AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, ESİAD’’ın davetlisi olarak geldiği İzmir’’de bir konuştu ortalık karıştı. Bir haftadır ortalık toz duman. Tartışması hala sürüyor. İzmirliler hemen savunmaya geçti.
Bana göre az bile söyledi Hüseyin Çelik. İzmir’’in durumu daha da kötü. Hatta içler acısı.
İzmir’’in bugünkü halinden memnunsanız diyecek lafım yok. Ama bütün gün ’“ne olacak bu İzmir’’in sonu’” diye ağlayıp, zırlayanlar, gerçekleri söyleyen bir AKP’’li olunca hemen savunmaya geçiyor. Elinde son kalesini savucak başka malzemesi kalmayan CHP’’liler de AKP düşmanlığını körükleyerek İzmir’’in sorunlarının üzerini örtmeyi tercih ediyor. Olan İzmir’’e İzmirlilere oluyor.
Ne demiş ki Hüseyin Çelik. Küfür mü etmiş?Hakaret mi etmiş?İzmir ile ilgili bir saptama yapmış. İzmir’’in birlikte hareket etme kabiliyeti olmadığı için ’“armoni yok kakafoni var’” demiş. ’“İzmir 4 tekerine fren takılmış gibi. Sivil toplum kuruluşları adeta engellemek için çalışıyor’” demiş. ’“Her taraf gecekondu’” demiş. ’“Bir şeye engel olma zihniyeti maalesef bir şeye destek olma, çözümün parçası olmadan daha öne geçiyor’” demiş. Pırıl pırıl nur topu gibi bir çocuk olan İzmir’’in burnunun aktığını, kir pas içinde olduğunu söylemiş,
Şimdi siz söyleyin; Bakan Çelik bu söylediklerinin hangisinde haksız. Bu söylediklerinin hangisi yalan. İzmir’’in yüzde 60’’ı gecekondu değil mi?İzmirliler el ele vererek çok büyük bir proje hayata geçirdi de biz mi görmedik. Birbiriyle kavgalı ya da birbirini seven kaç tane sivil toplum kuruluşumuz var. İster merkezi ister yerel hükümet (belediye) bir şeyler yapmaya kalksa davalar peş peşe gelmiyor mu?Tarihi, kültürel, ekonomik ve sosyal açıdan her türlü zenginliğe sahip olan İzmir’’in eli yüzü kir pas içinde değil mi?Hangi zenginliğimizi dünya çapında bir değere ulaştırabildik?İzmir’’i dünyada kim tanıyor?Yılan hikayesine dönmeyen, adliye koridorlarına düşmeyen büyük bir yatırım ya da proje var mı oratada?
Az bile söyledi Hüseyin Çelik, az. İzmirlilerin AKP’’ye olan karşı tavrını sonuna kadar sömürenler hemen savunmaya geçti tabi. Nasıl olsa yakında seçim var. Bundan iyi malzeme mi olur?Vurun gitsin. İzmir sular altında kalmış kimin umrunda.
Ege Bölgesi Sanayi Odası Ender Yorgancılar’’ın meclis toplantısında ortaya koyduğu rakamlar bugün birçok gazetede Hüseyin Çelik’’e cevap olarak kullanılmış. Ben de size bazı rakamlar vereyim o zaman. Hem de İzmir’’i kalkındırıp dünyaya pazarlamak için kurulan İzmir Kalkınma Ajansı’’nın resmi rakamları.
Açın bilgisayarınızı girin http://www.izka.org.tr/izmir/ adresine, İzmir’’in ne halde olduğunu görün. İşte İZKA’’dan acı İzmir raporu;
’“Sosyoekonomik gelişmişlik ve rekabetçilik endeksinde Türkiye’’nin üçüncü ili olan İzmir, aynı zamanda Ege Bölgesi’’nin merkezidir. Zengin doğal kaynaklara, yüksek sermaye birikimine, yetişmiş insan gücüne, gelişmiş kurumsal yapıya, bilim ve teknoloji altyapısına ve güçlü ulaşım ağlarına sahiptir.
İzmir, 13.383 milyon TL (2001 cari fiyatlarla) ile Ege Bölgesi GSYİH’’sinin neredeyse yarısını oluşturmakta, kişi başına düşen GSYİH’’de ise 3.215 $ (3.894 TL) ile Türkiye’’nin altıncı ili konumundadır.
Son 10 yıla bakıldığında İzmir’’in Türkiye’’deki kamu yatırımlarından aldığı payda azalma görülmektedir. 1999’’da İzmir’’in payı yüzde 4,82 iken 2000 yılında bu oran yarıya düşerek yüzde 2,44 olmuş, 2007’’de ise yüzde 1,99’’a kadar gerilemiştir.
Türkiye’’de sanayinin yoğunlaştığı ikinci bölge olan İzmir, ihracatın ithalatı karşılama oranında da ikinci sıradadır. Ancak, İzmir’’in Türkiye ihracatındaki payı düşme eğilimindedir. 2002 yılında bu oran yüzde 7,70 iken 2008’’de yüzde 5,96’’ya gerilemiştir.
2008 yılında yüzde 11,8 olan işsizlik oranı, ülke ortalamasının üzerinde seyretmekte ve göçlerle birlikte artmaktadır. Nitelikli işgücü ise başka şehirlere göç etmektedir. Kırsal kesimde geçim kaynaklarının yetersizliği ve yüksek işsizlik oranı göze çarpmaktadır.
Şehrin çok sektörlü yapısı, ekonomideki gücün dağılmasına ve uzmanlaşma eksikliğine neden olmaktadır.
İzmir, temel sağlık göstergeleri bakımından ülke ortalamasının üzerinde olsa da, İzmir’’de kentsel nüfus yoğunluğunun Türkiye ortalamasından yüksek olması nedeniyle sağlıklı kentleşme, toplum sağlığı gibi konularda verilen hizmetler, ihtiyacı karşılayamamaktadır. Aynı şekilde ildeki sağlık kurumlarının büyük oranda merkezde yoğunlaşmış olması ve bu kurumların çevre ilçe ve illerden gelen talebe de hizmet etmesi sonucu ildeki sağlık hizmetlerinin kapasitesi zorlanmaktadır.
Şehirde yedi adet üniversite bulunmaktadır. Okulöncesi, ilköğretim ve ortaöğretimde okullaşma oranları Türkiye ortalamasından yüksektir. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı Türkiye ve Ege Bölgesi ortalamalarından düşük olsa da özellikle bazı ilçelerde derslik başına düşen öğrenci sayısı oldukça yüksektir. Mesleki eğitim programları, yerel ekonominin ihtiyacını karşılayamamaktadır.
İzmir 32,4 medyan yaş ile Ege Bölgesi (32,2) ve Türkiye (28,5) medyan yaş değerlerinin üzerindedir. Yaşlı nüfus oranı ise Türkiye’’de yüzde 6,84 ve Ege Bölgesi’’nde yüzde 8,70 iken İzmir’’de yüzde 8,05 düzeyindedir. Bu veriler İzmir’’in Türkiye’’deki en yaşlı nüfusa sahip illerden biri olduğunu göstermesine karşın, yaşlı nüfusa yönelik sosyal hizmet ve bakım kurumları yeterli değildir. Engellilere yönelik eğitim kurumlarının da sayısı yetersizdir.
İzmir’’de çok sayıda kültür ve sanat etkinliği düzenlenmesine karşın, bunlar eşgüdüm içinde gerçekleştirilmemektedir ve bu etkinlikler için gereken altyapı yetersizdir.
Tarımsal üretim İzmir’’de ülke geneline göre daha çeşitli alanlarda ve daha yüksek teknolojiyle yapılmaktadır. İzmir özellikle süs bitkileri ve su ürünleri üretiminde ve ayrıca organik tarımda ülkede önemli bir konumdadır. İzmir, üretim değeri, verimlilik ve markalaşma potansiyeli bakımından önemli tarımsal ürünlere sahiptir. Tarım arazileri küçük ve çok parçalıdır, tarımda ortalama işletme büyüklüğü ülke ortalamasının altındadır. Ek olarak, tarım ’– sanayi entegrasyonu yeterli değildir.
Coğrafi konumu, altyapısı, doğal, kültürel ve arkeolojik değerleri ile İzmir, farklı turizm çeşitleri için potansiyel taşımaktadır. Buna karşın, İzmir’’de turistlerin ortalama kalış süresi, konaklama tesislerinin doluluk oranı ve ayrıca otel ve lokanta hizmetlerinde işgücü verimliliği istenen düzeyde değildir. Otel ve lokanta hizmetlerinin İzmir GSYİH’’ sine olan katkısı % 2,5 civarında seyrederken, bu sektördeki istihdam payı % 7,9’’dur. İzmir’’in turizm olanaklarının tanıtımında da yetersizlik söz konusudur. Turizm politikalarında destek ve teşvikler Antalya ve Güney Ege’’de yoğunlaşmaktadır.
İzmir’’de evsel ısınma ve sanayide kullanılan yakıtların kalitelerine sınırlama getirilmesi ve kullanılan yakıtların denetlenmesi, ayrıca sanayide ve evsel ısınmada doğal gaza geçiş; çevre açısından olumlu gelişmelerdir. Diğer yandan, deniz kirliliği İzmir için bir sorun olmayı sürdürmektedir. Körfez’’deki kirliliği önlemek amacıyla 2000 yılında devreye giren arıtma tesisinin varlığı olumlu olsa da, Körfez’’deki iyileşme sürecini olumsuz etkileyen bazı kirlilik girdileri devam etmektedir.
Kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su potansiyelinin ortalama 614 m3 olduğu İzmir’’de ’“su fakirliği’”, atık yönetimi yetersizliği, hava kirliliği, çevre yönetim sistemlerinin kullanım oranının düşük olması, çevreye ilişkin diğer sorunlar arasındadır.
Ulaşım konusunda ise, havaalanı kapasitesinin arttırılmış olması, uluslararası feribot seferlerinin varlığı, turizm ve ticarete hizmet eden limanların bulunması ve ulaşım çeşitliliği gibi, İzmir için olumlu özellikler görülmektedir. Diğer yandan, demiryolu yatırımlarının yetersizliği, İzmir’’den ve İzmir’’e direkt uçuşların azlığı, denizyolunun yolcu taşımacılığı bakımından yeterince kullanılmaması, şehir içi ve şehirlerarası yük ve yolcu taşımacılığının karayoluna bağımlı olması, İzmir Limanı’’nın artan talebi karşılayacak altyapı ve kapasiteye sahip olmaması, kara trafiği ve otopark sorunu İzmir’’de ulaşımın zayıf yönleridir.’”
Alın size savunduğunuz İzmir. Elle tutulur bir yanımız var mı bakın. Ondan sonra da kendi aranızda başka gazetecilere başka konuşmayın. İzmir’’in savunulacak bir tarafı yok, artık itiraf edin. Ne pahasına olursa olsun kendi iktidarınızı sürdürmek için İzmirlilere eziyet çektirmeyin. Ne halde olduğumuzu artık kabul edin, kabul edin ki çıkış yolu için doğru yöne gidelim. Bu işler AKP düşmanlığı ile olmuyor. ’“Dindarlar işbaşına geldi’” diye (tamam onlar da zaman zaman sizi haklı çıkaracak hareketler yapıyor ama) korku pompalamak İzmir’’i sorunlarından kurtarmıyor.
Artık bu savunma mekanizmasını bir kenera bırakıp, İzmir ortak paydasında buluşmak zorundayız. CHP, AKP, MHP, SP, DP fark etmez. Önemli olan İzmir ve İzmirlilerin huzuru. Geri boş laf.